Bir ün geldi kulağıma
Tarih: 2.8.2011 00:00:00 / 1047okunma / 0yorum
Cemil Gülseren

Biz bugün ünlü kelimesini meşhur olarak algılıyoruz. Aslında ün, ses anlamındadır. Ünlemek de seslemek, seslenmek anlamlarındadır. Kimi zaman size “sakın!, aman ha!” diye sert uyarılar da yapılır. Kimi zaman da ortaya söylenen sözden siz hisse çıkarırsınız kendinize. Kulağınız öyle güzel kelam-ı kibarlar ile aşina olur ki gönlünüz de ruhunuz da bu güzelliklere gark olabilir.

Bir gün Fatih Sultan Mehmet’in babası Sultan II. Murat Han, Hacı Bayram-ı Veli’den nasihat ister. Müderris iken Somuncu Baba’nın talebesi olmayı yeğleyen Hacı Bayram-ı Veli Hazretleri ise İmam-ı Azam’ın, talebesi Ebu Yusuf’a yaptığı nasihatı hatırlatır. Kulak dutanlar için uş imdi andan birkaçını size sadeleştirerek sunuyorum: “Halk içinde herkesin yerini tanıyıp bil; ikramdan geri kalma. İlim sahiplerine hürmet et. Yaşlılara saygı, gençlere sevgi göster. Halka yaklaş, fasıklardan (Allahın emirlerini tanımayan, sapkın, fesatçı) uzaklaş, iyilerle bir ol. Kimseyi küçümseyip hafife alma. Sırrını kimseye açma. İyice emin olmadıkça kimsenin arkadaşlığına –hemen- güvenme. Cimri ve alçak kimselerle ahbablık kurma. Kötü olduğunu bildiğin hiçbir şeye ilişme, alışma. Ne görüş, ne konuş. Bir şeye hemen muhalefet etme. Sana birşey sorulursa anlaşılır bir dille cevap ver. Seni ziyarete gelenlere faydalanmaları için ilimden bir şey öğret ve herkes öğrettiğin şeyi belleyip uygulasın. İnce meseleleri uluorta heryerde açma, konuşma. İnsanlara güven vermelisin, dostluğa önem vermelisin. Zira dostluk, ilme devamı sağlar. Zaman zaman yemek ikram et, muhtaçları gözet. Çevrendeki insanların değer ve itibarlarını iyi tanı. Ufak tefek kusurları görme. Halka yumuşak muamele et. Hoşgörülü ol. Hiçbir şeye bıkkınlık gösterme ve onlardan biri imişsin gibi davran” Biz şimdi bu son öğüdün karşılığını ‘empati’ ile karşılıyoruz.

Bir bayram günü buluştuklarından dolayı müderris Numan’a hocası ve mürşidi Şeyh Hamid-i Veli ona Bayram ismini yakıştırır. Ankaralı Hacı Bayram-ı Veli de arkadaşlarına neler yakıştırmış, nice söylemiş okuyalım: “Hiddet ve kin, hakikatları gören gözleri kör eder. Öfke, iyi düşünmeyi daraltır, yanıltır. Hiçbir günahı küçümsemeyin, çok çalışın. Boş gezenler, zengin bile olsa, arkadaşları şeytan, kalpleri şeytanın konağı olur. İnsanların fitnesinden kurtulmak istiyorsanız, çarşı ve pazarlarda sık sık bulunmayınız. Dünya gamından, nefsin sıkıştırmasından hafifleyip kurtulmak istiyorsanız, kabristanları sık sık ziyaret ediniz. Ayıp ve kusurlarını gördüğünüz arkadaşlarınızın, komşularınızın sırlarını ifşa etmeyiniz. (Açığa çıkarmayınız.) Çünkü gördüğünüz bu sırlar, size emanettir. Emanete hıyanet ise çirkin bir harekettir.” Şimdi sıra bizde. Biz bunların neresindeyiz? İçinde mi, dışında mı; yanında mı, uzağında mı; altında mı, üstünde mi? Kendimizi sorgulayacağız bakalım. Bedenimiz kadar benliğimizin de, ruhumuzun da temizliğe gereksinimi olacak şüphesiz. Tövbe var, taat var, takatın da varsa tart kendini. Dur var, durak var, en önemlisi de duan var mı? Yoksa davransana dil senin, gönül senin. Arınmak için fırsat senin. Rahmet var, mağfiret var, merhamet var. Bir zahmet, bir hizmet; istersen gelir himmet. Ey güzel insan! Annen var, baban var, ailen var, çevren var. Sen var mısın? Nereye kadar haber var mı? Evet Ramazan var,bayram var, ömür var, hayat var dahası dünya var, ahiret var. Sen hepsinde varsın. Sen varsan, hepsi de var.

Vaktin birinde Kütahya-Simav’dan kalkıp Bursa’ya gider derin hocalar. İstedikleri medreseye müderris olmaktır. İşte size bu mülakattan ‘bir soru’ nakledeyim:

Hoca, bir müderris adayının önüne bir bardak su kor ve sorar: “-Bu suyun üstünde ne var, altında ne var?

“-Bilmem efendim.”

“-Çıkabilirsiniz.”

(Bir başka hoca adayı gelir aynı soru sorulur.)

Cevap: “-Üstünde Besmele –Bismillahirrahmanirrahim-, altında Elhamdülillah” der.

“-Tamam evladım, kazandın” der hoca. Artık o da yeni bir hocadır. İşte işin aslı bu. Başı, sonu, altı, üstü. Gerisi lâf û güzaf. (Boş lakırdı, manasız söz). Bismillahla başlayıp elhamdülillah ile bitmeyen ne ününüz olsun, ne de kulağınıza bir ses gelsin.

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
YALAN VE YANLIŞ (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Herkesin derdi (24 Temmuz 2018 - Salı)
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
6.2671
EURO
7.3794
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
22 Eylül 2018 Cumartesi
Bugün
Güneşli
30 °C
13 °C
Pazar
Güneşli
31 °C
14 °C
Pazartesi
Güneşli
30 °C
13 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Daima iyiyi, güzeli, doğruyu öğrenebilmek için okuyunuz, okutunuz…

Hacı Bektaşı Veli