Darende Şairleri Antolojisi
Tarih: 4.4.2012 00:00:00 / 1575okunma / 0yorum
Musa Tektaş

62 yıl önceki bir eser

Darende Şairleri Antolojisi

 

Kitaplar, insanlar arasında fikir, bilgi ve duyguların yayılmasına vesile olan kültür hazineleridir. İlim ve sanatı, zekâ ve kültürü dünden bugüne olduğu kadar evrensel boyutlara da taşıyan bu hazineler, bütün insanlığın paylaştığı bir medeniyet tecrübesinin kapısıdır.

Kur`an ve hadisten beslenen, ilâhî bilgi kaynağının cevherlerini derûnunda gizleyen âriflerin eserleri,   bizler için başvurulacak, istifade edilecek kitaplardır. Öyle kitaplar vardır ki, milletlerin öz kültürlerinin eseri olmak üzere nesillere hiç zedelenmeyecek bir kimlik bağışlar. Bunlar, uzun yıllar, hatta asırlar boyunca zevk ile okunup istifade edilirken bir toplumun millet olma ruhunu da şekillendiren eserler olmuştur.

Bu yazımızda 1950 yılında yayımlanan,  Darendeli Hukukçu Şair Şükrü Erdoğan Ulu’nun “Darende Şairleri Antolojisi” adlı eserinde en başta ve bütün şairlerden fazla yer verdiği Es-Seyyid Osman Hulûsi Ateş Efendi Hazretleri bölümünü inceleyeceğiz.

 

Şükrü Erdoğan Ulu, 1950 yılında Ankara’da Güney Matbaacılık ve Gazetecilik tesislerinde bastırdığı eserinin önsözünde şunları yazıyor:

 

“Darende Şairleri Antolojisi

Darende Şairleri Antolojisi ismini taşıyan bu eserle, Darende’de şim­diye kadar yetiştirmiş olan bütün şairlerin, hayatı ve eserleri hakkında geniş malûmatı ihtiva eden bir kitap hazırladığımı iddia edemem. Bunu ileride Yüksek Edebiyat ve Tarih Fakültelerinden mezun olacak, kıymetli hemşehrilerimin yapraklarına ve bu suretle Türk Edebiyatına, Türk Folkloruna, büyük bir hizmet etmiş olmakla beraber; ebediyet âlemine intikal eden kıymetli büyüklerimizi unutulmaktan kurtararak: onların ruhlarını şad edeceklerine, kesin imanım vardır. Elimizdeki vesi­kalarla, eserde ismi geçen şairlerin ekserisinin hayatı, edebî kıymeti ve eserleri hakkında, ayrı ayrı birer kitap yazmak mümkündü. Bu, şüp­hesiz zamana ve bazı imkânlara muhtaç bir haldi; bunun için, şairlerim bir veya bir kaçını hepsine tercih etmektense; hepsi hakkında bir kıla­vuz olabilecek, ileride bu hususta çalışacaklara rehberlik yapabilecek bir eser hazırlamayı daha münasip buldum.

Sayın Okuyucularım;

Darende’ye şair memleketi dersem, asla hata veya mübalâğa etti­ğimi zannetmeyin, iddiamı bu eser kısmen ispat edecektir. Bunun sebe­bini Darende’de tabiatın güzelliğinde ve Darende halkının ilim ve irfana olan merakında, çeşitli sebeplerin bilhassa kısa fasılalarla bitip başla­yan harplerin bıraktığı tesirde aramak lâzımdır.

 

14 yaşında bir çocuk olan, Darende’nin Zaviye Mahallesinden Ali Haydar Ateş`in yazdığı şu şiirlerdeki orijinaliteye bakınız:

 

Seher vaktindeki yeller

Yere eğilmiş sümbüller

 Anber gibi kokar güller

Öter bülbül, öter bülbül

Cana değdi yeter bülbül

 

Ali Haydar Ateş’i misâl olarak verdim. Bu kabilden bir kaç gür sahibi bulunan birçok Darendeli bay ve bayan olduğunu iftiharla söyleyebi­lirim.

Eserde isimleri geçen şairler, ancak geçen 150 sene içinde yaşamış olan kimselerdir. Bunların yanında Hasan Dilbendi, Nazmi İhrakî, Suzî, Zevkî, Fevzî gibi ancak isimlerini tesbit edebildiğim, bütün araştır­malarıma rağmen şiirlerini ve tercüme-i hallerini bulamadığım, kimseler de vardır. Bunlar hakkında da, tetkikatımız devam etmektedir.

Darende’nin içinden geçen ve şehri ikiye ayırmış olan, Tohma Suyu kayaların iğinden çağlayarak geçerken, ruhları kendiliğinden heyecana getirmesinden ve asır dide minarelerinin, camilerinin ve eşine pek az rastlanan kalesinin insanı düşünceden düşünceye sevk etmesinden tabiî ne olabilir? Bahar geldiği zaman bahçeler içerisine gömülmüş olan ev­lerden bin bir çiçeğin kokusunu alan; mütenevvi kuşların cıvıltısına ve geceleri Tohma`nın o ahenktar çağıltısına kulak veren, sıcak kaplıcala­rından külfetsizce istifade eden Darende gençlerinin ruhları elbette has­sas olacaktır.

Darende sırf şair yetiştirmekle kalmamış, memleketimize siyaset alanında ve ilim alanında tanınmış birçok simalar da yetiştirmiştir. Ezcümle Sadrazam Mehmet Paşa, Sadrazam Mehmet izzet Paşa, Sarı Vezir Abdurrahman Paşa, Vezir Ali Paşa, Abidin Paşa, Hasan Rıza Paşa, ilim alanında Mehmet Bin Ömer Darendevî, Hasan İz­zet, İrfanî Abdullah Darendevî, Hayret Mehmet, Hamza Efendi, Mehmet Efendi, Hacı Mahmut Efendi bu meyanda sayılabilir.

Osmanlı idaresi ve Osmanlı kültürü, zamanında yukarıda kaydetti­ğimiz tanınmış şahısları yetiştirmiş olan Darende, Cumhuriyet devrinde de, gene memleketimize büyük hizmetler başarmış olan Mustafa Ne­cati,   Cemil Uybadın gibi tanınmış kimseleri de, yetiştirmiş ve bunların yanında halen yurdun muhtelif köşelerinde doktorluk, yargıç­lık, kaymakamlık, generallik gibi yüksek mevkiler işgal etmiş olan Darendeliler de vardır.

 

Bu küçük eseri meydana getirmekle aynı zamanda vicdanî bir va­zifeyi de yaptığıma kaniim. Mecruhî gibi Fethi Talip gibi ve eserde isimleri geçen diğer kıymetli halk şairlerinin halen Türk Edebiyatçıları tarafından tanınmamış olması beni cidden üzüyordu. Bu sebeple birçok maddî fedakârlıkları göze alarak bu kitabı bastırmağa karar verdim. Çalışmalarımda ve araştırmalarımda bana çok yardımı dokunan Darende Halkevi Başkanı Muhiddin Yıldızla, eserde ismi geçen Hulûsi Ateş`e ve diğer sayın hemşehrilerime, burada teşekkür ettiğimi kaydetmeyi bir borç bilirim.

Eserde telâfi edemediğim birçok noksanlar olduğunu biliyorum. Okuyucularımın bu hususta beni mazur görmelerini rica ederim.

Kitap, memleketime ve hemşehrilerime ufak bir hizmet teşkil ede­bilecek durumda ise, benim için büyük bir saadet ve mutluluk vesilesi teşkil edecektir.                                                       10.05.1950

Şükrü Erdoğan Ulu”

 

Yazımızın bundan sonraki bölümünde Antolojinin 14-21. sayfaları arasındaki bilgileri inceleyelim. “Bizzat kendisinden alınmıştır” notu ile Hulûsi Ateş Efendi (k.s)’nin özgeçmişi şu şekilde verilmiştir:

 

“Somuncu Baba diye tanınan Şeyh Hamid-i Veli’nin ahfadından Darende’nin Şeyhli Mahallesinden Hasan Feyzi Efendi’nin oğludur. 1914 senesinde Darende’de doğmuştur. Darende Cumhuriyet İlkokulunu bitirmiş, başkaca esaslı bir tahsil yapmamış; babasının hoca olması dolayısıyla ondan eski ilimleri öğrenmiş ve kendi özel çalışmaları ile de bilgisini arttırmıştır. Halen Darende’nin Zaviye Mahallesinde oturmakta ve Şeyh Hamid-i Veli Camiinin imam ve hatipliğini yapmaktadır. Şiirlerini tamamen eski tarzda yazar lirik ve çok hassas bir şair olan Hulûsi Efendi şiirlerini henüz hiç bir yerde neşretmemiştir.”

 

14. sayfadaki ilk şiir şöyledir:

 

Bülbül-i âşüfte miyim sen gül-i handâna göre

Bilmem aceb beste miyim kâkül-i reyhâna göre

 

 

Derdim anın mest gözünün cân ile kurbânı olam

Cân sana lâyık ola mı hançer-i müjgâna göre

 

Zülfüne dil bağlayalı fark edemem seni beni

Kim çöze dîvânesini uslana dîvâne göre

 

Derdim açarsın yüzünü herkese ammâ güzelim

Her göz anı gördü senin etdiğin ihsâna göre

 

Her dil-i dîvâne senin bağladı zülf-i resenin

Bağladığın kurtulamaz zülf-i perîşâna göre

 

Hulûsî`ye şânın eğer olmasa ihsânın eğer

Kulluğa şâyeste değil sen şeh-i hûbâna göre

 

 

Birkaç şiirinden örnek verilmektedir. Bir dörtlükte şudur:

 

Sensiz dünyâyı ukbâyı

Gülüm n’idem n’idem n’idem

Hûr u Cennet’ül-â’lâyı

Gülüm n’idem n’idem n’idem

 

Darende Şairleri Antolojisi’nin 17. Sayfasında Hulûsi Efendi Hazretlerinin bir şiiri ve şiirin yazılış sebebi verilmiştir:

 

Ey yüce pâye gel artık gel

Darü’l-belâya gel artık gel

 

Ata anamız göçdü bakâya

Bu mâ-cerâya gel artık gel

 

Beytü’l-belâmız bir hastahâne

Oldu vebâyâ gel artık gel

Azm eyle sen de etme tevakkuf

Hoş Kerbelâ’ya gel artık gel

 

Ol abd-i makbûl kıl inkıyâdı

Hükm-i Hudâ’ya gel artık gel

 

Gel kardeşim gel yâr ol Hulûsî

Bî-kes gedâya gel artık gel

 

Bu şiirden sonra düşülen not çok önemlidir. Birlikte okuyalım:

“1945 senesinin kış mevsiminde Darende’de bir tifo salgını olmuş, şairin annesi, 03.02.1945 gününün akşamı, babası da 04.02.1945 günün sabahı, bu hastalıktan vefat etmiş. Hulûsi bu mektubu ile vaziyeti Kan­gal İlçesinin Kalkım Köyünde bulunan kardeşi Ahmet`e bildirmiş. Ah­met`te bu mektup üzerine Darende’ye gelmiş, maalesef o da bu hastalığa tutularak 13.03.1945 günü vefat etmiştir.”

 

Hulûsi Efendi Hazretlerinin başka şiirlerini de yer verilen antolojinin 19-20. sayfalarında şu rubaiye yer verilmiştir:

 

Karalıklarda kaldık bir kutu kibrite muhtacız

Bulunmak sormadıkyer koymadık veli âciz

Bugün muhtac isek de biz ana âlemde sertâcız

Sirac-ı ümmetiz kadr-i Hulûsîmizle miracız

 

Bu şiirini dipnotunda yazılış sebebi şu şekilde beyan edilmiş: (1939 senesi çıkan Cihan Harbi dolayısıyla zuhur eden kibrit buhranında arkadaşına yazılmıştır.)

 

Şükrü Erdoğan Ulu, bu antolojiyi hazırlarken Hulûsi Ateş Efendi (k.s) ve Muhiddin Yıldız’dan çok destek aldığını eserinin çeşitli sayfalarında beyan etmiştir. Örnek verecek olursak; Somuncu Baba ahfadından Salih Nihani ve Müslim Penahi hakkındaki bilgileri Hulûsi Efendi (k.s)’den almıştır. Ayrıca, Hasan Bakai, Süleyman Mecruhi ve Fahimi hakkındaki bilgileri de yine aynı kaynaktan aldığını belirtmiştir.

Yazımızın sonunda Fahimi’nin Şeyh Hamid-i Veli Hazretlerine arzuhali olan şiiri ile bağlayalım:

 

Efendim gavs-ı a’zam hazret-i şeyhi mükerremsin

Çüyuşi evliya seraskeri serdar-ı ekremsin

 

Humen-i genç hem ol nur-ı nübüvvet şem-i pervane

Muhbbi elh-i beyti Mustafa iksir-i a’zamsın

 

Dahi arz-ı geda ol hazretinden lutf-ı himmettir

Meded kıl merhamet bu âcizin derdine mahremsin

 

Gubar-ı dergehin ol tûtiyâyı çeşme amadır

Muhammed hakkiçün imdad kıl çün şan-ı efhamsın

 

Erişse kuds-i enfasın dil-i mevtayı sağ eyler

Fahim’e rahm kıl şaha kamu derdliye merhemsin

 

ŞÜKRÜ ERDOĞAN ULU

Babası, çeşitli memuriyetlerde bulunmuş olan Darendeli Mehmet, annesi de Darende’nin Kıhtır sülalesinden Hatice’dir. Darende’nin Zaviye Mahallesinde 2 Eylül 1920’de doğmuştur. İlkokulu Darende’de, ortaokulu Sivas’ta, liseyi Malatya’da bitirmiştir. Ankara ili Tahrirat Kâtipliği’nde çalışarak 1942 senesinde Ankara Hukuk Fakültesi’nden “iyi” derece ile mezun olmuştur. 1945 senesinden sonra gazete ve dergilerde çeşitli konularda yazıları, makaleleri, şiirleri yayınlanmıştır. Adalet Dergisi’nde 1948 senesinden itibaren bir hayli mesleki incelemeleri neşredilmiştir.

Şükrü Erdoğan Ulu, yurdun muhtelif yerlerinde avukatlık ve hâkimlik yaptıktan sonra 1960 senesinde birinci sınıf hâkimliğe ayrılarak Yargıtay üyeliğine seçilme hakkını kazanmıştır. İstanbul’a yerleşerek 1981 senesinde İstanbul’da hâkimlik yaparken kendi isteği ile emekli olmuştur. 1980-1983 senesi arasında Türkiye Gazetesi’nde yazarlık yapmıştır. 1997 yılında vefat etmiştir. Kabri Darende’de Zaviye Mahallesi mezarlığındadır.

Yayınlanmış birçok eseri olan Ulu, Darende Şairleri Antolojisi’ni 1950 gibi erken bir tarihte yayınlamayı başardı.

 

Fotoğraflar için tıklayın

http://www.darendehaber.com/gallery_photo.php?pg_id=1265

 

 

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Irmaklı Köyü (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Hacı Gözütok ile röportaj (12 Nisan 2018 - Perşembe)
GAZİ TÜRKYILMAZ İLE RÖPORTAJ - 2 (06 Mart 2018 - Salı)
GAZİ TÜRKYILMAZ İLE RÖPÖRTAJ (04 Şubat 2018 - Pazar)
Kamil Akgül Röportaj-3 (02 Ocak 2018 - Salı)
Kamil Akgül Röportaj-2 (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMİL AKGÜL İLE RÖPORTAJ-1 (19 Kasım 2017 - Pazar)
NECDET KIRCEYLAN İLE RÖPÖRTAJ –II (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
NECDET KIRCEYLAN İLE RÖPÖRTAJ-1 (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
ÖMER FARUK TAŞKIN İLE RÖPORTAJ-2 (06 Haziran 2017 - Salı)
ÖMER FARUK TAŞKIN İLE RÖPORTAJ (06 Nisan 2017 - Perşembe)
ILICA ZİYARETİ VE HATIRALAR (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
PROF. DR. KEMAL DİNÇER İLE RÖPORTAJ (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Günerliden Yankılanan Hoş Sada (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Atmalı Yöresinden Selam Var (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Dr. Sadık Özen ile röportaj (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Memduh Önal ile röportaj 2 (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
Memduh Önal ile röportaj (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Vahap Sönmezler ile röpörtaj (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Bir muhabbet ve hizmet ehli: Osman Parlak (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Mehmet Arif Toprak ile Röportaj (01 Ocak 2016 - Cuma)
“Hacı Piroğlu” Hacı Hamza Çokyaşar (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Mengelisli Kara Mustafa Dayı (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Gürünlü Hacı Hüsnü Dayı (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Hakkında ne dediler? (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Hulusi Efendi Çok Büyük Bir İnsandır (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Hacı Hasan Akyol Efendi (03 Mart 2015 - Salı)
Gerçekleşen Sözler (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Unutulmaz Hatıralar (03 Ekim 2014 - Cuma)
Darendeli Esnaflar Anlatıyor-3 (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Darendeli Esnaflar Anlatıyor - 2 (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
Darendeli Esnaflar Anlatıyor (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Yazıköylüler Anlatıyıor (19 Mayıs 2014 - Pazartesi)
Maraşın Kurtuluşunda Darendeliler (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Hulusi Efendi (k.s.) ve Cami Kitabeleri (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Malatya kitaplığında DARENDE (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Gönüllerin bayramı (06 Ağustos 2013 - Salı)
Evrensel görüşleriyle bir lider Hulusi Efendi (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Herkesin sevdiği ve saydığı gönül sultanı (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Kalkınmanın umudu Hulusi Efendi (k.s.) (07 Aralık 2012 - Cuma)
Hulusi Efendi (k.s) ve Hac hatıraları (09 Kasım 2012 - Cuma)
Aşık Mevlüt’ün ardından (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Eğitim hayırseveri Hulusi Efendi (k.s) (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Hulusi Efendi’nin sağlık hizmetleri (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Yirminci Asrın Filozofu (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
50 yıldır okunan bir eser (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Kırk yıl önceki bir gazete manşeti (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
50 yıllık proje (02 Mart 2012 - Cuma)
Yeşili getiren kişi (07 Şubat 2012 - Salı)
Darendeli Hasan Rıza Paşa (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Tevazulu Bir İnsan Uzun Hacı (02 Aralık 2011 - Cuma)
50 yıl önce Darende’deki Öğretmenler (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Zaferi müjdeleyen kahraman gazilerimiz (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Şerh Yarışması Hakkında ne dediler (02 Ağustos 2011 - Salı)
İlim ehlinin Darende izlenimleri (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şeyh Hamid-i Veli Hazretlerinin Onbir tavsiyesi (09 Haziran 2011 - Perşembe)
İrfani Abdullah Darendevi (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Halid-i Yekta Efendi (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Darendeli Hacı Mahmud Efendi (11 Ocak 2011 - Salı)
Bir Darende sevdalısı Hasan Ali Göksoy (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Devlet Arşivlerinden Belgelerle Darende (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Devlet Arşivlerinde Darende Halkevi (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Sağ elin sol elden gizlediği (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sempozyum Tebliğlerinden Özetler (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
İlim Adamları Hulusi Efendi’yi anlatıyor (07 Haziran 2010 - Pazartesi)
Devlet Arşivlerinde DARENDE (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Yakınlarının Diliyle: HACI VALİDE (04 Nisan 2010 - Pazar)
Memleket için büyük hizmetler yaptı (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Darendeli İki Alim (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
İhramcızade Sempozyumu (03 Kasım 2009 - Salı)
Çeşmeler ve Sulama Kanalları (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Cömertlikte yarış (04 Eylül 2009 - Cuma)
Hazeynce (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Kıbrıs barış harekatı... (21 Temmuz 2009 - Salı)
Mecruh`nin şiirlerinde Peygamber sevgisi (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Yemenicilik ve kunduracılık (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Bolu Gerede’de Darendeli İbilli Ailesi / (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Somuncu Baba Dergisi’nin 100. sayısı (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Mektuplar ve Hatıralarla Bedrettin Ateş (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Define meraklılarına (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Hacı Ömer Aydoğan ile röportaj (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Helvacılık (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
6.2671
EURO
7.3794
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
23 Eylül 2018 Pazar
Bugün
Güneşli
30 °C
13 °C
Pazartesi
Güneşli
30 °C
12 °C
Salı
Güneşli
32 °C
13 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
"Dünyada dört nimet vardır, bunlar kendisine verilen kişi dünya ve ahiretin hayrını görmüştür.Bunlar; Zikreden dil, Şükreden kalp, Sıkıntılara katlanan beden ve saliha kadın.."