Dostun uzaklığı
Tarih: 4.4.2012 00:00:00 / 1105okunma / 0yorum
Cemil Gülseren

Dost uzak mı olur? Dost dediğin yanında, yakınında gerek. Reklamlarda kulağımıza takılır; bir telefon kadar yakın… Neye yakın neye uzağız ayrı bir konu lakin cep telefonu, twitter, facebook gibi gözde iletişim araçlarıyla iç içeyiz. İnternetin ve telefonun gerçek arkadaşlarla muhabbetin yerini tutamayacağını düşünüyorum. Aksini ileri sürenler kolaya kaçıyor ya da gerçeklerden kaçıyor. Gerçek dostlarla yersiniz, içersiniz, sohbet edersiniz, dertleşirsiniz, içinizi açarsınız. Ha bu arada dostla arkadaşı da aynı göremeyiz. Okuldaki, sınıftaki herkes arkadaştır. Adı üstünde sınıf arkadaşım dersiniz, asker arkadaşı, iş arkadaşı da bu bağlamda düşünülür. İçlerinden pek azını müstesna bir yere koyarsınız. İşte dostlar onlar arasından seçilir. Arkadaşı hazır bulursun, dost seçilir. Bu arada samimiyet için süre geçmesi lazım. Çarçabuk içli dışlı olunmaz. Olursa da birdenbire de biter gider.

Dr. Mehmet Öz’ün “F” vitamini olarak adlandırdığı (Friendship: Dostluk-Arkadaşlık)ın insanı gençleştirdiğini söylemesi sanırım ilginizi çekecektir. Özellikle orta yaş üstü için mutlaka dikkate alınması gerekir. Buyurun Dr. Öz’ün sözleri: “Güçlü sosyal iletişim içinde olanlarda depresyona girme ve ölümcül krizlerin oluşma riski azalıyor. Bu sayede stresten uzak bir yaşamınız olur. Dostluğun sıcaklığıyla, gergin olduğunuz zamanlarda bile kan damarlarında pıhtılaşma ve kalp krizi geçirme riskiniz yüzde 50 azalır.” Bitmedi, dost arkadaş ortamının tansiyonu da düzenlediği, unutkanlığı da önlediğini ileri sürüyor Sayın Öz. Bu satırları yazarken gözümün önüne buharlı bir sahne geldi. Buharlı dedim çünkü memleketim Darende’de çok yaygın semaver geleneği vardır. Saatler süren semaver başı sohbetlerde bardak sayılmaz, belki demlik… Saate bakılmaz. Kaydı kuydu olan gelemez oraya zaten. Bu mecliste arkadaşın seninle konuşurken kafası kasasında ise geç onu. Hatta sil gitsin. Sen ki öylesini bilemiyorsun sana dost da layık değil hem de. Gönül insanı şıp diye tanır gönül dostunu. Adı Mecnunlar değil aklı Mecnunlar anlar bu sohbetin kıymetini. Malatya Ağızları üzerine derleme yaptığım zaman Darende-Şuğul Köyünden Apo Hacemmi ile Gedikağzı Köyünden Kara Dayı (Hacı Mustafa Çetin)’nın hatıralarını dinlerken belgeseli çekilecek o sahneyi kısaca nakledeyim size: Balaban’dan Şamil (Yaz) Dayı ve arkadaşları sohbet ederlerken birden gönüllerine Yenice’deki bu arkadaşları düşer. Düşer ama sormayın bir özlem, bir aşk, bir şevk. Ben anlatamam. Netice o zamanın hükmünde semaverler şimdiki gibi elektrikli değil kömürlü ve canlı canlı ateşli. Kucakladıkları gibi atın sırtına sarıp sarmalıyorlar. At sırtında Balaban’dan Yenice’nin yolunu tutuyorlar. Yol şimdiki düz yol değil. Dere tepe aşıyorsun. İnişli çıkışlı 7-8 km. uzaklıkta bir yol. O vuslatı, o muhabbeti varın siz hayal edin. Onların hepsi dünyalarını değiştirdiler. Ancak şu beytin hakkını vererek, anlayarak ve dahi yaşayarak gittiler. Hepsine rahmet olsun.

İşte o beyt:

“Er geç bir gün bu cem’iyyet-i âlem dağılır

Yâr ile sürdüceğin dem, içdiğin bâde kalır.”  

- Es-Seyyid Osman Hulûsi Ateş-

 

Şimdi her yer, yol; herkesin çifter çifter arabası var. Bir de cep telefonları, bir de elektrikli semaverler. Hani sohbet? Hani o muhabbet? Hani o sıcaklık? Varlık çok gönül yok.

Arkadaşlık bu işte. Özleyince varacaksın. Kalkacaksın yerinden kavuşacaksın dostuna. Bulursanız böylesini kaçırmayın derim. Şimdi sallama çayla sohbet de olmuyor kaldı ki. Her şey sallama olmuş. Sevgisini, sırrını dostlarla paylaşamayanların sayısı hızla çoğalıyor. Sıkıntılar da öyle. İçinde onlar büyüyor ve sen sıkıntıdan adeta patlıyorsun. Buna negatif enerji diyorlarmış. Pozitif enerji vereni de çevrenizde bulursunuz. İp ucu vereyim birazcık: Hep güler yüzlüdür, mutlu olmasını bilir. Canlı, neşelidir. İnançlı ve azimlidir. Umudunu yitirmez. Yanındayken sıkılmazsın. Kendini öne çıkarmaz. Hatta saklar bile. Tahammüllü, iletişime açık uzlaştırıcı özelliklere sahiptir. Bu özellikler var olduğuna göre bunlarla bezenmiş de vardır. Olmalı değil mi? Bulursanız takdir edici olun. Alıngan değil anlayışlı olmak bizi onlara yaklaştırır. Şimdi kendinizi sınayın bir de:

İçli dışlı olduğunuz biri var mı? Diyelim var. Oturunca mesafeniz 30-40 cm. ise doğrudur. 40 ila 80 cm. mesafe ile oturuyorsanız ancak samimisiniz demektir. 1 ila 2 metrelik mesafede duruyorsanız sosyal bir insansınız hepsi o kadar. 2 metreden uzaksanız size yabancıdır öbürü. Siz de ona. Dostluğun mesafesi mi olurmuş demeyin. Yan yana, diz dize oturduklarınızı düşünün. Mesela canım. İyinin iyisi olduğu gibi etrafınızda beş para etmezler de olacaktır. Kimi dost incinir belli etmez. Kimi bilerek incitmez. Dîvân-ı Hulûsî-i Dârendevî’de öyle veciz ifade edilmişken bizim yaptığımız sözü uzatmak olur ancak:

“İncitme sen kimseyi, kimseye incinme hem

Güler yüzlü, tatlı dil her ağzın balı ol

Nefsine yan çıkıp da Kâbe’yi yıksan dahi

İncitme, gönül yıkma; ger uslu ger deli ol”

Öte geçeye ‘öbür âleme’ götürebildiklerin seninledir. Bu değişmeyeceğine göre orayla mesafen ne kadar? Sen nereye yakınsın, kime uzaksın?

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
YALAN VE YANLIŞ (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Herkesin derdi (24 Temmuz 2018 - Salı)
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
6.2671
EURO
7.3794
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
22 Eylül 2018 Cumartesi
Bugün
Güneşli
30 °C
13 °C
Pazar
Güneşli
31 °C
14 °C
Pazartesi
Güneşli
30 °C
13 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Ayağa kalkarsan hizmet kastiyle kalk, eğer konuşacak olursan hikmetle konuş, oturacağın zaman hürmetle otur…

Hacı Bektaşı Veli