Böğürtlenin dikeni
Tarih: 5.10.2010 00:00:00 / 1394okunma / 0yorum
Cemil Gülseren

Güz dönemi yaprakların veda vaktidir. Hani bir söz var ya ‘Yaprak gazel olmuş, durmuyor dalda’ diye. Kuruyan yaprak rüzgârın önünde savrulur durur işte. İnsan hayatında sonbahar benzetmesi çok yaygındır. Sonbahara erişen için elbette; bir de erişememek var. Her yaş güzeldir, her mevsimin güzelliği ayrı bir ahenk, ayrı bir tat verir alabilene. Yeter ki canlar sağ olsun, kalpler kırılmasın. Kırması kolay, tamiri güç ama kırılan kalbi onarmak yine de imkânsız değil.

Ağlayanın malı gülene hayır etmez. “Ah” aldın bir kere.  Ah ile yiyen vah ile gider. Atılan ok geri dönmeyeceğine göre büyüklerimizin sözüne kulak verelim bir de anlamaya çalışalım. Onlar; ‘diline mukayyet ol’ derlerdi hep. Söylediğin sözün sen esirisin, söylemediğin söz ise senin esirin. Atılan oku ağızdan çıkan söze benzetenler elbette haklıdırlar zaten adam olanda yalan olmaz, yalanın da ömrü yatsıya kadar malum. Örtersin saklarsın nafile. Yalanla duman zor saklanır. Kokusu çıkar bir yerden. Zulüm ile zor ile güçlü olabilirsin lakin âbâd olamazsın burnundan fitil fitil gelir bir gün. Er ya da geç.

Gülü seven dikenine katlanır ya böğürtlen yiyen de o yapışan seni saran, seni acıtan dikeninden de nasiplenir. İnsan insana gönül verir, selam verir lakin sırrını vermese iyi olur. Çok yaygın ifade ile iki kişinin bildiği ‘sır’ değildir artık. Söylememek çok güç.  İçinden dürter; ‘söyle söyle’ diye. Ama söylenmiş işte: söyleme sırrını dostuna, dostunun dostu vardır o da söyler dostuna. Var mı ötesi? Böğürtlen dikeni misali elini, dilini, eteğini, elbiseni bir kaptırdın mı böğürtlen dalına, yaprağına seni incitmeden, yıpratmadan, acıtmadan bırakmaz.

****

Elbette yardıma koşmak, hedefe koşmak, şart koşmak iyidir. Şirk koşmaksa imanın ölümüdür. Kimse istemez belki ama bir de bilsek. Bir örnek: ‘yazık çokta gençti; genç yaşta öldü’ demekle de şirke girildiğini biliyor muydunuz? Sana ne! Sen Allah’tan daha mı iyi biliyorsun? Yaratan O, ne zaman alacağını sana mı soracak!...

****

Elini aç, kapını aç, gözünü aç, gönlünü aç yeter ki ağzını açma. Hani ev hali söylenir ‘şimdi benim ağzımı açtırma’ diye. Açtı ağzını yumdu gözünü deriz. Sakın o zaman ağızdan çıkanları ne hayal edin, ne tahmin… O anda onların ağzından çıkanları kulakları bile duymaz.

****

Dostlara yaklaşın, sofraya yaklaşın konuşun tanışın yeter ki birbirinizden uzaklaşmayın. Bu çok zor işte. İnternetin açık, bilgisayarın açık, MSN’in açık olduğu ortamlarda her şeyden uzaklaşıp sadece sanal âleme dalıp gidenler, beni ürkütüyor, beni korkutuyor. Değil yeni nesil ben emsal akranlarım dahi bu illete düşer olmuşlar bile. Özü bırakıp hayallerde gezmek ne haz veriyor ki? Karşısın üstelik yalnızsın hatta çaresiz. Sonuç: birbirimizden uzaklaştık. Aile içi şiddetin yerini şimdi aile içi iletişimsizlik aldı. Al birini vur ötekine. İnsanlar birbirine merhaba demiyor, hoş geldin demiyor, hal hatır sormuyor. Bilmiyor da gereğini de yapmıyor gereğine de inanmıyor. Allah’ın ipine sımsıkı sarılmak varken ipsizlerin sanal iplerine tutunmaya çalışıyoruz. Bu boşluk değil,  bu uçurum,  bu felaket. Giderek de herkes her şeye uzaklaşıyor.

****

Kılıç kırılır ama eğilmez. Mertliğin, cesaretin, kahramanlığın simgesi kılıç eğilmez. Hakiki usta malı kılıçtır bu. Eğilen kılıç kınından çıkacağına çıkmasa daha iyi. Kul dediğin de kılıç gibi olmalı yalnız Allah’a sığınır O’nun huzurunda eğilir ve yalnız O’ndan yardım diler. Zayıflar ve Allahtan korkmayanlar ise kulun önünde eğilir. Sürünsünler.

****

Kendini beğenmişlere diyecek bir şey bulamıyorum. Varsın beğensinler. Bense onları hiç beğenmiyorum. Benden ırak olsunlar. Onlara selamımı bile esirgerim doğrusu.

****

İhanet kıyamete dek sürecek bir rezalet. Affettiğiniz sürece hainler hiç eksilmez. Hainleri affedenleri tarih hep hain olarak kaydedecektir. Bu rezilleri ‘boş ver’ deyip geçemeyeceğiz. Boş verenlerle baş verenler hiçbir vakit bir olmaz ki. Derler ki lanet okumayın. Ben hainlere ne okuyayım peki? Gücün beddua ile sınırlı belki. Beddua da bir duadır sonunda. Allah herkesin layığını verir elbet. Rüzgâr eken fırtına biçer. Çam devirene çiçek mi verelim yani. Devirdiğiniz çınarsa ya. Herkes bize kin beslerken biz kimi besleyeceğiz?... Satılan hep sen, itilen, kakılan hep sen. Aman sen uslu dur aman sen sakin ol. Hep böyle yetiştirildik. Aç gözünü kardeş ve kulak ver şu Afrika sözüne;

 ‘Yaşayanlar kapar ölenlerin gözlerini; ölenler açar yaşayanların gözlerini’ 

Yoksa her şeye boş verip yalnızca Ziya Paşa’ya mı kulak tutsaydık;

 ‘ İç bade güzel sev var ise akl-ı şuurun; dünya var imiş, ya ki yok olmuş ne umurun.

Ne dersiniz?  Olur mu, olmaz mı?

 Doğadaki böğürtleni dalında yemek her şeye rağmen daha güzel, daha zevkli.  Dikenleri seni dalasa da. Ben tezgâhta tabakta sunulandan bir haz alamadım. Dikensiz olsa bile. Dost dediklerin seni hem incitecek hem sevindirecek. Hem tutacak hem yerecek. İnsan bu. Bir kararda bir Allah. Bir sürçen atın başı kesilir mi?... Kusursuz arkadaş arayan arkadaşsız kalır.” Elmanın çöpü armudun sapı” diyen de evde kalır. Ben böğürtleni dalında severim arkadaş. Dikeni olsa da.

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
YALAN VE YANLIŞ (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Herkesin derdi (24 Temmuz 2018 - Salı)
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
6.2671
EURO
7.3794
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
23 Eylül 2018 Pazar
Bugün
Güneşli
31 °C
14 °C
Pazartesi
Güneşli
30 °C
13 °C
Salı
Güneşli
32 °C
13 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Verdiğini hatırlayan ve kalbinden geçiren kimse seha (cömertlik) ismine layık değildir..

Hz. Muhammed