Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi
Tarih: 2.6.2012 00:00:00 / 1029okunma / 0yorum
Cemil Gülseren

Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi`nin ahirete intikalinin yıldönümü vesilesiyle bu yıl üç ayrı şehirde anma programları düzenlenecek. Programlar oldukça kapsamlı. Doğumunun 100. yıldönümünde (2014) Türkiye dışında, uluslararası düzeyde de anma ve tanıtma programları yapılacak. Böylece dünya onu yakından tanıyacak; tanıdıkça sevecek; sevdikçe okuyacak; okudukça bilecek.

Vakıf hizmetleri, dini hizmetler, kamu görevleri, sivil toplum kuruluşlarındaki aktiviteleri, ilmi çalışmaları, yazdığı eserleri, yetiştirdiği evladı ile o, onbinlerce gönül dostunun, gönüllerin sultanıdır. "Halka Hizmet Hakk`a Hizmettir." düsturunun en büyük timsallerindendi. Yaptığı hizmetleri Allah için yapan ve topluma örnek olan yüce bir şahsiyetti. Bir defa ilme, ilim adamına çok çok önem veren hatta ilmî disipline bizzat uyan, bu duyarlılığı taşıyan bir bilim insanıdır. Suyun gözü idi, ilmin menbaıdır.

ÖRNEKLERİN GÜZELİ

Mesleğimizin doğasından olsa gerek üniversite öğrencilerine o`nun hayatından yeri geldikçe zaman zaman anlattığım bir timsal var ki beni çok etkilemiştir. Tam anlamıyla "Kanâat-bahş eden" bir hutbedir bu örnek. Kısaca özetlemek gerekirse; Mart ayında müftülük kanalıyla Diyanet`ten gelen mevzu "Ağaç dikmenin faziletleri ve Orman Haftası" konusudur. Ne var ki söz konusu hutbe söylenilen hafta okunmaz. Bir sonraki hafta bu konu hutbede işlenir. Cemaatten dikkatli biri cumadan sonra sorar: "Efendim bu konu geçen hafta diğer camilerimizde ele alınmış siz bir hafta sonra dile getirdiniz. Bunun bir sebebi var mı?" denildiğinde Hulûsi Efendinin verdiği cevap bizim alacağımız hissedir. Bu yazının özü de bu. "Evet ağaç dikmenin faziletleri, yararları konusu elime geçtiğinde ben ağaç dikmemiştim. Benim yapmadığım bir şeyi cemaate nasıl söyleyebilirdim? Kendimin yapmadığını insanlara nasıl tavsiye edebilirdim? Hemen ilk fırsatta gittim, ağaç aldım ve diktim. İşte bir hafta gecikme ile o hutbeyi vermemin sebebi budur. Şimdi gönül rahatlığıyla ağaç dikmenin yararlarını anlatabilirim dedim." demişlerdir. Yoruma gerek bırakmayacak kadar net bir cevap, anlamlı bir yaklaşım. Yapmadığını söyleyen din adamları, öğretmenler, anneler, babalar, kanaat önderleri sözünüz ancak  `laf` seviyesinde kalır.

BİR DİĞER MİSAL

Darende / Irmaklı Köyünden Osman Hulûsi Efendi`nin askerlik arkadaşı olan İsmail Pişkin anlatmıştı: "...Ben cıgara içiyordum. Bir kaç kere terk etmek istedim. Bir türlü olmadı. Bir gün Darende`de çarşı içinde Orta sokaktan çıkıp geliyordum. Hacı Hulûsi Efendi de bir hayır hizmeti için çarşıda imiş. O sokakta karşılaştık. Bu arada elimde ciğara. O beni görünce; "Terk ettin değil mi İsmail?" dedi. Ben de o heyecan, şaşkınlık ve edeble gayri ihtiyari elimden düşürmüştüm. İşte o oldu. Ondan sonra da daha elime almadım. Sonraki günlerden birinde: "İsmail seni iyi korkuttum değil mi?" diyerek hep latifeyle bana takılırdı. Latife etmek başka maharet, onu anlamak başka. Kimi insanımız sözden, kimi bir bakışlık gözden, kimi yüzden ama mutlaka herkesin kırılmadan anlayabileceği bir dili vardır. Sigara hep günceldir zaten. Öcü gibi fotoğraflar, uyarıcı yazılar ne kadar etkili oluyor acaba? Böylesi latifelerle sigarayı terk etmek kaç kişiye kısmet olur?  Şimdi sigara kötüdür, zararlıdır diyoruz da ne oluyor? Öğütten çok örneklik lazım. Etkili olan temsil metodudur. Kendileri yapıp, ettikleriyle örnek olma yöntemi sevgiyle, hoşgörü ile, sabır ile desteklenirse netice alınacaktır. Belki önce taklit ederiz, zamanla tatbik de ederiz, tahkik de. Doktorlar ve öğretmenlerin de çok sigara içtikleri söylenir. Görürüz, duyarız. Böyle bilinir. Yine anne babalardan sonra sigaranın zararı konusunda en çok konuşan, uyaranlar da bu meslek sahipleri değil mi?

Demem o ki; biz ağızdan çıkana değil, kalpten çıkan söze itibar ediyoruz. Kalpten çıkan söz, kalbe etki ederken, ağızdan çıkan söz ise bir kulaktan girip ancak öbür kulaktan çıkacaktır. Kalbiniz doğru, diliniz de latif olsun yeter ki. İnanmayan inandıramaz; yapmayan yaptıramaz. Dostlarım bilir; EL İYİSİ adlı kitabımın arka kapağına da koymuşlar zaten; Ben yazdığımı yaşayan, yaşadığımı yazan biriyim. Burada yazdıklarım da aynen öyle. Hepsi yaşanmıştır.

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
YALAN VE YANLIŞ (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Herkesin derdi (24 Temmuz 2018 - Salı)
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
6.2671
EURO
7.3794
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
23 Eylül 2018 Pazar
Bugün
Güneşli
31 °C
14 °C
Pazartesi
Güneşli
30 °C
13 °C
Salı
Güneşli
32 °C
13 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Kargalar ötmeye başlayınca bülbüller susar..

Mevlana