Benim Vizontelem
Tarih: 4.8.2012 00:00:00 / 1042okunma / 0yorum
M. Nazmi Değirmenci

Sinemaya yabancı değildim. 60 yılların ikinci yarısında Darende’de ‘Abuş’un Sineması’ vardı. Aklımda dilimde öyle kalmış yanlış kullandıysam kızmayın. Susuz yaz filmini orada izlemiştim. Sinema öncesinde çalan pikaptaki şarkılar bu gün, yine heyecanlandırır beni. “Aynaya baktım saç beyaz olmuş/Neden benzin sararıp solmuş/Böyle değildin sana ne olmuş/Ağla gözlerim ağla gözlerim” Yine Nuri Sesigüzel’den “Sanki billur bir pınar/Ruhuma neşe sunar/Kahverengi gözlerin/Gözlerin yar gözlerin” unutamam seni, kulağımda yankılanır. Tahta sandalyeler, belediye gazozu, kırık leblebi…

Gişe rekorları kırdığı iddia edilen basında televizyonlarda abartıyla reklamı yapılan Vizontele filmi aylarca magazin gündeminde kaldı. Çok konuşuldu reklamla merak ötesi bir konuma getirildi. Bende gittim. Ne hikmetse film, yapımından kısa süre sonra televizyonda da yayınlandı. Çok farklı yorumlar yapıldı. Kimi yorumlar girişimciliği, azmi, başarma isteğini, toplumun gelişmişlik sürecini, kimi yorumlarda benim gibi ajitasyon, kışkırtıcı söylemleriyle itilmiş, kakılmış, kenarda unutulmuş birilerini, abartarak anlatıyordu. Bu filmi izlerken ben Amerika’yı tekrar keşfetmedim. Yabancı olduğum bir şeyleri görmedim. Hepsi benim hayatımda hoş bir seda olarak kalan yaşanmış tanıdık sahnelerdi. Filmi izlerken çocukluğuma gittim. Yan yana durduğum o güzel insanları yani dedemin insanlarını, o sade mekânları yâd ettim. Bunun içindir ki yaşanmış bir sinemacılık emeğini cesur bir girişimciliği yazmak istedim. Memili’nin Sineması’nı…

70’li yıllar, Balaban’da Memili denen, ince yapılı nüktedan biri vardı sinemanın sahibi. Neden niçin denmiş adı Mehmet Ali miydi yoksa kısaltarak Memili mi deniyordu bilemem ama hatırladığım o küçük dünyamdan, gözlediğim, yaşadığım gibi yazıyorum Sineması’nı. Sal taştan döşeli bir zeminde çarpıyla sıvanmış kerpiç duvarlar arasında, ahırdan bölünme bir mekân, tahta sandalyeler, birkaç kat çarpıyla beyazlaştırılmış sahne, renge renk ampullerle süslemiş bir sokak, pikaptan çalınan müzik, mahalle aralarında gün boyu tahtaya tutturulmuş filmin afişini peşindeki onlarca çocukla dolaştıran çığırtkan genç, sinemaya ücretsiz girdikleri için bekçi olmak isteyen çocuklar. Küçücük dükkânında çekirdeği bardak ölçüyle satan Sıtkı amca, büyüklerin saklamaya çalıştığı heyecanlı bekleyiş, bazen baş aktörün öldüğü sahneden sonra gelen, son yazısıyla başlayan filimler, fark edilip makaranın başa sarılması, beleşçilerin filmin ortalarına doğru içeri alınması, böyleydi Memili’nin Sineması. Nasıl olduğunu önemsemiyorum. Önemli olan onu hayal edebilmek, gördüğünü, yaşadığını memleketine taşıma gayreti, o atıl bir mekânda ufuklar açmıştı kendi insanına. Vizontele’den farkı neydi. Yönetici profiliyle işlenmiş, yanında yenilikçi bir belediye başkanının olmamasıydı. Benim vizontelem de tek başına koca bir yürek, inanılmaz bir çaba, büyük bir gayret vardı.

Hani Fatih Kısaparmak’ın “Bu benim babam” şarkısında özlemini duyduğu baba var ya, bizler baba misali dedemize de öyleydik. Yaz tatillerinde aralıksız hep yanındaydık dedemizin. O yıllar Balaban’a elektriğin günde üç beş saat verildiği günlerdi. Herkes şartelin ineceği vakti bilir hazırlıklı bekler, lambalar, lüksler, şinanaylar yanar, ama yinede içimize büyük bir karanlık çökerdi. Gölgeler büyür, korku aktörleri gezinmeye başlar, sonrasında, başka bir yüzyıla gidilirdi. Uyumaktan başka yapacağın en özgün şey, damda, avluda, örtmede, eşiklikte büyüklerin yanında oturmak laf dinlemek. Bazen de ‘laf mı dinliyorsun?’ diye azar işitmekti. Ay ışığında oynarken korku hep yanınızda olurdu. En iyisi yıldızlarla arkadaş olmak onlara bakarak uyumaktı. Böyle rutin geçerdi yaz akşamları. İşte biz çocuklar, gençler için her şey, Memili’nin Sinemasıyla değişti. Akşamı, karanlığı sabırsızca, dört gözle bekler olmuştuk, bütün korkularımız alınmış gecemiz aydınlık olmuştu. Biz çocukları yeni dünyaya götürmese de oraları bize getirmişti Memili’nin Sineması. Artık günlük konuşmalarda filmler konuşuluyor, yorumlar yapılıyordu. Biz izleyicinin ufkunda yeni bir pencere açılmıştı ve oradan bakıyorduk. Denizi, şehri, İstanbul’u, hayal eder olmuştuk.

Hepimizin bir vizontele hikâyesi var ama. Köydeki tek mevcut radyoyu dinlemek için radyo sahibinin harmanında çalışan gençlerin, komşudaki televizyonu izleme ısrarında olan çocuklarını kısa aralıklarla misafirliğe götürme sıkıntısını çeken annelerin, dünyasındaki vizontele ise daha başkaydı…

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Dem bu demdir, dem bu dem (12 Eylül 2018 - Çarşamba)
Bir köprünün hikâyesi (24 Temmuz 2018 - Salı)
Anadolu Ajansı´na Teşekkürler (01 Haziran 2018 - Cuma)
Bu sevgi nerde? Onu istiyorum (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Turizm de kıymet bilmek, kıymet aramak (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Başına saksımı düştü? (04 Şubat 2018 - Pazar)
Mücevherat yığınları (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
Gül diyarında yetişen 200 hafız (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
İrfan halkasına dahil olmak (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
SERAMİK ATÖLYESİ (06 Haziran 2017 - Salı)
15 TEMMUZUN İLK FOTOĞRAFLARI (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Panelde sınavı gecenler (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Bitmeyen bir başlangıç olsun (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Hayırda yarışanlar (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Fen Lisesi hayırlı olsun (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Zamanın Yetmediği (08 Eylül 2016 - Perşembe)
Sıratı Müstakim (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Yine Hacılar, Yine HES (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İstanbul´un Fethi ve Somuncu Baba (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Somuncu Baba Aşkın Sırrı Filmi (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Kale kent Balaban (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Muhteşem Süleyman (06 Mart 2016 - Pazar)
Gönül ister ki (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Hadi anlat (04 Aralık 2015 - Cuma)
Yapılmış samimi bir ziyaret (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Talep yine güzel hizmete (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Asırlara hitap eden alim (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Siz ne güzel misafirlersiniz (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Turizm kataloğu (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Bir güven sorunu var (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
İlçelere 5 adet kültür merkezi yapılacak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Ahmet Ağabey (03 Mart 2015 - Salı)
Kıymetli bir zamanın, içindeyiz (06 Ocak 2015 - Salı)
Öğretmene benzer biri (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Bir Darende aşığı, Kul Vahap (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Bu son bahar (03 Ekim 2014 - Cuma)
ARADAKİ FARK (09 Eylül 2014 - Salı)
Çocuklar için bayram şekeri (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Ne güzel bir öğretici, ne güzel bir örnek (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
Somada kim suçlu? (11 Haziran 2014 - Çarşamba)
Gakkoşların diyarındaydık (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Türkiye birincisi Darendeden (11 Nisan 2014 - Cuma)
Malatya Beydağı Mülteci Kampı (MABEK) (13 Mart 2014 - Perşembe)
Siyaseti böyle mi yorumlasak (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Tohmaya iki köprü (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
872 ilçe arasında 627. sıradayız (08 Kasım 2013 - Cuma)
Herkesin bir hesabı vardı (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Ufuk açmak (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Kelebek mezarı (06 Ağustos 2013 - Salı)
Tarihe şahitlik etmek (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Bosna-1 / Kokusu, kahvesi, fesi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Hey onbeşli, onbeşli (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Anlatılmak (05 Nisan 2013 - Cuma)
Bağışlamanın tadı (13 Mart 2013 - Çarşamba)
2014 UNESCO Hulusi Efendi Yılı (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Buda bizim artımız (01 Ocak 2013 - Salı)
Osman Hulusi Efendi’nin ikram sofrası (07 Aralık 2012 - Cuma)
Okumak, değişim ve sınav (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Zengibar’da Türkiye Şampiyonası (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Petrol benim yitiğim (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Hem edep hem edebiyat meclisi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Darende için bir ‘tık’ (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Kayıplarda bir tat, Şabük karası (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
Kar tatilimizi istiyoruz (02 Mart 2012 - Cuma)
Kuzeyden Güneye (07 Şubat 2012 - Salı)
Van Gölü canavarı (02 Aralık 2011 - Cuma)
Hepimiz öğretmeniz (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Karettalar ve eğitim (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Suçlular ve ceza çekenler (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Solmayan gülistanın gülleri (05 Temmuz 2011 - Salı)
Miniaturk, Minyatür Türkiye Parkı (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ozan Kanyonu’nda saklı zenginlikler (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Yol hayırlı olsun (25 Mart 2011 - Cuma)
Kıymet bilmek (06 Mart 2011 - Pazar)
Cam kırığı (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Çukurkaya HES ve İmza kampanyası (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Üç çuval elbise (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Muhabbet içinde ıslananlar (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Darende MYO ve Turizm Bölümü (04 Haziran 2010 - Cuma)
Sayfa:
DOLAR
5.8113
EURO
6.7288
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
15 Ekim 2018 Pazartesi
Bugün
Güneşli
26 °C
11 °C
Salı
Bulutlu
27 °C
10 °C
Çarşamba
Bulutlu
23 °C
11 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
"Tenini besleyip geliştirmeye bakma, çünkü o sonunda topraga verilecek bir kurbandir.