Dilden dile
Tarih: 15.11.2008 00:00:00 / 1078okunma / 0yorum
Cemil Gülseren

"Kıyamet günü mutlaka gelecektir, bunda hiç şüphe yoktur. Fakat insanların çoğu buna inanmazlar."(Mü’min suresi, ayet:59)

İşine gelse de kopacak, gelmese de. Korksan da, kaçsan da gelmeyecek sandığımız "son" gelecek. Alametleri zaman zaman hatırlatılır. Birini de ben yineleyeyim istedim. "İş, ehli olmayana tevdi edildi mi kıyameti bekleyin." Hz. Muhammed (S.A.S.)

Ehliyet mi dediniz efendim, liyakat mi dediniz sultanım? Affet Allah’ım, bağışlayın bizi. Biz yarın öbür âlemde de bu yüce sultandan şefaat dileyeceğiz. Ne yüzle?.. Siyaset, ticaret, rüşvet, minnet varken kıyamet de ne oluyor? Yine Allah’ın Resulü buyurdular ki: "Kıyamet kopmadan önce; Birçok kimseler azıcık bir dünyalık mukabilinde -karşılığında- dinlerini satarlar." (Tirmizi) Dinini satan nesini satmaz ki?..Şeref, haysiyet, ar, namus, can, beden, hürriyet, vatan…Satan satana.

Bugün göz yumduklarımız kim bilir belki de yarın sana göz açtırmayacaktır. Ama sen yarını düşünmezsin, sen sadece bugünü yaşarsın. Sana müstahak her şey. Ey vicdan neredesin? Sen olmayınca kanun, anayasa, din, iman anlamsız kalıyor. Hepsi var ve gerçek. Vicdanın yoksa yok. Var ama sana yok. Sen hiçsin hiç işte.

***

RAKI İÇEN KEÇİ

İnsanoğlu haddini ve hesabını bir bilse ah bir bilse, kendini bilmiş olacak. "İlim kendin bilmek" değil miydi?

Keçiye rakı içirmişler, kurdun evini sormuş. Keçi böyle yapmış da eşek ne halt etmiş? Eşek de her zamanki gibi yine eşeklik yapmış. Rakıyı içince çulunu bahşiş vermiş. Bana insanlardan söz ettirmeyin. Çünkü alkol alıp almamayı bile siyasi malzeme yapmadık mı? Fişlemelerde ana kıstas -kriter- bu değil miydi? İçer mi, içmez mi? Liyakat da ne oluyormuş? Bir de kafa bulurlar, akılları sıra dalga geçerler "şerbetçiler-şarapçılar" diye. Nasıl yaşarsak öyle haşr olacağız. Tamam. Herkesin içtiği sonluğudur. Biz alkolle trafik kazaları haberlerini yan yana yani ilintili sunarız. Birkaç tane boş şişe de görüntüye dâhil olur. Neyse bunlar bildik haberler. Bir kaza sonrası bir bilim adamının söylediği "Dil kazası" ana bakın siz. Kazara söylenmiş değil üstüne basa basa aynen şu cümle çıkıyor ağzından; -Araç ağaca çarpıp durabilmiş- "Ölene değil kırılan ağaca yanarım" Gaf mı dersiniz buna yoksa kırılan pot mu? Ok yaydan çıkmıştır bir kere. Kimi can derdinde, kimi ağaç, kimi de sigorta, zabıt, tutanak. Hoş Türkiye’de candan ucuz bir şey yok. İnsanmış, canmış, kimler yanmış? Ha bir eksik, ha bir fazla. Ocağına Düşsün de ateş gör bakalım. El işte. El gördülük iş bu işte.

Bizzat şahidi olduğum bir gafı da yeri gelmişken aktarayım istedim. Üstelik okumuş biri, öğretmen emeklisi hem de. Bir hastanın yüzüne aynen ne dese beğenir misiniz?

"-Sizi çökmüş gördüm." Onun eğitimciliği buraya kadarmış. Herhalde biraz daha kalsa şunu diyeceğinden emindim. "-Bu dert seni iflah etmez, götürür. Falan da bu hastalıktan yattı, birkaç ay sonra gitti. Kurtuluş yok…." Neden olumsuzluk sevdalısıyız neden? Şu sözü ben ona yolluyorum:

" Bana kâfir diyen kendi müselman olsa."

Ey âdabtan, nezaketten, edebden bî haber be adam sen böyle mi öğretmenlik yaptın? Ufuk dar, anlayış kısa, kapasite yok. Ne buyurmuş Hocaların Hocası Merhum Prof. Dr. Sabahattin Zaim: "Hocanın rahmetlisi olur, emeklisi olmaz" Şimdi ne hocalara kaldık Ya Rabb. Bunlar da Zahmetlik hocalar. Kendinde yok ki ne vere?

Sofradaki misafirine: "-Yiyin, yemezseniz ineğe vereceğim" diyen ev sahibi kadına gücenmezsiniz. Biraz tebessüm edersiniz. Biraz şaşarsınız. Az buçuk belki kırılırsınız ama çok da ciddiye almazsınız. Onun tahsili, eni, boyu hepsi bu işte. Öğretmen öyle mi?

Seçmeliyiz, seçilmeliyiz. Gençlik geleceğimizse, Cumhuriyet gençliğe emanetse, gençler de öğretmenlere teslimse, öğretmenliği olması gereken yere, doğru yere yerleştirmeliyiz. Herkesin doğru yerde olması gerekiyor. Çok doğru. En başta da öğretmen doğru yerde olmalı. İşin özü de bu, doğrusu da. Yanlış, yanlışı doğurur. Gidiş yanlış, sonuç doğru böyle bir şey olamaz.

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İnce İşler (22 Ekim 2018 - Pazartesi)
YALAN VE YANLIŞ (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Herkesin derdi (24 Temmuz 2018 - Salı)
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
5.3412
EURO
6.0565
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
17 Kasım 2018 Cumartesi
Bugün
Parçalı bulutlu
9 °C
-2 °C
Pazar
Bulutlu
10 °C
0 °C
Pazartesi
Bulutlu
12 °C
4 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Çıkacağım merdivene sabırı merdiven yaparım.

Mevlana