Balaban’ın evleri
Tarih: 13.3.2013 00:00:00 / 1724okunma / 0yorum
Cemil Gülseren

Duyanınız var mı bilmem ama bir gören durup bir daha bakar bu evlere. Baktıkça içine giresi gelir. Öylesine sıcak, çekici, kucaklayıcı olan Balaban Evleri hakkında bilimsel bildiriler de sunulmuştur. Envanterlere geçmiş, mimarlık ve sanat tarihleri kaynaklarında kendisine özel yer bulmuştur. Maalesef bu evleri bu gidişle çok çok yakın bir zamanda arşiv fotoğraflarda görebileceğiz. Hangi gidiş derseniz yok etmede acelecilik, korumada duyarsızlık gidişi… Gerekçemiz yani bahanemiz mi, o kadar çok ki. Betonlaşmış kafalarla modernleşme adına, şehirleşme telaşı ile zenginleşme havasıyla, gelişme yalanıyla, ilerleme rüyasıyla sonuç zevksiz, yığınla beton bloklar, tek tip model evler… Oh be Balaban da şehirleşti diyeceğiz ve üstelik gelişmişliğin göstergesi olarak sunacağız bunu da. Sonunda mı?... Çarpıdan kurtulduk, tozdan, çamurdan arındık, dam sıvamaktan, çamur çalmaktan, kar kürümeden usanmıştık zaten. Kadınlarımız rahata erdi. Elleri de çatlamayacak, belleri de bükülmeyecek. Bir de şu erikleri söktük mü ver elini Ankara olmadı Malatya. Gelir mi? Bir yerden gelir zahar. Nahır yıllar öncesinde bitmişti. Harman eli kulağında. Kala kala kayısı o noktaya geldi yarısı. Anlam veremeyiz ama sebepsiz değil. Bizim insanımızın ürettiği kayısı, fındık, incir, zeytin niye değerinde gitmez? Neden para etmez? Kesin Türk tarımını bitirecekler. Komplo falan deyip geçin siz.  Sen üretme, tüket. Biz sana daha ucuza veririz. Sen yeter ki ekme, biçme. Üstüne sana destek parası bile veririz. Unut üretmeyi. Sen evde yat. Para da hesabına yatsın. Tarla da yatsın, alet de çürüsün. Dışarıdan buğday, un, pirinç, mısır almıyor muyuz? Kayısıyı da İran’dan, Çin’den getirir kaysı borsasında yerlinin içine boca eder sonra da Malatya Kaysısı diye satarız. Yapmadığımız şey değil. Üç maymunu oynayan ülkenin insanları niye şaşırıyorsunuz ki? Gün bu gün. Yarın mı? Kabir karanlık. Giden de gelmiyor ki…

Tarla dönüşü

Gün boyu bahçede çalışıp da gün batımı yokuşu çıkıp evin önündeki sekiye sekilenmek nedir bilir misiniz? Oradan gelip geçenle muhabbettir; o sohbettir,  o yarenliktir, o bir nefestir ferahlatan. Hal hatır sormadır. Yarının programıdır, günün muhasebesidir. İstişaredir. O sekiler de yoklarda artık. Bu fasıldan sonra akşam yemeği gelir. Erişte çorbası, mercimekli bulgur pilavı arkasından dam sefası, yıldızlar altında süüklere yaslanıp oturduğumuz çaylı saatlerin tadını şimdi hangi TV dizisinde bulabileceğiz ki? Damda yatanın üstüne gün doğmazdı. Gün doğduğunda sen işinde yol almışsındır. Seher uykusunun kalan çeyreğini öğlen gün ortasında yemek sonrası şekerleme ile tamamlarsın. O ‘Boranı’nın üstüne ne de güzel uyunur. Tekrarı yok bu rüyanın. Film bitti.  Kaybettiğimiz insanlarımızdan sonra yaşadıkları evleri de arkalarından yıktık, yok ettik. Muhabbet de bitti, sanki o mimari tarz ile birlikte dayanışma da… Balaban Evlerini bilimsel olarak tez yapan Prof. Dr Bekir DENİZ ile 2009 yılında tanışmıştım. (O zaman Akdeniz Ünv. GSF Dekanı idi.) Balaban’ın evleri söz konusu olunca derinden bir iç geçirdi. Ben de… O, evlere acıdı, ben de, evle birlikte kaybettiğimiz insanlara, onlarla giden kültüre, yaşama biçimine yani insanlığa. Ben hâlâ acırım o insanların içtenliğine, dayanışmasına, güvenine. Şu itimada bakar mısınız? Bir evin damından hiç sokağa inmeden köyün üst başına gidebilirsin. Kardeşlik bu, komşuluk bu. Bir eşi, benzeri zor gösterilecek sosyal dayanışma, kaynaşma. Onlarla beraber hatıraları da toz olup uçtular. Aslı Halep Türkmenlerine dayanan Balabanlının kurduğu, şimdilerde tek tük kalan bu evler ``Kale Kent`` tarzı idi. O zamanın site evleriydi. Birbirine yaslanan, sırt sırta, him hime evler. Ortak havludan evlere geçilir, dertler paylaşılır, yemekler paylaşılır hatta ertesi günün işleri bile üleşilirdi. İmecenin en hasını ben küçüklüğümde köyümde Balaban’da yaşadım. Ben enayi miydim dersiniz?

Ey TOKİ severler, ey şehir sevdalıları, alın, dikin, yapın bireysel evlerinizi; çelik kapılara dayanın, demir kafeslere kilitleyin bedenlerinizi. Bencil, yalnız, içe kapanık, bir başınıza, kim kime; dum duma. Komşu hırlaşmak içindir. Akraba kıskanmak için. Çekememezlik alır başını gider. Dertler depreşir. Bunalımları antidepresanlarla savmaya çabalarsınız. Dede, ebe, nine, emmi, dayı, hala, teyze sığındığımız, dertleştiğimiz değil eleştirdiğimiz insanlar olur birden bire. Derdini ellere açarsın. Ne çare. Yad ellere kaçacaksın. Sevgi yok. Al sat var. Paylaşım yok, ödünç ver al. Evdekilerle birlikte âdetlerimiz de yittiyse, çerezi, çöreği, kömbesi, boranısı yoksa neyleyim seni Balaban? İkram mı facebook’ta fotoğraflarını yayınlıyorlar ya. İşte öyle bir şey.

NOT: Anlaşılmayan kelimeler için yorum yazarsanız, bilgi verilecektir.

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
YALAN VE YANLIŞ (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Herkesin derdi (24 Temmuz 2018 - Salı)
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
6.2671
EURO
7.3794
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
22 Eylül 2018 Cumartesi
Bugün
Güneşli
30 °C
13 °C
Pazar
Güneşli
31 °C
14 °C
Pazartesi
Güneşli
30 °C
13 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Köpeklerin dudakları değdi diye deniz kirlenmez…

Mevlana