Hangi saatlerdesiniz?
Tarih: 4.8.2010 00:00:00 / 920okunma / 0yorum
Cemil Gülseren

Hem süs, hem ihtiyaç. Hem aksesuar, hem alet, hem de zinet. Kolda, evde, yolda, meydanda neredeyse her yerde. İnsanlar nerede, saatler orada.

Bir Allah dostunun dostundan duymuştum; “Kolumdaki saatten utanıyorum” diye Niye mi? O öyle düzenli, istikrarlı çalışıyor ki ben kolumdaki bir saat kadar bile çalışamıyorum. Devamlı düzenli olamıyorum. Böyle bir kul, böyle derviş, böyle insan olur mu? Saate bakarsa olmaz. Sen uyursun, saat uyumaz. Sen yatarsın, o yatmaz. O yoluna devam eder.

Saat ve insanla ilgili bir kıyaslama daha vardır. Bu insan, yanlış insandır. Denir ki; bozuk bir saat bile günde iki kere doğruyu gösterir. Yanlışlar, kötüler bile arada doğruyu işaret edermiş.

Sıkıldığımızı saate bakarak hissettiririz. Dahası dışa vururuz. Birini mi bekliyoruz? İkide bir saate bakarız. Tedirginliğimizi saatle gözlerimiz arasındaki iletişimle gösteririz. Yalnızca zamanı değil ruh halimizi de göstermiş olmuyor mu? Hatta biz ne deriz? Her insanın bir “Eşref saati” bir de “eşek saati” vardır. Siz iletişim kuracağınız insanın eşref saatine denk getirmeye bakın irtibatınızı.

Yunanlıların bir sözü var; “Dünyada bir saatler çalışır, bir de ahmaklar” Ne olacak şimdi? Siz şu Yunan’a fazla güvenmeyin derim.

Çok sıkıcı bir konferanstan sonra konuşmacı salona; “-Sorusu olan var mı?”diye sorar. Millet patlamıştır zaten sıkıntıdan. Salona zorla getirtilen bir genç (-ki okullarımızda özellikle liselerde çok rastlanır) “var” der. “Saatimi evde unutmuşum acaba saatiniz kaç?”der. Kimin yerinde olmak isterdiniz? Gencin mi konuşmacının mı?

Saatler bazen günah keçisi bile olurlar. İşe geç kalan, derse yetişemeyen öğrenci bildik bahaneleri sıralarken saatli olan bir iki seçenek de duyabiliriz. “Efendim saatim durmuş, kurmuştum çalmamış, pili bitmiş” vb. Hele Ramazan’da siz saate güvenir yatarsınız sonra da bir uyanırsınız ya ezan okunuyor veyahut güneş doğmuş. Saatimi kurmayı mı unuttum ne diye hayıflanırsınız. Belki de saat çalmış çalmış duymamışız. Sahuru kaçırmak varsa nasibinde saatler bahanen olsun senin de. Ramazan’da saat olasın. Ramazan’da saat ne kıymetlidir değil mi? Herkesin gözü onda kalır. Günde kaç kez yoklarız. Akreple yelkovanı kaç kez kovalarız. Saatler öyle kıymete biner ki. Sular bir, saatler iki. Hele yaza gelmişse oruçlu günler her şey çok daha anlam kazanır. Kavunlar, karpuzlar, üzümler canlarımız daha neler neler çeker değil mi? Yaz oruçlusu, kış oruçlusu diye ayırt etmeyeceğim. Her otuz- otuz beş senede her günü, her ayı, her mevsimi bir kere yaşarız. Her mevsimin tadı başka. Mükâfatı yalnız Allah bilir, yalnız o verir.

İyi ki Ramazan varmış. İyi ki oruç olmuş. Yokluğu tanırız, açlığı tadarız, susuzluğa kanarız. Gönüller incelir, kalpler yumuşar. Eller açılır, cepler açılır. Borçlar ödenir. Niyazlar edilir. Çok ihtiyacımız var bizim Ramazan’a çok. İyice içe kapanır olduk. Tencereler kapalı, pencereler kapalı. Ne olacak bu insanımızın hali?

Vazgeçtik şu tarih sohbetlerinde işittiğimiz saray sultan sofralarından, diş kiralarından hatta o meşhur İstanbul Ramazan’larından, gecelerinden, eğlencelerinden.

Vazgeçtik tuluat(tan) tiyatrolarından, Karagöz’den, Hacivat’tan, ortaoyunundan, kavukludan, pişekardan. Bari mütevazi mahalle adetlerimizi unutmasak. Mahalleyi bırak aynı sokağın efradı olarak kaynaşsak, sokaktan geçtik aynı evin, apartmanın sakinleri -oturanları- ki biz ona komşu deriz birbirimize bakışsak selam versek alsak. Orucu ister tut, ister tutma. O senin sorumluluğun. O senin hakkın hukukun. Hesap yalnız Allah’a dır. Din gününün sahibi de odur. Yargılayacak da odur. Tutan tutmayana, tutmayan tutana umarım kafa tutmaz. Oruç: “ne desinlere” tutulur ne de el gördülüğüne bakılır.

Ne var ki herkes tutmayana saygıdan dem vurur, ahkâm keserler. Tutana saygı nerede? Ona tebessüm, teveccüh, iltifat, muhabbet olmayacak mı? Her şey karşılıklı sevgi de saygı da. Ben artık tek taraflı tavizlerden, saygılardan, alttan almalardan, açılımlardan bıktım usandım. Tutana da saygı duyalım canım. Onun da insan hakkı değil mi? Onun ibadetini de kolaylaştırmak insan haklarına sığmaz mı yoksa?

Ramazan’ı ilk idrak edişimden aklımda kalan sahur vaktidir. Gündüzü değil, iftarı değil sahuru hatırlarım ilk. Anlatayım. Demek ki mevsim kıştı. Rahmetli babaannem sobayı yakar kuzineli sobanın içine koyduğu çörekler mis gibi kokar. Bu koku ile sobanın çıtırtısı birbirine karışınca ben uykudan uyanırdım. Bizi kaldırmak istemezlerdi. Bizimse gözümüz düşerdi. Ara sırada kalktığımız olurdu. Oruç sahurla başlar efendim. O ne güzel bir heves ve özentiymiş meğer. Ya sonra vakit ikindi ile akşam arası sobada yahut, toprak ocak üstünde tıkır tıkır pişen yemeğin kokusu etrafa yayılırken sabırla iftar vakti çekilirken, ortada o muhteşem mübarek bir sessizlik, müthiş bir dinginlik, damlarda süüklerde kimi ezan bekler, kimi minarenin ışığının yanmasını. Biz çocuklar ise ezandan çok topun peşindeydik. Efendim bu top futbol topu değildi. Ramazan topu idi. Ondan sonrası malum cümle horanta kış ise çorbaların, yaz ise ayranın, boranının, soğuk şerbetli içeceklerin rağbet gördüğü sofraların bereketini paylaşır. Oruç açmanın huzurunu yüzlerinde yansıtır. Dualarla şükürlerle iftar sofralarını şenlendirirlerdi. Ramazanınız işte böyle muhabbetli bereketli olur inşallah.

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
4.6560
EURO
5.4274
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
19 Temmuz 2018 Perşembe
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Sen insana ulaşmadan Allah’ı nasıl arıyorsun?.

Hz. Muhammed