Karac(a)oğlan’ın kaplanı
Tarih: 6.3.2011 00:00:00 / 1032okunma / 0yorum
Cemil Gülseren

Dünya bu. Ne tahtlar kuruldu, ne taclar vuruldu başlara. Kılıçlar kuşanıldı, anlı şanlı alaylar geçti geçitlerden. Meydanlar okundu, meydanlar doldu taştı. Meydanlar yine doluyor, boşalıyor. Tarihler ne diktatörler, krallar, sultanlar bilir. Kimi 20 yıl, kimi 30 kimi 40, 42, 46 yıl hükmetmişler ülkelerine. Hepsinin zevalini de bilir halklar, tarihler de yazar. Sonrakiler de okur.. Yine yazılır, yine okunur. Yine yenileri çıkar kürsülere, tahtlara kurulur. Eskiler yenilere terk eder istemese de yerlerini ama kanlı ama şanlı. Kim bilir kaç kez duymuşlardır şöylesi veciz sözleri kaç kez? “Zulm ile âbâd olanın ahiri berbâd olur.” Onları duymaz yapan nedir? Elbette paralar, altınlar, mücevherler, köşkler, katlar, yatlar. İnsanlar doymazlar. Kara topraklar ancak onları paklar. Paklamaz da saklar ancak. Geldikleri yere er geç bir gün dönecekler. Firavunlar, Nemrutlar, Neronlar, Sezarlar hep yenilere yerlerini bırakmışlardır. Zihniyet aynı, nefis aynı. Heves, can nefes aldıkça var olacaktır. Bitince dünya da bitmiş olur. Bu böyle bilinir. Gelenler gidenleri aratmasın da der avunur ahali.

Siz ünlü halk şairimiz Karacoğlan’ı hep güzeller sevmiş, onlar için yanmış, onlara medhiyeler, güzellemeler koşmuş biri olarak bilirsiniz. Her güzele ‘mavi boncuk’ dağıtan ozanımızın pek az bilinen bir yönünü yansıtan bir şiirinden şu üç dörtlüğü yazmadan geçemeyeceğim. Dünya malı yüzünden kırgınlıkları bilinen iki kardeşin birisi dünyasını değişir. Mevta teneşirde yunarken araları açık olan ağabey mevtanın kulağına eğilir ve söyler: “Hani ne götürüyorsun?...” Hiç unutamam bu sahneyi. Gözümle görmüş, kulağımla işitmiştim. Mevtaya cevap hakkı doğmuştu ama o hakkını ruz-ı mahşerde kullanabilecekti. İşte o en kati hakikatın iç yüzü. Karacoğlan’ın üslubuyla:

“Gözüm kaldı şu kaplanın postunda / Ezrail de can almanın kasdında

 Döne döne teneşirin üstünde / Yunmayınca gönül yardan ayrılmaz

Hadini de Karacoğlan hadini / Aramazlar gurbet ele gideni

Ak göğsün üstünde çakır dikeni / Bitmeyince gönül yardan ayrılmaz

Ehlidir hüsnüdür muhalif etme / Mekteb-i irfandan bir kadem gitme

Sana dört sözüm var sakın unutma / Bir öğren, bir öğret, bir oku, bir yaz.”

İslamiyette esastır: Ya öğrenen ol ya öğreten. Üçüncüsü sakın olma diye kesin uyarı vardır. Aşığımız ne güzel dizelerle dillendirmiş bu hatırlatmayı. Muhteşem bir mısra bu bence. Öğren, öğret, oku, yaz. Çok ihtiyacımız var. Çoğunlukla yapılan ise;  Bak, seyret, at, tut…

Takvaca makbul olan, tasavvufta olmazsa olmaz olan neydi; Ölmeden Önce Ölmek. Olmuyor işte. Ölmeden ölemiyoruz. Yoksa bu kadar kıyıcılaşabilir miydi insanlar. Makamlar, güçler, liderleri sanki ölümsüzleştiriyor iktidarları da sonsuzlaştırıyor. Haliyle her şeyi meşru saymak gafletine düşüyorlar. En başta nefis terbiyesine yönetenlerin gereksinimi var sanırım. Ne yazık ki bir de bütün bu oyunlar İslam Ülkelerinde cereyan ediyor. Halk ya tahammül ediyor, ya seyrediyor ya da bir zaman geliyor sabırlar taşıyor. Başkaldırılar başlıyor. Halkı ezmek, yok saymak, halkın gücünü küçümsemek kimseye yaramaz, yaramamıştır.  O halk bir gün gelir tacı tahtı başına geçirir. Olanların hepsi masal değil. Olacaklar da…

Olmuş ya da olacak dedik, masal dedik ancak ben yine şiir diyorum. Rahmetli Mehmet ÇINARLI’nın ONLAR şiirini sizinle paylaşmak istiyorum:

Sustuk sabırla, her şeyi öğrettiler bize. / Sevdikçe, nefret etmeyi öğrettiler bize.

Bir silkinişte ülkeye peygamber oldular, / Çektik, bütün günahları yüklettiler bize.

Bin bir düzenle saygıyı, imanı öldürüp, / İnkârı, kini, şüpheyi devrettiler bize.

Kaynarken ortalıkta cehennem kazanları, / Cennet, barış masalları dinlettiler bize.

 Bizsiz ayakta durmaya yetmezdi güçleri, / Her gün bizimle güçlenerek, yettiler bize.”

Gücü yeten yetene. Dünya bu dedik ya.

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
YALAN VE YANLIŞ (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Herkesin derdi (24 Temmuz 2018 - Salı)
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
6.2671
EURO
7.3794
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
22 Eylül 2018 Cumartesi
Bugün
Güneşli
30 °C
13 °C
Pazar
Güneşli
31 °C
14 °C
Pazartesi
Güneşli
30 °C
13 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Sabır, kurtuluşun anahtarıdır.

Mevlana