Bayram bu Bayram
Tarih: 1.9.2011 00:00:00 / 939okunma / 0yorum
Cemil Gülseren

Bektaşi’nin birine; “-Bu Ramazan’ı nasıl çıkardın?“ demişler. “-Otuz kişi toplandık, bir günde çıkarıverdik” demiş.

Öyle veya böyle Ramazan’ı çıkardınız bayrama erdiniz. Niyetiniz dilinizde, Allah gönlünüzde, dileğiniz bayramda olsun. Yüzünüz bayram gibi olsun. Kapına gelenler aşına değil kaşına bakar. (Aşın ne olduğunu bilmeyen gençler için hatırlatayım; köyümüzde “Balaban’da” aş; yemek, çoğunlukla bulgur pilavı anlamındadır. Aşçı sözcüğü de bu “aş” kökünden türemedir.) 

Bayram; yenileşmenin, değişmenin, başlangıcın noktası da olabilir sizin için. Ama asıl olmazsa olmazı barış ve birliğe vesile olmasıdır. Birçok kararımızı bayramı esas alarak vermez miyiz. Bayramdan sonra buluşalım, görüşelim, başlayalım.  Bayramdan sonra düğün, dernek, taşınma, tayin, ev bark, göç hep bayramdan sonra olacaktır. Bayramın kendisi hoşgörü bağışlanma, affetme olarak algılanır. Değişimin, yeni kararların başlangıcı sayarsan bayram, bayram olur. Sadece delilerle ölüler değişmezmiş. Sizin için bayram değişmeye, yenileşmeye fırsat olmuyorsa yeme içme, gezme tozma olarak kalıyorsa hasıl olacak sevabınız da sadece ikramınız kadardır. Aldığınız gönül kadardır. Bu bayramın görünür dış yüzüdür. İç yüzü de senin senle yüzleşmendir. Bayramı ben önce içimde yaşamalıyım ki dışa da yansıtabileyim.   

Yine takılmışlar Bektaşi erenlerinden birine; “-Yahu koskoca Ramazan geldi gidiyor, hâlâ sen oruç tutacaksın!” demişler. Bektaşi de; “-Mübarek Ramazan gelir gider; yine gelir fakat ben gidersem bir daha gelmem” demiş. Bundan hisse çıkarsak mı acaba! Doğrudur Ramazanlar gelir gider. Bayramlar gelir gider. Sen bir kez gelirsin ve bir kez gidersin. O arada ne yaptığına bakılır. Ve ne yapmadığına da… Biz bu Ramazanda ülke olarak, millet olarak iyi şeyler yaptık. Herkes seferber oldu Somali için. Bize yakışanı yaptık Elhamdülillah.

İçi Boş Çerçeve

Bizimkiler, ötekiler kavramlarını ne sık kullanır olduk. Bir de çerçevelere sıkıştırıp duvarlara astık. Herkes kendisine ait olanı asmış duvarına. Hani ayakkabı tamircilerinin boyasız viran duvarlarında gördüğünüz taraftarı olduğu takımın şampiyonluk hatırası gibi fotoğraflar.

Biz de çerçeve içine adımızı, kimliğimizi, rengimizi, reyimizi hepsini sıkıştırdık. Gören bizi hemen anlasın diye. Sen Sünni misin, alevi misin yetmez; Cemaatçi misin, Kadiri misin, Cerrahi misin Nakşibendi mi?.. Nakış nakış işledik o resme. Afrika’daki kıtlığı haber verince haberler, yokluğu bildirince ajanslar, açlığı sergileyince kara kuru bebek cesetleri anladık ki biz önce insanız. Kul olmanın farkındalığı, Müslüman olmanın şerefi ve onuruyla hareket edince Türk insanı, mutluyuz hepimiz Biz yardım edince, koruyup kollayınca biziz. Bunu milletçe bir kez daha hissettik, farkında mısınız?

Adın can imiş, soyadın kurban imiş, dostmuş, arkadaşmış, yâr imiş, kardeş imiş… Ne fark eder? Hepsi hâldeşlerindir, yolda yoldaşlarındır. En iyisini bizim millet yapmıştır. Allah bu milleti elbette koruyacaktır. Bu devlete zeval vermez inşâallah. Siz ey çok konuşup, az iş yapıp da yapıyor gözüken dünya örgütleri, güçleri, devletleri neylersiniz? Ancak seyredersiniz. İstatistik yayınlarsınız, rakamlar sıralarsınız. Kredi notları düşürür, kriz senaryoları yayınlarsınız. Siz ülkeleri, milletleri birbirine düşürmeye çalışan; ilişkilerini soğutmaya çalışan bencil batılı kuruluşlar, siz ne işe yararsınız? Çatışmaları, ayrılıkçı hareketleri ısıtmaktan başka… Sizin fotoğrafınız bile sahte, gözyaşı deseniz hiç olmadı ki. Vicdan ne gezer! Sömürdünüz, bitirdiniz koca kıta Afrika’yı. Birbirine kattınız, çaldınız, kaçtınız, gittiniz… İçi boş kurumsallaşmış örgütleriniz gönülden yoksun gönülsüzler muhabbet bilmez yüreksizler, o mazlumların ahı vahı sizi er geç tutacaktır. Dünya seyrediyor, Türkiye koşuyor, Allah da yüz güldürenin yüzünü güldürecektir. Yüzsüzleri de bütün dünya biliyor; Âlemlerin Rabbi de…

Sınanmak mı, Sakınmak mı?

Sakınmak, tedbirli olmak mı dersiniz yoksa çekinmek mi? Hatta kıskanmak belki korkmak. Bence çekinmek daha yakın bir karşılık olsa da hepsini de içerir. Emir olmasa da uyarma maksatlı söyleyişini ise çok severiz, çok da kullanırız. “Sakın!.. Aman ha, sakın ha” tarzı ikazlarımız pek sert olur. Sanki tehditle gözdağı kokar sizin bu “Sakın”lı seslenişleriniz. Tehlikeye yakın, risklerle yüz yüze ürkütücü bir de kelime türetmişiz. Sakınmak’tan “sakınca”. Bir adım ötesi ise “sakıncalı”dır. Birileri size yapıştırır, size yakışmasa da. Ama kul yapışana değil yakışana yakın olmalı, değil mi? 

“Bendelük tavrına olsun amelün

Hak âzârına dırâz itme elün.” Nabi

(Yaptığın her şey kullara yakışır şekilde olsun. Allah’ı gücendirecek bir şeye sakın elini uzatma)

Yetmez mi?

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
4.6560
EURO
5.4274
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
19 Temmuz 2018 Perşembe
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
İki nimet vardır ki, insanların çoğu onların kıymetini hakkıyla takdir edemezler: onlardan biri sıhhat, diğeri de boş vakittir.

Hz. Muhammed