Hem edep hem edebiyat meclisi
Tarih: 2.6.2012 00:00:00 / 1001okunma / 0yorum
M. Nazmi Değirmenci

Sene 1986… Öğlen namazını Şeyh Hamid-i Veli Caminde Osman Hulûsi Efendi Hazretleriyle birlikte kıldık. Namaz sonrasında ‘Oğul misafirlerimize camiyi gezdir ve eve getir’ diye buyurdu. Misafirlere türbeyi gezdirdim. Sandukaları, sanduka örtüsün de yazılı metni sordular, dilim döndüğünce anlattım. Eve geldiğimizde Hulûsi Efendim misafirleri bekliyordu. Her zamanki gibi odalar alabildiği kadar misafirle doluydu. Yuvarlak yer sofraları kurulmuştu. Yemekler yendi, büyük bir itinayla sofralar kaldırıldı. Semaverden çaylar dağıtıldı. Sürmeli Abi Hulûsi Efendi Hazretlerinin Divan’ından iki ilahi okudu. Öyle bir sükût hali vardı ki dışarıdan dinleseniz hiç kimse yok zannederdiniz. Camiyi gezdirdiğim misafirlerden biri sessizliği bozdu. Hulûsi Efendi Hazretlerine, ‘Efendim öyle bir meclise geldik ki, hem edep hem edebiyat meclisi. Bakıyorum da yüzlerce insan var ama en ufak bir ses yok, sinek uçsa sesi duyulur. Bu nasıl bir hal bu nasıl bir adap nasıl bir eğitim’ diye hayretini, hayranlığını ifade ediyordu. Sonradan öğrendim ki, benim Somuncu Baba’yı anlatmaya çalıştığım misafirler Kayseri Üniversitesinden alanlarında uzman edebiyat ve tarih profesörleriymiş. İşte Malatya’da yapılan Somuncu Baba ve Hulûsi Efendi panelini dinlerken o günler aklıma geldi. Değişen bir şey yoktu.

Somuncu Baba ve Hulûsi Efendiyi anlamak ve anlatmak amaçlı uluslararası boyutta Somuncu Baba Hulûsi Efendi Sempozyumları yapılacak. Bu etkinlikler öncesinde planlanan Somuncu Baba, Hulûsi Efendi Panellerinden birisi de Malatya da yapıldı. 840 kişilik salonda her taraf doluydu, yüzlerce misafir genç ihtiyar paneli ayakta dinlediler. Bıkan, yorulan olmadı. Sanki Somuncu Baba’yla Hulûsi Efendi’yle berberdiler. Paneli baştan sona sükûnet içinde muhabbetle dinlediler. Bu güzel hâl paneli yöneten İnönü Üniversitesi Tarih profesörlerinden Sayın Mehmet Karagözü de etkilemiş ki bu kadar kalabalık bir topluluğun paneli pür dikkat, sonuna kadar sabırla dinlemelerine, mevcut topluluğun adabına övgü dolu sözleri oldu. Tıpkı Hulûsi Efendi’nin huzurunda ki iki profesörün tespiti gibi, hem edep hem edebiyat meclisiydi.

Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil Somuncu Baba’ya öyle farklı boyuttan baktı ki, yönetenlere, yönetmek isteyenlere Somuncu Baba’dan çok öğütler anlattı. Şimdiye kadar Sayın Şimşirgil gibi hiç bakmamıştım. Somuncu Baba’da, görmediğimiz veya göremediğimiz kim bilir daha neler vardır. Şöyle diyordu Sayın Şimşirgil; “Osmanlı’da Yıldırım Beyazıt dönemi. Niğbolu’dan muzaffer dönmüş bir hükümdarın şükran nişanesi olarak başkentte yaptırdığı, zamanın en önemli mimarî yapısı, büyük, zarif ve prestijli bir bina… Bursa Ulu Cami… Bu önemli caminin açılış hutbesini okumak üzere seçilen kişi de o kadar önemli olmalıydı. Ya zamanın âlimi, ya padişah hocası, temayül de bunu gerektiriyordu ve bu yapıldı. Osmanlı Hükümdarı Yıldırım Bayezid’in damadı Emir Sultan’a bu görev tevdi edildi. Ama o, Ulu Caminin açılış gününde açılış hutbesini okumayacak ve cemaate dönerek, zamanın âlimi Somuncu Baba Hamideddin-i Veli burada iken bu hutbeyi okumak bana düşmez diyerek Somuncu Baba’yı işaret edecekti. Osmanlı Devleti’nin Şeyhülislam’ı Molla Fenarî’nin de içerisinde bulunduğu cemaat, bu hutbe ile Somuncu Baba’yı tanıyacaktı.

O gün camiye somun pişiren, somun dağıtan vatandaştan biri, bir meslek erbabı olarak giren Şeyh Hamid-i Veli Somuncu Baba, namaz sonunda tanınmış, şöhret olmuş, herkesin ulaşmak, görüşmek, yakınında olmak istediği kişi oluyor” diyordu Sayın Şimşirgil.

Evet, öyleydi artık Somuncu Baba’nın yeri divanlar, padişah sohbetleri, padişah sofralarıydı. Ama o bunları istemedi. Melami meşrebiyle şöhreti, malı mülkü önemsemedi. Kendini, yaratandan uzaklaştıracak her şeyden feragat etti ve Bursa’dan ayrıldı. Önce Aksaray’a daha sonra da Darende’ye geldi ve Darende’de kaldı. Bugün (Defn-i hake ıtırnak olan) Zaviye’de o misk kokulu topraklardadır.

Alınırsa, şöhret, mal mülk, varlık sahiplerine, yönetenlere büyük dersler vardır. Bu gün hakkımız olandan feragat etmek şurada dursun, hak etmediğimizi almak, şöhret içinde yaşamak yukarılarda kalmak, yönetmek, makam sahibi olmak için neler yaparız, kimlere ulaşır, kimleri devreye sokmayız ki. Kimlerin haklarını isteriz veya hak etmeyen birilerine veririz. Bizi içine alan bir girdapta dönüp duruyoruz bir gün gelecek dışarı atıldığımızda veya çıktığımızda iş işten geçmiş fırsat elden gitmiş olacak.

Yazımı Somuncu Baba’nın sözleriyle tamamlamak istiyorum:

 

Dilde kanaat olmaya

Züht ile taat olmaya

Senden hidayet olmaya

Yarap n’ola halim benim.

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Bir köprünün hikâyesi (24 Temmuz 2018 - Salı)
Anadolu Ajansı´na Teşekkürler (01 Haziran 2018 - Cuma)
Bu sevgi nerde? Onu istiyorum (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Turizm de kıymet bilmek, kıymet aramak (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Başına saksımı düştü? (04 Şubat 2018 - Pazar)
Mücevherat yığınları (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
Gül diyarında yetişen 200 hafız (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
İrfan halkasına dahil olmak (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
SERAMİK ATÖLYESİ (06 Haziran 2017 - Salı)
15 TEMMUZUN İLK FOTOĞRAFLARI (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Panelde sınavı gecenler (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Bitmeyen bir başlangıç olsun (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Hayırda yarışanlar (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Fen Lisesi hayırlı olsun (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Zamanın Yetmediği (08 Eylül 2016 - Perşembe)
Sıratı Müstakim (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Yine Hacılar, Yine HES (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İstanbul´un Fethi ve Somuncu Baba (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Somuncu Baba Aşkın Sırrı Filmi (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Kale kent Balaban (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Muhteşem Süleyman (06 Mart 2016 - Pazar)
Gönül ister ki (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Hadi anlat (04 Aralık 2015 - Cuma)
Yapılmış samimi bir ziyaret (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Talep yine güzel hizmete (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Asırlara hitap eden alim (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Siz ne güzel misafirlersiniz (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Turizm kataloğu (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Bir güven sorunu var (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
İlçelere 5 adet kültür merkezi yapılacak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Ahmet Ağabey (03 Mart 2015 - Salı)
Kıymetli bir zamanın, içindeyiz (06 Ocak 2015 - Salı)
Öğretmene benzer biri (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Bir Darende aşığı, Kul Vahap (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Bu son bahar (03 Ekim 2014 - Cuma)
ARADAKİ FARK (09 Eylül 2014 - Salı)
Çocuklar için bayram şekeri (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Ne güzel bir öğretici, ne güzel bir örnek (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
Somada kim suçlu? (11 Haziran 2014 - Çarşamba)
Gakkoşların diyarındaydık (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Türkiye birincisi Darendeden (11 Nisan 2014 - Cuma)
Malatya Beydağı Mülteci Kampı (MABEK) (13 Mart 2014 - Perşembe)
Siyaseti böyle mi yorumlasak (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Tohmaya iki köprü (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
872 ilçe arasında 627. sıradayız (08 Kasım 2013 - Cuma)
Herkesin bir hesabı vardı (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Ufuk açmak (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Kelebek mezarı (06 Ağustos 2013 - Salı)
Tarihe şahitlik etmek (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Bosna-1 / Kokusu, kahvesi, fesi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Hey onbeşli, onbeşli (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Anlatılmak (05 Nisan 2013 - Cuma)
Bağışlamanın tadı (13 Mart 2013 - Çarşamba)
2014 UNESCO Hulusi Efendi Yılı (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Buda bizim artımız (01 Ocak 2013 - Salı)
Osman Hulusi Efendi’nin ikram sofrası (07 Aralık 2012 - Cuma)
Okumak, değişim ve sınav (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Zengibar’da Türkiye Şampiyonası (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Benim Vizontelem (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Petrol benim yitiğim (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Darende için bir ‘tık’ (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Kayıplarda bir tat, Şabük karası (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
Kar tatilimizi istiyoruz (02 Mart 2012 - Cuma)
Kuzeyden Güneye (07 Şubat 2012 - Salı)
Van Gölü canavarı (02 Aralık 2011 - Cuma)
Hepimiz öğretmeniz (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Karettalar ve eğitim (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Suçlular ve ceza çekenler (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Solmayan gülistanın gülleri (05 Temmuz 2011 - Salı)
Miniaturk, Minyatür Türkiye Parkı (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ozan Kanyonu’nda saklı zenginlikler (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Yol hayırlı olsun (25 Mart 2011 - Cuma)
Kıymet bilmek (06 Mart 2011 - Pazar)
Cam kırığı (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Çukurkaya HES ve İmza kampanyası (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Üç çuval elbise (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Muhabbet içinde ıslananlar (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Darende MYO ve Turizm Bölümü (04 Haziran 2010 - Cuma)
Sayfa:
DOLAR
5.9944
EURO
6.8267
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
19 Ağustos 2018 Pazar
Bugün
Güneşli
33 °C
20 °C
Pazartesi
Güneşli
35 °C
18 °C
Salı
Güneşli
36 °C
20 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Sirkenin balı bozması gibi kötü huy da amelleri bozar. Güneşin karı erittiği gibi güzel ahlak da günahları öyle eritir.

Hz.Muhammed