İçimizden birileri
Tarih: 2.3.2012 00:00:00 / 1018okunma / 0yorum
Cemil Gülseren

Taklit, tahkikin yerini alır mı? Ne dersiniz? Gidişat ne durumda? Bakalım vaziyet ne âlemde; Adamın ekmek alacak parası yok, gösterişli elbiseler, şatafatlı araba sahibi. Ardından söyler elin oğlu. Adamın saray gibi evi var; içinde salınan yâri yok diye türkü çığırırlar. Örneği mi, öyle çok ki. Mahallede, köy kahvesinde gelene geçene çay söyleyen her zaman varlığından mı ısmarlar sanırsınız yoksa eli bolluğundan mı? Onun için “desinler” yeter sebeptir. Tezatlıklara alışkınız biz. Adamın cep delik, cepken delik lakin yılda bir cep telefonu değiştirir. Son model sıfır araba merakı gibi oldu bu da. “Yok daha neler?” mi dersiniz, yok deve mi?... Örneğin ucu bucağı gelmez. Bir tane de tekerlemesini yazayım da tam olsun: Adamın aslı yok yaylasında yüz koyunu yayılırmış. Kim saymış? Söyleyen öyle diyor. Üstelik olmayan sürünün sütünü sağar, kesilmeyen koyunun etini kavurur bir de sana yedirir hem. Canım yemiş gibi yutkun işte. Yağmasa da gürlüyor ya. İçi seni yaksın; dışı, beni yaktı bile.

 

Ölüler zannedermiş ki diriler her gün helva yiyor. Yiyor musunuz? Temel’e sormuşlar: Haçan balığın üstüne niye helva yenir? Balık öldiğini anlasin diye daa… Adamın birinin canı helva istemiş belli. Demiş : “-Şekeriniz var…”, “-var.”, “-ununuz var?...” “-var.” “-e peki yağınız?...” “-vardır.” “-Niye helva yapıp da yemiyorsunuz?” Demek ki diri olmak yetmiyormuş. Kim yapa? Biri çıkacak da bunları katıp katacak da helva yapacak. Hazır var. Yer misiniz? Nerede? Tilkiye sormuşlar: “-Tavuk sever misiniz? (Gülmekten katılmış. Cevap verememiş.) Rahmetli Şeyh’ül-Muharririn Ahmet Kabaklı da organizasyon eksikliğinden (Bence beceri ve yetenektir) yakınırdı. Eskiden beri devletçi, teşkilatçı karakteristiklerimiz var diye anlatırdık. Millete ne oldu? Kabuğuna çekilmek bu mu yoksa? Aman bana neciliğin arkası da önü de bu işte. İçe kapandık. ‘Vurdumduymaz’laştık.” Benim üstüme ne vazife?” noktasındayız. Öyle ki dört kişilik oyunu bile tek başına oynuyoruz. İnternet üzerinden, bilgisayar başında kendini dört kişi yerine koyup okey oynamanın bir izahı var mı? İçsellik mi ilkellik mi hayır hayır içe dönüklük, yalnızlık. Başka bir şey değil. Köy kahvelerinin bile sosyal yanı yadsınmamalı.

 

Dökme suyla değirmen döndürmek zorunda mıyız? Oğul atadan görmeyince sofra nasıl açılır, nereden bilecek? Bir de ‘ne yer, ne yedirir’ tipler vardır. Yaralı parmağa merhem olmaz taifesindendir onlar. Yemeyen zaten yediremez. Hık demiş burnundan düşmüşü biz fiziki benzerlik için kullanırız. Örfüyle, töresiyle, huyuyla, suyuyla ortak değerlerimiz de az benzese ya. İster anasına bakın kızını alın; ister kenarına bakın bezini alın. Sözün özü görgü, görenek, usül erkan, âdâb lazım. Bunu da vermek lazım. Verilince de almak lazım.

 

Nur içinde yatsınlar dedeler, neneler. Torunlara örnek olmak lazım derlerdi. Ayağa kalkılsın, eller öpülsün, gönüller alınsın. Görsünler alışsınlar. Adem oğlu bu. Dışı başka içi başka. Yadırganmıyor artık. Üstelik yüze başka, ize başka konuşurmuş. Zaman değiştiriyor demek ki. Şimdi başka, sonra başka. İkiyüzlü, riyakar, yalancı kelimeleri böyle çıkmıştır ortaya. Sözünden cayanlara da “dönek” denmiyor artık. Şartlar değişti,  rüzgar farklı yönden esiyor hem. Artık bu duruma mum bile dayanamamış erimiş bitmiş. Ne gam. Zaten o mum erimeye mahkumdu dibine bile ışık veremeyen mum neye yarar ki?

 

Fabllarda derler ki karga gerisine tavus kuşu tüyü takmış. Tövbe yalan. Hiçbir karga bunu yapmamıştır. Yapmaz da. O insanoğlu değil. Adı üstünde karga. Bu masalcılara da kızıyorum artık. Kendi yaptıklarını zavallı hayvanlarda gösteriyorlar. Onlar hiç değişmedi. Bozulmayı değişme diye sen yutturuyorsun ey insanın oğlu. Özenti insanlarda aldı başını gidiyor. Her şeyin sahtesi aslından bol iken taklidi gerçeğini geçmiş iken beyhude çabalar beyhude. Sahteler özün önünde “Gibi”ler “kendisi”ni geride bırakmış. Şimdi şu cümlelerin hangisini seçersiniz;

 

Ben dürüstüm, Ben dürüst gibiyim. Yeter bence. Kim der ki ;”Ben dürüst değilim” O halde…

 

Elbette biz “adam” olmayız. Herkes uzman, herkes her şeyi biliyor, hem de en iyisini. (Ne de biliyoruz ki?) Bilgiçlik huyumuz. Bu da bize eleştirme hakkı veriyor. Büyüğümüzü, küçüğümüzü, iyiyi kötüyü, güzeli- çirkini, haklıyı haksızı hiç ayırt etmeden tenkit ediyoruz. Buluruz muhakkak bir eğrek. (noksan) Üstümüze yok. Artık duygusallığımızdan bıktım.

 

Kalsın böyle sıcakkanlılık olmaz olsun. Yardımseverdik onu da kurumsallaştırdık. Dayanışma mı dediniz? O da gitti gidiyor. Sosyal paylaşım sitelerine bakın yeter. Beğendin ya da beğenmedin. Hepsi bu. Tepkimiz de bu kadar katkımız da, katılımımız da. Haydi paylaşalım. Sonra?... Ha bu arada hayvanlar âleminden bir haber: “Siz insanlar demişsiniz ki ‘Evdeki buzağı dana olmaz.’ Buzağılar evden kaçma telaşında imişler. Ne dediniz sahi; Taklit, gerçeğin yerini alır mı?...

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
4.6560
EURO
5.4274
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
19 Temmuz 2018 Perşembe
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Adem suretinde olan herkes adem değildir…

Hacı Bektaşı Veli