Kim ne bilir?
Tarih: 5.2.2011 00:00:00 / 862okunma / 0yorum
Cemil Gülseren

Hoca Nasreddin eşşeğine binmiş, yola revan olmuş. Yolda hocayı görenler: “-Nereye gidiyorsun Hocam?” dediklerinde “-Pazara” demiş. Epey sonra yine yoldan geçenler “-Nereye böyle Hocam?” dediklerinde yine “pazara” der. Bir süre sonra her neyse eşek parlar(dellenir) o vakit soranlara ise Hoca; “-Artık nereye gittiğimi bir tek eşek biliyor.” Demiş. Bu fıkra çok yorum götürür aslında. Yorumu içinde zaten.

Görülen o ki dünya habire sallanıyor. Durmasını, durulmasını da kimse beklemesin. Tunus çalkantısı devam ediyor, Arnavutluk hareketli, Afganistan tam bir kaos, Ortadoğu’da zemin kaygan. Lübnan’ı belirsizlik belirliyor, İran her daim potansiyel gücüyle hep nazarlarda. Öte yandan Pakistan bir türlü rahat uyuyamıyor. Ya Yunanistan sormayın hali perişan. İspanya, Portekiz, Macaristan ise zorluklar içinde. Türkiye ise her şeye rağmen gözde, her zaman model, örnek ülke. Türkiye ağabey rolünde Ortadoğu ve Balkanlarda ağır abi havasına girmiş bile. Yoksa rol adımız ‘Son Osmanlı’ mı? Haydi hayırlısı. Gelin binmiş ata, gör kısmet nereye? Bu kalıp sözün bir değişik biçimi de var: Gelin binmiş ata, Ya Nasip.demiş. Şimdilik diyar diyar geziyoruz. Abilik kolay değil. Evdeki bulgurdan olmayalım da. Herkesin kazanı örtülü kaynar. El temaşaya doymaz. El gördülük yoluna kim vurduya gitmeyelim de… Merhume Samiha Ayverdi Hanımefendi’nin değindiği gibi kişisel zaafımızı ulusal hale getirmeyelim de: “…Ne yazık ki biz, taraf tutan bir hâkim gibi, bile bile kendimizi aldatan: Bulduk, olduk! Diyerek zafere ulaşmış olduğumuza inanan zavallılarız. Kendi kendimizi de çevremizi de barış ve zaferimize inandırmaya uğraşmakla, asla ve asla aldatılmayacak olan ilâhi kudretin, bu ikiyüzlülüğümüze esef ve merhametle bakması, kof ve sahte yüceliğimizden tiksinmesi kadar küçültücü ne vardır?” (S.Ayverdi, Bağ Bozumu,s.242, Kubbealtı Neşriyatı, İst. 2005)

Bu dış dünyadan kendi iç alemimize dönecek olursak durum hiç de farklı değil.Şöyle de düşünülecektir: İyilik et denize at. Balık bilmezse Halik bilir.-Atasözü- Aynı atalarımız şunu da demişlerdir: “Merhametten maraz doğar.” Bu sözden yanmışlar üstelik daha çok, örnekleri de…İyilik edip de kötülük bulanın haddi hesabı yok. Döner bir gün ama ne zaman, nerede, nasıl? Bizde o sabır ve tahammül nerede? Kim bilir? Kim bilecek, Allah bilir. Tek tesellimiz bu. Tek sığınağımız da.

Bu durumda bizlerin ‘ahi’ler gibi düşünüp, dervişler gibi yaşayıp, müridler gibi tevekkül edip, ihvanlar gibi dayanışma içinde olmamız gerekecek. ‘Can’lar gibi dost canlısı olmadıkça, hakiki mümin de olamayız bence. Şekilde, kalıpta, biçimde sıkıştırılan bu dervişlik, bu müritlik, bu ihvanlık bu can, bu kan kardeşliği gerçek müminliğe ulaştırabilemez bizi. Hemi de öyle. Bütün bu güzel kardeşliklerin, değerlerin, kavramların içini boşaltırsak sonumuz ne olur? Hiç düşünmeyin bile. Gönül yoksa ben yokum. Kardeşlik yok, muhabbet yok. Neyleyim kuru kuru al-ver, getir-götür. Alın bu sektörleşen dünyanızı. Ben orada da yokum. Sen kim oluyor da ‘ben’ diyorsun ki? Ben ‘hiç’ demektir. Sade bir ‘kul’ ol maya çoktan razıyım amma olabilecek miyim? Sadece kul öyle mi? İyi bir kulun kapısı açık olacak, eli açık olacak, sofrası açık olacak. Neredeyse bütün dünyaya yardımlar gidiyor. Samsun’da ise bir çocuk/bebek açlıktan ölmüş.-Basından- Yoksa yanımızı, önümüzü, ardımızı göremiyor muyuz? En yakınımıza yaptıklarımız ses mi getirmiyor? Biz hakikaten milletçe ‘el iyisi’siyiz. Bilmediğimi bilenler varsa beni de bilgilendirsin.

Darendeli bir işadamı “Hayırseverliği Hulûsi Efendi’den öğrendik.”demiş.-Darende Basını- Sadece yardımseverliği mi?.. Biz sevmeyi de O’ndan öğrendik. Genişliği, vakarı, tevazuyu evet tevazuyu, cömertliği, ilme saygıyı, edebi, vefayı, kadirşinaslığı, hoşgörüyü, dik duruşu, dayanışmayı da hepsini Darendeli Es-Seyyid Osman Hulûsi Ateş’ten öğreneceğiz. O tek başına bir sivil toplum kuruluşu gibi aktif olarak ömrü boyunca çalıştı. Halka hizmetin, Hakk’a hizmet olduğunu da biz ondan öğrendik.

Gelmeyen, gitmeyen, aramayan, sormayan, dünya telaşında boğulup giden arkadaşlarınız da arkadaşlıklarınız da sizin olsun. Oynamıyorum arkadaş ben. Onlar arabanın arka tekerine ‘daş’ olurlar ancak. Bulursan o da takoz niyetine. Yazıya fıkranın Hocası ile başlamıştık. Hicivin şairi ile bitirmek istiyorum. “Bu nasıl yazı?”diyenlere cevap: Baş taraftaki fıkrayı yeniden okusunlar. Türk Edebiyatı’nın büyük hiciv üstadı Şair Eşref’in meşhur dörtlüğü:

 

“Kabrimi kimse ziyaret etmesin Allah için

Gelmesin, reddeylerim billahi öz kardeşimi,

Gözlerim ebnâ-yı âdemden o kadar yıldı ki,

İstemem ben Fatiha, tek çalmasınlar taşımı…”

 

Demek istemiş ki: (Gözüm insanlardan o kadar yıldı ki, kabrimi ziyaret etmek için öz kardeşim dahi gelse kovarım. Ben insanlardan Fatiha dahi istemem, yeter ki mezar taşımı çalmasınlar.)

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
3.7531
EURO
4.6593
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
20 Şubat 2018 Salı
Bugün
Sağanak
11 °C
4 °C
Çarşamba
Bulutlu
12 °C
5 °C
Perşembe
Parçalı bulutlu
12 °C
2 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Kıyamet günü herkes birbirinden davacı olur. Hatta tokuşan koyunlar bile..

Hz. Muhammed