Her an herşey olabilir
Tarih: 6.2.2013 00:00:00 / 1101okunma / 0yorum
Cemil Gülseren

Daha çok doktorların ağzına yakışan bu cümleyi zaman zaman duyarız. Seyrek de olsa, az da olsa duyarız işte. “Hazırlıklı olun.” İnsanın dünyasını değiştirmesi elbet kendi elinde değil. İnsanın görevi yaşamaktır. Şairler de der, Allah dostları da der, bilgeler pek demese de “Neylersin ölüm herkesin başında uyudun, uyanamadın. Kim bilir nerede nasıl kaç yaşında…”

Hastanın durumu kritiktir. Yakınlarına şöyle cevap verir doktorumuz: Hastamız ya ölür, ya yaşar. Fıkra gibi değil mi? Bunun için mi onca yıl tıp okudun diye sormayın sakın. İşte en kati gerçek sonunda. Doğarken ölümü de beraberinde getirmiyor muyuz? Er geç her can tadacak değil mi?

Ruhunuz mu görüyor düşü? Beden değil o belli. Yoksa değil mi? Ruh, siz uyuyunca ne yapıyor? Donuyor mu? Çıkıyor mu? O da uyumuyor ya…

Uyku yarı ölümdür derler, bense uyku ölümün özetidir derim. Özü, esası. Rüyayı da sorgu sual gibi düşlemişimdir. Ve uyanırsın bir zaman. Hayat böyledir işte. Bir varsın bir yok.  Yani misal, ölünce uyku hali gibi azaplar, sorgular, sualler, uçmaklar, bahçeler, eşler, dostlar sen yataktasın ama bütün bunları düşünde görüyorsun işte.

Mevlana der ki: “Vücut ana gibi ruha gebedir. Ölüm ruhun doğumudur.” Onun içindir ki Mevlana’nın ölümü “Şeb-i arus” olarak anılır.  Yani düğün gecesi. Ruh o gün doğuyor. Ruh o gün Rabbine vasıl oluyor. Niye korkuyorsun ki; niye, niye, niye dünyadan kurtuldu gitti işte. Telâşe bitti, dert bitti, laf bitti, söz bitti, geçim yok, seçim yok, mal yok, mülk yok. Hepsi size kaldı. Yunus’un dediği gibi kalanlar oyalansın. Yoksa canları mı sıkılır? Canları mı daralır? Gidene hoş, kalan düşünsün.

Gitmeden hep isteriz, dua ederiz. Herkes umar cenneti… Gönüllü, koşa koşa, seve seve cehennemi arzu edene rastlamadım ben. Umut işte.

-       Efendim cennete gitmek için ne yapmak lazımdır?

-       Önce ölmeniz gerekir.

Tasavvuf ehli burada devreye girer ve der ki; “Ölmeden önce ölünüz.” Dinin gereğini yaşamadan erenlerin halini yaşatmak ne mümkün? Ölmek ne ki? Biz yaşamayı göze almışız. Cehennemi kimse istemez istemesine de aklımıza getirir miyiz? Ateşe, yanan çakmağa ne denli dokunabilirsin ki?.. Cehennemle ilgili yaklaşımların en ibretlisi, uyarıların en etkilisi ise; “Cehennemde odun yoktur dünyadan siz götürürsünüz.” cümlesidir. “Ateşe dayanabileceğin kadar günah işle” deniliyor o zaman.

Dünyada kiminle isen, ne ile meşgulsen öteki âlemde de onunlasın demektir.

Şeyh Şibli Hazretlerinin ifadesiyle; “Kabirde Allahu Teâlâ o kadar çok sual sormaz. O sorar ki! Ey kulum! Ben seninleydim, sen kiminleydin?” Gerisi ayrıntı.

İki dünyanın da huzuru için, Es-Seyyid Osman Hulusi Efendi bir beytinde şöyle demektedir. “Ehiller ile konuş ta ki ehil olasın / Seni yoldan çıkarır, derilme yobaz ile.” Yani “Ördek ördek ile derilir, kaz kaz ile.” Arife tarif ne gerek dememek gerek. Yerleşim yerlerinin girişi ve çıkışlarına mezarlıkların konuşlandırılması boşuna değil. Sadece, unutmayın burası da gelinecek son mekândır hatırlayın anlamında.

Ölüm ölüm dediğin nedir ki canlar biz zoru seçmişiz. Biz yaşamaya çalışıyoruz. Ölüm bir kez gelir kapına. Açarsın ve gidersin. Geridekiler düşünsün nasıl yaşanır, gidene ne? Kalanlara yine denilecek: “Her an her şey olabilir.” Ama yaşadığın sürece.

                                                          *   *   *

Bu yazıyı yazmaya başladığımda annem sağdı. Yoğun bakımda idi. Dualarla yaşıyordu. Yazının sonunda artık annem dünyasını değişti. (27 Ocak 2013) İşte her an her şey olabilir dedikleri buymuş demek ki…

Annemi dualarla uğurladık. Hastalığı süresince arayan, ilgilenen herkesten Allah razı olsun. Nur içinde yat annem. Ruhun şad olsun. Mekanın cennet olsun…

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
YALAN VE YANLIŞ (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Herkesin derdi (24 Temmuz 2018 - Salı)
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
6.2671
EURO
7.3794
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
22 Eylül 2018 Cumartesi
Bugün
Güneşli
30 °C
13 °C
Pazar
Güneşli
31 °C
14 °C
Pazartesi
Güneşli
30 °C
13 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Kontrollü Ihanet Kontrolsüz Sadakatten Iyidir.

ANONIM