Bir öğretmen
Tarih: 6.11.2010 00:00:00 / 1792okunma / 0yorum
Cemil Gülseren

Herkes öğretmen olmak ister mi? Çocuklar öğrenciliklerinin ilk yıllarında çoğu zaman; “Öğretmen, doktor, hemşire olmak istiyorum” derler. Bu soruyu çoğu insan sorar küçüklere: “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” Şimdi lise sonlardaki öğrenciye sorsan belki kızar, belki cevapsız kalır sorunuz. Hele bir okul bitsin. Sınavlar, sonuçlar, tercihler, kader, kısmet sizi bir yerlere sürükler gider. Öğretmenlik mi o şimdi aslanın midesinde.

Duvar ustası isterse her taşa duvarda yer bulabilir. Hiç kimse kendini gereksiz görmemeli. İş ustada yani öğretmende. Mevlana der ki: “Bir mum, diğer mumu tutuşturmakla ışığından hiç birşey kaybetmez.” Öğretmenim benim, sen eridikçe aydınlatansın.

Sen sadece öğreten değil aynı zamanda bir tiyatro sanatçısı gibi rol de yaparsın. Bir orkestra şefi gibi her sesi bir ahenkte toparlayabilirsin. Bir psikolog gibi bütün sınıfı anlayabilirsin. Seni anlarlar mı bilemem öğretmenim. Sen hep verensin. Bir anne gibi kucaklar, bir baba gibi korur, bir çocuk gibi oynar, bir derviş gibi bir gönüle sığınır, bir işçi gibi çalışır, bir mühendis gibi planlarsın Bir doktor gibi ilk yardıma koşarsın, bir Hızır gibi yetişirsin. Çünkü sen bir öğretmensin. Doktoru da, hâkimi de, bakanı da bakmayanı da sen yetiştirirsin. Onlar sana ulaşır mı, ulaşmaz mı bilemem?...

Bir diş hekimi ile tanışmıştım. Sözün orta yerinde şöyle demişti: “Biliyor musunuz? Ben meslek yüksekokulu işletme bölümünden atılmıştım. Okuyamamıştım…” Yanlış tercih, yanlış yönlendirme. Doğrusunu bulmuş. Rahmetli Barış Manço da lisede müzik dersinden bütünlemeye kalmışmış. Eğitimin böyle azizlikleri de yok değil hani… Ünlü hatiplerden Çiçeron da kekeme imiş. Edison da okulunun hatırlı tembellerindenmiş.

Bazen bir okul, bir öğretmen ya da çevre değişikliği çok şeyi değiştirebiliyor. Yılgınlığın gereği yok. Azmettikçe olacak. Yerinde saymak da ne demek? Değişmek yaşamak, değişmek ilerlemek ise önce niyetine al. Ehline de danışacaksın. “İş ustasız olunca, kâr haramdır” diyene helal olsun demek geldi içimden. Ya mum olacağız, ya ayna. Ya ışık saçacağız, ya ışık alacağız. Bilindiği gibi yalnız bedenle çalışana İŞÇİ derler. Hem beden hem aklıyla çalışana USTA derler. Hem beden hem akıl ve hem de yüreğiyle çalışana da SANATKÂR denir. Öğretmen işte bu üçüncüsüdür. İnsan yetiştirme sanatkârı.

Öyle bir sanatkâr ki verdiklerinden öğünmez, veremediklerine yanar. Sevdiklerini ifşa etmez, sevemediklerimize üzülür. Gördükleriyle yetinmez, göremediklerini arar. Bilgiyi alanlara sevinir, alamayanlara hayıflanır. Geçmişten gelen geleneklerle geleceğe uzanır. Geriye bakmaz, ileriyi işaret eder. Öğrencilerinin nereye ulaştığına bakar. Nereden başladığını “öğrenen kişi” unutsa da “öğreten” hiç unutmaz. Öğretmenim hep şunu söylemeye çalışır: “Durduğunuz yer, vardığınız noktadır. Bulunduğunuz yeri ne küçümseyin ne de gözünüzde büyütün. Önünüze bakın. Daha ileriyi, daha yukarıyı göreceksiniz. Sizi buralara ulaştıranlara da vefasızlık etmeyin. Gerisi sizin bileceğiniz iştir. Bizim bugünümüz, sizin yarınınızdır.

KOCA SİNAN’IN DERSİ

Büyük Usta Mimar Sinan’ın herkese örnek olacak bir davranışını hatırlayalım. Mimar Sinan’ın bir camisi civarında çocuklar kendi aralarında konuşurlarken biri derki bu minare eğri. Bu şayia Koca Sinan’ın da kulağına gitmiş. Hemen çocukların yanına varıp bir halat ister. Halatı minareye geçirir ve “çekin, çekin” diye ipe asılırlar. Sonra da “düzeldi mi çocuklar?” diye sormuş. “Evet şimdi düzeldi” deyince bir nefes alır Mimarbaşı Koca Sinan. Yanındaki ameleler “Hiç kementle, halatla minare düzelir mi? Zaten eğik değil ki…”  Bu defa Hoca Sinan :”Çocukların gözünde düzelir” der. “Bir şeyin şuyuu, vukuundan beterdir” sözünü de doğrulamış olur. Bu eser ister İtalya’nın Pizza Kulesi olsun, ister Fransa’nın Eyfel’i isterse Sinan’ın camisinin minaresi olsun. Çocuk her yerde çocuktur. Usta her yerde ustadır. Hem usta, hem öğretmen hem sanatkârlık vasfını birlikte taşımak ise ne saadet.

 

gulserencemil@gmail.com

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İnce İşler (22 Ekim 2018 - Pazartesi)
YALAN VE YANLIŞ (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Herkesin derdi (24 Temmuz 2018 - Salı)
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
5.3412
EURO
6.0565
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
17 Kasım 2018 Cumartesi
Bugün
Parçalı bulutlu
9 °C
-2 °C
Pazar
Bulutlu
10 °C
0 °C
Pazartesi
Bulutlu
12 °C
4 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
"Gördüklerim, Görmediğim yaratıcının varlığına inanmaya beni mecbur ediyor."