Ne yüzle?
Tarih: 4.8.2012 00:00:00 / 1081okunma / 0yorum
Cemil Gülseren

Çok da kullanılan bir sorgulama ifadesi ile başlamak istedim. “Ne yüzle bana geldin? Hangi yüzle istiyorsun?” cümlelerinde bir hesap sorma vardır. “Yüz” burada mecaz anlamıyla “utanma”dır. Bunun dışında yüz cürettir, cesarettir, arsızlıktır hatta yüzsüzlüğün ta kendisidir. Olmayan yüzler için de “Yüzüne tükürsen yağmur yağıyor sanır” deriz. Yüz yüze bakacak da yüzü kızaracak. İstemeye yüzü olmalı insanın. Dayanaksız ‘yüzler’ ister de alır da. Sen boşuna duygusallaşırsın. Adamın istemeye, almaya, gitmeye, gelmeye, konuşmaya yüzü olmalı deriz değil mi? Bu istekler erdemli olanlar içindir. Bir de sokak jargonunda cesaret verici söz söylerler; ‘İsteyenin bir yüzü vermeyen zenci.’ diye. Oysa Allah’ın ayeti açıktır: -mealen- İnsan ancak çalıştığı kadardır. Yüzünü yere koymayanın (Alnı secdeye değmeyenin) neyi kimden, ne yüzle isteyeceğini doğrusu merak ediyor değilim. Kimileri hemen diyecektir;  İster Putperest ol, ister Mecusi, bin kere tövbeni bozmuş olsan dahi yine gel. Bu kadar eğriye çekilen, istendiği gibi yorumlanan, isteğe göre şerh edilen başka söylem var mıdır acaba? İslam ol da gel. Pisliklerinden arın da gel. Kötülüklerinden sıyrıl da gel. Yoksa niye çağırıyor gel diye. O zaman orda kalsın.  Dön, tövbe et, Allah’ın affına sığın. Bir umut. Ama kimse garanti vermez, veremez de. Her şeye karışın lakin Allah’ın adına hareket etmeyin. Yüz akıyla gitmek lazım.

 

BAYRAM OLA HAYR OLA

Ramazanı idrak edenler, yaşayanlar bitimindeki bayramı da hak etmişlerdir. Unutulmaya Ramazanın finalidir bayram. Bunlar birbirinden ayrı kurumlar değil ki. Bence bayram harman zamanıdır, hasat dönemidir. Bir aylık sabır, emek, itaat, ibadet, gayret sonu rahmettir. Bunun adı bayramdır. Ben derim ki; Yârinden yüz döndüren ne bekleyebilir ki? Yüzsüzlüğün de bir haddi olmalı canım. Bayram içi boşaltılmış bir ritüel değil ki.

 Her neslin sıkça yinelediği sızlanmadır; Nerede o eski Ramazanlar?... Eski Ramazanları arayan eski bayramları da bulamıyor doğal olarak. Bu söylemler dahası sızlanmalar bundan sonraki kuşaklar tarafından da dile getirilecektir. Bundan şüpheniz olmasın. Bir yandan da insanî, hissî hallerinden sıyrılmış yalnızca takvimlerin gereği bir biçimde formaliteye bürünmüş bayramlara kendinizi hazırlayın derim. Beklentinizi düşük tutun ki hayal kırıklığınız da düşük seviyede kalsın. “Çocuklar hâlâ aramadı. Yine tatile çıkmışlar. Bayramda olsun bir soluk görseydik iyi olacaktı.” Diye dertlenip duracağız. Durmayın da beklemeyin de. Zor ama boş verin. Çocukların umurunda bile değil oysaki. Onlar yani yeni kuşak “el öpme”yi sizin kadar önemsiyor bile. Ritüelin bir parçası gibi görüyorlar. Israrla söylüyorum ruhaniyetinden arındırılmış (!) Ramazanlar, formalite bayramlara dönüşüyor haliyle. Hoş bayramların dini boyutu da iyice göz ardı edilir oldu. Dedim ya Ramazanı yaşamadan bayrama atlıyoruz. Hangi yüzle?

 

RÜYA MI? HAYAL Mİ?

“Nerede o eski Darende?” diyeceğiz bir gün. Doğasıyla, tarihiyle, kültürüyle yaşatılması gereken memleketimizin doğal yapısı, özellikle Adana ve İstanbul gibi büyük şehirlerden gelenler için tam bir sayfiye şehri görünümü mutlaka korunmalıdır. Dut ve ceviz ağaçları koruma altına alınmalıdır. Darende’nin betonlaşmasıyla gurur duyulmamalıdır. Bunu gelişmişliğin göstergesi olarak görenler, bir gün gelecek pişman olacaklar, ama neden sonra? Beton yığını Darende onların olsun. Yeni yerleşim yerleri için evet, ama Aşudu Suyu ve devamındaki mahalleler Nadir Köprüsü’ne kadar olan güzergâhta iki kat üstüne ruhsat verilmemelidir. Doğal yapı zedelenmemelidir. TOKİ’leşmeyle başlayan betonlaşma, küreselleşmenin getirdiği sıradanlaşmayla Darende yavaş yavaş, kendi öz mimari kimliğinden de uzaklaşmaktadır. Zaten gelenek göreneklerimiz, akşamları evden eve gece oturmalarımız bitti, bitiyor. İçi boşaltılmış Darende, bu da sizin olsun.

Rüya bu ya işte; 

Hulûsi Efendi Devlet Hastanesi’nden başlayıp Nadir Köprüsü’ne kadar, Tohma’nın iki yanı, yaya yolu, gezinti yolu, bisiklet yolu, park ve bahçeler, spor alanları, dinlenme mekanları… Öf! Aman! Bir an önce bu uykudan uyanmalıyım ben! Bu rüyanın sonu gelmeyecek. Aman Allahım! Nasıl bir rüyaydı değil mi? Rüyası bile hayal. Sizde de olur mu bilmem ama benim böyle birkaç rüyam olmuştur. Gözümü kapattığımda aynı rüyaya devam ettiğim.

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
YALAN VE YANLIŞ (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Herkesin derdi (24 Temmuz 2018 - Salı)
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
5.6134
EURO
6.4316
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
20 Ekim 2018 Cumartesi
Bugün
Bulutlu
21 °C
9 °C
Pazar
Sağanak
19 °C
10 °C
Pazartesi
Fırtına
20 °C
11 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Sen insana ulaşmadan Allah’ı nasıl arıyorsun?.

Hz. Muhammed