Çerçi yükün ne tutar?
Tarih: 25.3.2011 00:00:00 / 1132okunma / 0yorum
Cemil Gülseren

Çerçileriyle de meşhur Darende’de çocukluğumdan hatırlarım-öyle hayal meyal da değil; basbayağı omzunda çerçi sandığı ile çerçiciyi. Ecdat mahallemiz Nadir’de gördüm ve işittim. İşittiğim onun, çerçicinin sesiydi. Ne derdi: “İnne satarım, iplik satarım, oya ipliği, dikiş ipliği, nakış ipliği…boncuk, cıncık, tesbih, kese, çıtçıt, lastik, cırcır, melefe innesi, çuvaldız satarım…” Sattıklarından da anlaşılacağı gibi daha çok annelerimize ve onların kızlarına, gelinlerine hitap ederlerdi. Bir de bohçaçı kadınlar vardır ki onlar farklı bunlar farklı idiler. Köy köy, mahalle, sokak demeyip dolaşan bu gezginci çerçiler beklenirdi, gözlenirdi. Sipariş bile verilirdi. Dükkanları omuzlarında idi. Tahtadan yapılmış basit bir camekan işte altı üstü. Uzunca bir sağlam iple omuzlarına alır gezer dolaşırlardı. Çerçi için yükün sınırı yoktur; satabileceği her şeyi yük olarak taşımaktan çekinmez. Derseniz; çerçi yükün ne tutar, tuttukça tutar. Ayna, tarak, toka gibi çeşitlere de yer veren olurdu.

Bu çerçi sandığını Darende Somuncu Baba Tanıtım Merkezinde -ki Kültür Bakanlığından onaylı, tescilli, belgeli bir müze statüsü vardır- görebilirsiniz. O müzeyi gezerken hem Darende’nin hem de haliyle ülkemizin, memleketimizin nereden nereye ulaştığını da gözlerinizle görmüş olacaksınız. Çok yol kat edildi çok. Çerçicilikten nerelere geldi, hangi mesafeler aşılmış bir film şeridi gibi canlandıracaksınız zihninizde. Şimdi holdingleri ben çerçi sandığı içine hayalen koyacak olursam bu sandıkta yani bir holdingde neler görüyoruz şöyle bir sıralamaya çalışalım: Enerji, inşaat, iletişim, medya, tekstil, gıda sanayi, madencilik, taşımacılık, bankacılık vb…

Henüz alışveriş merkezlerinin olmadığı, marketlerin yaygınlaşmadığı dönemlerden bugünlere 50 yılda gelmişiz. 50 yıl önce bir radyodan nerelere ulaştık? Daha 1970’li yıllarda köyüm Balaban’da telefon için ya karakola, ya belediyeye giderdi benim insanım. Postaneye yazdırıp saatlerce telefon beklerdik. Masallarda yaşamışız be. Yoksa asıl şimdi yaşadığımız mı masal?... İkisi de değil efendim. İkisi de hakikat. İlkokulun ikinci sınıfında okuldan öğlen eve gelince annemi gazocağını yakmaya uğraşırken gördüğümü dün gibi hatırlarım. Yemek kızdıracak da… Şimdiki anneler ne yapar misal: “-Babası oğluna para ver, kantinden bir şeyler alsın falan…” Biz sabah okula gidince ebemiz, ninemiz cebimize bastık, kesme, kavurga korken şimdi bunlar ilkellik sayılıyor onun yerine patos, citos, cips, halley malley, vırt zırt almak rağbet görüyor. Nereden nereye dedik ya o doğal ürünler yok oldu. Bir gün altınla tartar olacaksınız onları oysa. Şimdiden organik ürünler diye alternatif bir sektör oluştu baksanıza. Dünya doğala dönüyor hem de hızla ama köylerimizde oturanlar bile yoğurdu, yumurtayı, maydanozu şehirlerden getiriyor. Nereden nereye dememiz boşuna mı?

Eskiden köylerin, şehirlerin giriş çıkışına özellikle tahsis edilen mezarlıklar, o beldeye giren çıkan görsün de gideceği yeri unutmasın hatırlasın gibi bir görevi de üstlenmiş olurdu. Müzeleri de böyle düşünebiliriz biz. Nereden gelip nereye gittiğimizin de şahitleridir onlar. O çerçi sandığı şimdi ne kadar değişti değil mi? O çerçilerin torunları kimisi şimdi holding kurdu patron oldu, plazalarda oturur oldu. Allah bilir nüfuslarını bile Darende’den alır olmuşlar. Memleketlerini anmaz olmuşlar, hemşehrilerini bilmez olmuşlar. Mezarlıkları da artık şehir giriş çıkışlarına yapmaz olduk. Adeta içerilerde kuş uçmaz, kervan geçmez yerlere gizler olmuşuz. Ne kadar saklarsan sakla, ne kadar kaçarsan kaç, ne kadar gizlenirsen gizlen, ecel seni bulur olduğunda aslına döner olacaksın er ya da geç.

Eşeğin sırtında heybenin gözünde başlayan kitap satıcılığından bugün kocaman kocaman yayın ve dağıtım şirketlerine ulaşan Darendeli’nin kitapçılığı da çerçiciliğinden hiç farklı değil hani ya.  Geldiği yeri unutmamak üzerinde nedense ısrarla duruyorum. “ Oldum” delisi olanlara “sonradan görme” demesinler istiyorum. “ Ne oldum değil, ne olacağım de.” diye hep atalar demiş ama kim dinliyor o ataları. Şair Eşref (1847- 1911) ne demiş bir de onu dinleyelim:

“Millete erbab-ı mansıptan biri eşek demiş / Reddedilmez böyle bir söz amma pek can sıkar. / Olsa da millet eşek, eşek diyen bilmez mi ki: / Sadrazamlarla valiler de milletten çıkar…” (Yüksek makamlarda bulunan mevki sahibi bir kişi millete eşek demiş. Bu söz reddedilemez ama can sıkar… millet eşek olsa dahi -değildir ama diyelim ki öyle- eşek diyen bilmez mi ki sadrazamlarla valiler de milletin içinden çıkar.)

Eee.. seçim yaklaşıyor. Millete şu bu diyen, yüzde kaçı şöyle böyle diyenler, sandığa saygı duymayanlar da eninde sonunda millet iradesine razı olacaklar. Demokraside de nerelerden nerelere geldik diyebilirsiniz. Hakikat bu. Değişen sadece çerçi sandığı mı sanırsınız? Asıl değişim demokrasi sandığında. Onu da ancak millet belirler.

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İnce İşler (22 Ekim 2018 - Pazartesi)
YALAN VE YANLIŞ (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Herkesin derdi (24 Temmuz 2018 - Salı)
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
5.3412
EURO
6.0565
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
17 Kasım 2018 Cumartesi
Bugün
Parçalı bulutlu
9 °C
-2 °C
Pazar
Bulutlu
10 °C
0 °C
Pazartesi
Bulutlu
12 °C
4 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
İslamın temeli ahlak, ahlakın özü bilgi, bilginin özü akıldır…

Hacı Bektaşı Veli