Perdenin önü
Tarih: 3.10.2012 00:00:00 / 1093okunma / 0yorum
Cemil Gülseren

 

“Her şey zıddıyla vardır.” Derken Peyami Safa her şey bir ikili içerisinde bütündür mü demek istedi yoksa? Doğmakla başlayıp ölmekle bitmek gibi; ağlamakla tepki verdiğimiz dünyaya gelmek gibi. İlginçtir dünyadan ayrılınca da ardınızdan ağlamakla yollanırsınız. İki ağıdın ortası işte hayat. Gül gülebilirsen bu arada. Yaz ve kış da bir bütünün parçaları lakin baharlar da aralarında. Geçişler, bu aralar, bu baharlar ama ilk ama son… Ömrümüzün iki baharı. Sadece mevsimleri anlasak, sadece renkleri tanısak hayatı daha iyi anlayacağız. Oysa biz hayatı anlamaktan çok yaşamayı istiyoruz. Acıkınca yemek; yatmakla kalkmak; uyumakla uyanmak aynen sıcak ve soğuk gibi bizimle iç içeler. Ne yapsak nafile. Ne sıcağa geliriz ne soğuğa dayanırız. Hoş ruh bunlarsız. Takmaz bile. Beden ruhu görmez, ruh bedeni aramaz. Ayrılınca adın kalır. Ruh da yalnız kalır. İkili bozulur. Oyun biter; perde kapanır. Siz o arada neredesiniz?

 

Ne ötelenir ne ertelenir

İnsan görünümlü, duyguları olabilen (!) -Nasıl olacaksa- bir robot sizin en yakın sırdaşınız, yardımcınız ve hatta arkadaşınız olabilir mi? Ruhsuz şeyler. Nedenli geliştirirseniz geliştirin ruhsuzlar. Her organın yapayı ile organ nakli sıkıntısı biter mi? Ölümün şekli, türü, sebebi, adı değişir. Ölüm gerçeği değil.

Uçaklardan sonra uçan otomobiller tıpkı çizgi filmlerdeki gibi yaygınlaşacaktır elbet. Büyük ihtimalle ışınlama çok ileri derecede yaygınlaşacak. Belki bu vesileyle evliyanın, erenlerin kerametleri de anlaşılır olacak. Ancak çatışma yine olacak. Savaş kıyamete kadar sürecek. Bunların bittiği an zaten dünya da bitmiş olacak. Menfaatler, çıkarlar, varlar, yoklar, zenginler, güçlüler, açlar, toklar olduğu sürece savaş hiç biter mi? Habil ile Kabil arasında başladı ya. Nefis ile nefes taşıyan olduğu sürece savaş iki kişi kalıncaya kadar sürecektir. Taraftar mıyım? Elbette HAYIR. Savaşa Hayır diyenler de zaten savaşmıyor mu?

 

Bir namussuzun yüzünden

Karaoğuz (Şabük) köyünden Hasan Çelik at sırtında iki sandık üzümü şehere (Darende) getiriyor. Ne sebebse üzüm işletme tesisinde bunun üzümünü almamışlar. Kendisine haksızlık yapıldığını iddia eden Hasan Amcamız öfkesini iki sandık üzümü yıkıp bir güzel çiğneyerek almış. Şişeye girmeden üzüm etkisini göstermiş bir kere. Oradakilerden biri de bire beş katıp devlet malını, millet malını heder etti diye hökümete şikayette bulunmuş. Boşuna demiyorlar demek ki: Haklı olmak başka, hakkın yerini alması başka. Uşaklı Hakim Abdullah Karahan da bu şikayete binaen 28 gün hapis cezası verir. Kime? Kendi üzümünü almadılar diye kahrından çiğneyen Hasan Çelik’e. Vicdanen rahatsız olan hakim yıllar sonra hüküm giyenin oğlu Durmuş Çelik’e içini döker ve vicdani rahatsızlığını dile getirir. Bir namussuzun yüzünden manevi baskı altında kaldık der. (Hakimi Uşak’ta ziyaret etmiştim.) Şimdi mi?... Hakim de, hükümlü de, gammazlayan yalancı şahit de hepsi öte dünyada.

 

BÜYÜK İSKENDER’İN VASİYETİ

Büyük İskender bir gün vezirlerini toplamış ve onlara: “Ben öldüğümde cenaze merasimimi söylediğim gibi yapın” demiş!: “Ülkemin dört bir yanından tebaamdan olan insanları çağırın! Cenazemin önünden askerlerim yürüsünler silahlarıyla. Cenazemin sağından alimler yürüsünler kitaplarıyla. Cenazemin solundan zenginler yürüsünler mallarıyla. Cenazemin arkasından da fakirler ve garipler yürüsünler gözyaşı ve dualarıyla. Sağ elime bir altın küre verin, sol elimi ise boş bırakın taa ki mezara dek” demiş. Vezirler, Büyük İskender’in bu söyledikleri karşısında şaşırmışlar ve “Bunu bilse bilse hocası Diyojen bilebilir” demişler ve Diyojen’e sormaya karar vermişler.

Vezirleri dinleyen Diyojen demiş, “İskender’in ne kadar büyük olduğunu bir kez daha anladım” demiş ve ilave etmiş; “İskender şunu anlatmak istemiş. Cenazenin önünden yürüyen askerler ölümüne silahlar dahi engel olamadılar. Cenazenin sağından yürüyen alimler ölümüne kitaplarıyla dahi engel olamadılar ve cenazenin arkasından yürüyen fakirler ve garipler ölümüne gözyaşı ve dualarıyla dahi engel olamadılar.

Sağ elindeki altın küre ise bu dünyada sahip olabileceği her şeye sahip olduğunu, sol elinin boş olması ise bu dünyaya ELİ BOŞ geldim ELİ BOŞ gidiyorum, dediğini gösteriyor.

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
YALAN VE YANLIŞ (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Herkesin derdi (24 Temmuz 2018 - Salı)
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
6.2671
EURO
7.3794
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
22 Eylül 2018 Cumartesi
Bugün
Güneşli
30 °C
13 °C
Pazar
Güneşli
31 °C
14 °C
Pazartesi
Güneşli
30 °C
13 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Ya Ali, benden sonra yola gidenler, senin gösterdiğin yoldan giderlerse selamete ererler.

Hz. Muhammed