Nereden nereye
Tarih: 11.7.2012 00:00:00 / 1119okunma / 0yorum
Cemil Gülseren

Televizyonlu yılların daha başıydı. Rahmetli Kirez Nenem (Kiraz Nine) ekranda herifleri (!) görünce hemen yüzünü çevirmiş; çevirmekle kalmamış, bürükle iyice sarmış sarmalamıştı. Hem de söylenmişti; “Uşah biz onları görüyoruz da onlar bizi görmez mi?” diyerek kendine çeki düzen vermişti. Yetmişli yıllardı.

 “Somuncu Baba ve Hulûsi Efendiyi Anma Etkinlikleri”ni de bu bağlamda düşündüğümde doksanlı yıllarda Darende Endüstri Meslek Lisesi Salonundan yirmi sene sonra İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Sarayı’na gelindiğini gördük çok şükür. Değişen sadece mekanlar değil elbette. Her türlü görsel, işitsel efektler, teknolojinin en son nimetleri bütün argümanlar gözlerimizin önünde. Aşağıulupınarlı Duran Bak’ın nam-ı diğer Sürmeli’nin ilahilerinden Ahmet Özhan konserine ulaştık. Osman Hulûsi Efendi’nin bestelenmiş ilahilerini ulusal ve yerel birçok televizyon kanalında sık sık dinleyebiliyoruz. Radyolarda o aşina sözleri duyabiliyoruz. O’nu artık bütün Türkiye tanıyor. Şimdi sıra DÜNYA’nın tanımasında.

 

RAMAZANDA YENİLENMEK YA DA RAMAZANLA YENİLENMEK

 Nereden nereye diyerek örnekleri çoğaltabiliriz. Ancak otuz yaş ve altı bir minder, bir semaver sohbetlerini ne anlar ne de dinlerler. Hazzını bile tatmamışlardır muhtemelen. Beklemiyorum da. Müslümanlığın formatı mı değişti diye kendime sorup duruyorum. Bir şeyler olduğu kesin ama. Yüzyıllardır dilimize dolanan bir hırka, bir lokma dervişliğinden şimdi eser var mı? Yok. Özleyen var mı? Yok. İsteyen var mı? Yok. Olana ne derler; DELİ ya da yaygın deyişle meczup… Burada benim bir gözlemim var dahası bir endişem. Belki ben karamsarım belki abartıyorum. Bunca imkan, mal, mülk, varlık, şatafat her şey çok iyi lakin muhabbeti yakalayamazsak, onu yitirmişsek şekilde kalacağız diye korkarım. Özde yiteceğiz diye endişe ediyorum. Vallahi de endişeliyim billahi de…

O Kirez Nenemin saflığından eser kalmadı. Şimdi herkes uygarlığa uydu. Doymak bilmeyen iştihanıza, teknolojinin süratine ayak değil son model arabalarınız bile yetişemez. İnsanlık kısmı gerilerken medeniyet kısmı yüksek hızlı tren gibi aldı başını gidiyor. Gönlü, gönülleri ne yaptık, aklımız neyle meşgul, beynimiz nasıl beslenir? Okuyor muyuz? Düşünüyor muyuz? Seviyor muyuz? Sayıyor muyuz? Arıyor, soruyor muyuz? Çevremizde neler oluyor görüyor, gözlemliyor muyuz? “Müminin parayla imtihanı nasıl biter?” diye dertlenmiyorum. Bana ne? Hesaplar kişisel nasılsa. Para senin, kazanç senin. Kime ne? Siz sormadan ben de sorularınızın cevabını da yazayım. Müslüman da cipe biner, donanımlı telefonu olur. Odalar dolusu ayakkabıları, dolaplar dolusu giysisi olur. Boğazda yıllarca ötekiler oturdu şimdi sıra bizde diyebilirsiniz. Şimdi muhafazakârlar da eşit değil. Çok zenginleri korunaklı sitelerine çekildiler. Mahalleden de el ayak çektiler. Geldikleri yeri de hemen unutuverdiler. Orta halli olan köylü, işçi, memur takımı varoşlarda layık oldukları yerlerde. Ramazan geliyor. Bol bol dinleriz artık: komşu, aç, tok, dayanışma, yardımlaşma kelimelerini. Günü geçmiş ya da geçmesi yakın gdo’lu az satılan yağlar, margarinler, çaylar Ramazan kolilerinde yerlerini alır cipli müslümanlarımız da vicdanlarını rahatlatır.

Hz. Ebubekir (r.a.) de çok çok varlıklı idi. Cennetle müjdelenen o dostu, sıddıkı iyi okumak lazım. Develerinin sayısıyla asla gururlanmadı. Meselem Türkiye’nin mevzusudur. Müslüman ve muhafazakâr herkesin. Her şeye karşın şımarmak kimseye yaraşmıyor. Aslı, esası kaçırmayalım yeter ki. Aşağıda, geride olanları da hatırlayalım. Geldiği yeri unutmak insana ne sağlar anlamıyorum. Yaratan hepimizin içini de biliyor dışını da. Kibir ve gurur hiçbir insana yakışmıyor aslında ama bazıları nasıl da kasım kasım kasılıyor anlayabilmiş değilim doğrusu. Belki bu Ramazan ayı yüzü suyu hürmetine mağrurlar da yumuşar da incelirler. İncelen bel değil yürek olsun. Yufka yürekli olmak hep fakirin mi kaderi Allahım? Affet ALLAHIM. Maksadı aşan bir ifadem oldu ise bu üç aylar hürmetine bağışla, affet ya Rab.

Gam da geçer; dem de. El de göçer; can da…

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İnce İşler (22 Ekim 2018 - Pazartesi)
YALAN VE YANLIŞ (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Herkesin derdi (24 Temmuz 2018 - Salı)
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
5.3272
EURO
6.0935
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
20 Kasım 2018 Salı
Bugün
Bulutlu
13 °C
2 °C
Çarşamba
Fırtına
12 °C
6 °C
Perşembe
Fırtına
11 °C
6 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Ne irfandır veren Ahlâka yükseklik ne vicdandır, Fazilet Hissi insanlarda ancak Allah korkusundandır.

M.AKİF ERSOY