Sağ elin sol elden gizlediği
Tarih: 4.8.2010 00:00:00 / 1094okunma / 0yorum
Musa Tektaş

İnsanız ve bir toplum hayatı içinde yaşıyoruz. Yardımlaşma duygusunun, paylaşmanın ne kadar insani bir duygu olduğunu da pek âlâ biliyoruz. Hele de mübarek ramazan-ı Şerif’te bu duyguları daha içten ve samimi yaşıyoruz. Yüce dinimiz İslam bize her konuda yardımlaşmayı öğütlüyor. Kitabımızda Rabbimiz şöyle buyuruyor; “İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın.”(5/Maide,2)

Zenginle fakirin bir arada yaşadığı toplumlarda yardımlaşma en temel birlik unsurudur. Zaten bize Hakk’ın emridir, Peygamberimizin düsturudur. Yardımlaşma ile aradaki uçurumlar ortadan kalkar, paylaşma ile gönüller kaynaşır, Allah için dünyada iken verilen hayırlar, tasadduk edilen şeyler kabirde kandil kandil nurdur. Kur’an diliyle cennetlikler tarif edilirken; “Mallarından muhtaç ve mahrumlara hakkını verenler(51/Zariyat,15-19) müjdelenmiştir. Seher vaktini değerlendirip, Mevlâ’sına yalvaranlar, uykuya ibadeti tercih edenler, dünyadaki yaptıkları iyiliklerin mükâfatını ahirette göreceklerdir. Dünyadayken verdikleri bir yudum su, onlara ahirette pınar başlarında bir sonsuz hayat bahşedecektir. Âlemlerin Efendisi Sevgili Peygamberimize, Mekke yıllarında iken inen bu ilahi emirler, sadece İslam âlemi için değil, bütün insanlık âleminin, bütün toplumların ihtiyacı olan bir ilahi düzenin ilahi mesajıdır.

 

Sadaka Sadakattir

Sadaka geniş anlamıyla, yalnızca Allah’ın rızasını kazanmak için nafile olarak yapılan hayır ve hasenatı, insan ve hayvanlara yapılan iyilik, lütuf ve ihsanları, hatta insanların gönlünü hoş eden güzel söz ve davranışları kapsamına alır. Mü’min iyiliği; yani güzel sözü, insanları bağışlamayı, bütün mahlûkata eziyet veren şeyleri gidermeyi Hakk rızası için yapar, bununla huzur bulur. Bunları yaparken de asla başa kakmaz, insanları rencide etmez. Çünkü bilir ki,  Allah’ın zenginliği ve bağışlaması karşısında bir kulun yaptığı iyilik gayet küçüktür. Gösterişe kapılmadan insanlara yardımcı olmak, insanî olduğu kadar imanî bir davranıştır, ne ulvîdir ne büyüktür. Rabbimizin bize verdiği mallar, hakikatte O’nun mülkü, zahirde ise bize emanettir. Biz sadece gerçek mülk sahibinin malından O’nun kullarını istifade ettirmekle mükellefiz. Bunun aksine davranmak elbette emanete hiyanettir. İhtiyaç sahiplerine yardımcı olmamız, bir kul olarak bizim Yüce Yaratıcı’ya olan sadakattir, samimiyettir.

Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Hazretleri (k.s), sadakanın önemi hususunda Hutbeler adlı eserinde,  şu öğütlerde bulunmaktadır:

“Müslüman Kardeşlerim!

Hiç şüphesiz, ferdî ve içtimâî bozukluklardan fenalıklardan pek çoğu, fakr u zaruretten, sefaletten ileri gelmektedir. Devamlı zaruret ve sefaletlerin, daima ahlâkın sükûtuna aile müessesesinin çöküntüye uğramasına, cinâyetlerin, intiharların çoğalmasına yol açtığı ve açacağı her zaman bilinen görülen şeylerdendir.

Müslümanlığın gerek zekât farizasıyla ve gerekse tavsiye eylediği sadakalarla; fakirlerin zaruretlerini gidermeyi, cemiyeti sefaletten, cinâyetten, içtimâî fesatlardan, ahlâkî bozukluklardan korumayı istihdaf ettiğinde şüphe yoktur. Bir cemiyette fakirlik ve sefalet hüküm sürüyorsa bunda zekâtlarını ödemeyenlerin büyük mes’uliyet hissesi bulunduğunu kabul etmek icap eder.

Hazret-i Ali  (r.a) anlatıyor: Peygamberimiz efendimiz buyurdularki; “Allahu Teâlâ zengin Müslümanların mallarına, fakirleri koruyacak derecede bir hak farz kılmıştır. Fakirlerin aç veya çıplak kalarak eziyet ve sıkıntı çekenleri zenginlerin yaptıkları yani zekâtlarını vermemeleri yüzündendir. Iyi biliniz ki Allah onları, en ağır sorguya hesaba çekecek en acı azapla azaplandıracaktır.”  Zariyat suresinin 19. âyetinde de beyan buyrulduğu üzere zekât, cemiyette yardıma muhtaç olanların haklarıdır.” (35. Hutbe, s. 106)

Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Hazretleri (k.s) bir hutbelerinde de şöyle buyuruyorlar:

“Aziz Cemaat-i Müslimin!

Şunu da ayrıca bir içtimaî vazife bilerek arz etmek isterim. Müslümanlığın en mühim emirlerinden biri de teavün ve yardımlaşmadır. İnsanı hüsrandan kurtarıp dünya ve âhiret saâdetine kavuşturacak olan amel-i salihanın başlıcası budur.

Bu yolda Allah rızası için yapılacak yardımlar hep sadakadır. Bunların hepsi bizi cehennem ateşinden koruyacak şeylerdendir.” (64. Hutbe, s. 196)

 

Ölümsüz Eser Bırakmak

Dünya hayatının faniliği her zaman bilindiğinden ölümsüz eserler bırakmak bir ideal olarak ufukları parlatan güneş gibi gönüllere doğmuş ve mü’minleri daimi hayırlara yöneltmiştir. Sadaka-i câriye, sürekli ecir getiren sadaka anlamına gelir. Bir hadiste sürekli ecir kaynağı olan ameller şöyle belirlenir: "İnsan öldüğü zaman amel defteri kapanır. Ancak üç şey bundan müstesnadır. Sadaka-i cariye, kendisinden yararlanılan ilim ve kendisine hayır dua eden salih çocuk" (Dârimi, Mukaddime, 46). Bu hadiste zikredilen sadaka-i câriye; yol, köprü, çeşme, mescid, yoksullar için aş evi, hastahane ve okul gibi hayır yerlerini kapsamına alır. İnsanlar bu gibi yerlerden yararlandığı sürece, bunları yaptıranlar, yapılmasına sebep olanlar, yol gösterenler ve destek olanlar, gerek sağlıklarında ve gerekse vefatlarından sonra sevap almaya devam ederler. İnsanların faydalandığı bir ilim bırakan mü’min de, bu ilimden, kitaptan, keşif ve icattan toplum yararlandıkça,  sürekli olarak ecir alır. Nitekim ilim, irfan ve irşatlarıyla toplumda iyi bir eser bırakan âlimlerimizin eserleri günümüzde okundukça onlara, hatta onları okutan üstadlarına, büyüten anne-babalarına bile rahmet okunmaktadır. İsimleri hayırla anılmakta, ruhları şâd olunmaktadır.

Divan-ı Hulûs-i Darendevî’nin ilk gazelinin son beytinde Hulûsi Efendi Hazretleri şöyle buyurmaktadır:

Hulûsî ismini yâd etmeğe ihvân u yârânın

Fenâ dârında et sen kudretince bir eser peydâ

(Ey Hulûsî kardeşlerinin ve yârenlerinin senden sonra da ismini anmalarını istiyorsan, bu fânî dünyada elinden geldiğince çalış ve güzel eserler meydana getir.)

Es-Seyyid Osman Hulûsî Efendi kaleme aldığı kitapların yanında, tarihî eserlerin korunması ve onarımından, eğitim, sağlık, ilim, kültür ve sosyal faaliyetlere kadar geniş bir yelpazeye yayılan vakıf hizmetleri ile isminin ahirete irtihalinden sonra da hayırla anılmasına neden olmaktadır.

 

İnsanlığın Tanığı Sadaka Taşları

Türk Milleti, millî hasletlerindeki yüksek değer ölçüleriyle İslâm Dini`ni özümleyişiyle "insan"ı, son derece önemli sevgi ve saygı odağı haline getirmiştir. Bunun olumlu tezahür ve tecellileri olarak da, kültür, tefekkür ve medeniyet tarihine yeni, yepyeni usûl, vasıta, kurum ve kuruluşlar armağan etmiştir.

Bunun en güzel örneklerinden birisi, gerçek fakir ve muhtaçların hâlet-i ruhiyelerine verilen değer ve gösterilen engin anlayıştır. İffet ve hayâsından dolayı fakirliğini gizleyenler; onur ve vakarından dolayı ihtiyaçlarını kim­seye açamayanlar için, ince ve farklı yardım, destek ve himâye yol ve metodları bulunmuştur. Onlara "Alan el" olmanın utanç ve ezikliğini yaşatmamak için, gayet zarif yardım şekilleri geliştirilmiştir. Böylece "Alan el" hicaptan, "Veren el" de gurur ve riyadan korunmuştur. Çünkü "insan", "Eşref i Mahlûkat" ve "Âlem-i Kübrâ"dır. 

İşte, her türlü takdir, tebrik ve tebcile lâyık yardımlaşma vasıtalarından birisi, hatta bir bakıma birincisini, teşkil eden "Sadaka Taşları"dır.

"Komşusu aç iken, kendisi tok yatan bizden değildir" gibi yardımlaşma ve dayanışmayı öğütleyen hadis-i şeriflerin derunî idraki içerisinde olanlar, fakir ve muhtaçlara yardımda bulunmayı kendileri için görev bilmişlerdir. Osmanlı döneminin örneklerini bildiğimiz "Sadaka Taşları", bu görevi en iyi şekilde yapma ve yoksulu mahcup etmeme gibi ince düşünce ve davranışlardan doğmuştur. Güzel, zarif ve Türk ruhuna uygun bir yardımlaşma vasıtasıdır.

"Sadaka Taşları", Türk şehirlerinin,  mahallelerinin birer centilmenlik anıtıdırlar. Olanca güzelliklerine ve zarafetine rağmen değişen şartlar sebebiyle giderek ihmâl edilen, zamanla unutulup mukadderatına terkedilen  fazilet abideleridir. (Hasan Özönder,Türk Mahallelerinde "Sadaka Taşları"nın Yeri Ve Önemi, Deniz Feneri, 2005/1, s.24)

Yardım etmek isteyenler yardımlarını o taşlara bırakırlardı; ihtiyaç sahipleri de, arzu ederlerse, gece, kimsenin görmediği zamanlarda o taşlardan alabilirlerdi. Şimdilerde o taşları meydanlara koysak, yerlerinde bulabilir miyiz?

Bugün de her zamankinden daha çok komşuluk ilişkilerinin azalmamasına, hatta hayatın yaşanılabilirliği ve birlikteliği ölçüsünde çoğaltılmasına özen gösterilmelidir. Sosyal dayanışmaya ve yardımlaşmaya önem verilmelidir. Köylerimizde, şehirlerimizde hâsılı bütün yurdumuzda yaşayan insanlarımızın nezaketleri, konukseverlikleri her yerde sadece tarih, yaşanmış bir hatıra olarak kalmamalı bugün de hayata tatbik edilmeli ve yaşatılmalıdır.

 

Sağ Elin Verdiği Sadakayı Sol El Görmez

Yardımlaşırken ve sadaka verilirken insanların gizliliğe riayet etmeleri Peygamberimizin bizlere tavsiyesidir. Büyük insanlar bu konuda gizlilik için bazen sadakayı gözü görmeyen fakirlere verip, yardım edenin kim olduğunun bilinmesini bile önlemeye çalışırlardı. Zaten Sadaka Taşları’nın gayesi de fakirin hatırının rencide edilmemesi içindir.

 “Eğer, sağ eliyle verdiği sadakayı, sol eli görmeyecek kadar gizleyen kimseye melekler bile hayran kalır” mealindeki hadis kulağımıza küpe olmalıdır.  (Bkz:Tirmizi, Tefsir, Muavvizateyn 2, (3366).

Çevremizdeki olumsuzluklara, garipliklere ihtiyaç hallerine karşı ilgisiz ve duyarsız kalınmamalıdır. Olumsuzlukları tenkit değil onlara çözüm üretmelidir. Anadolu`muzun özeti olan, neresinden bakılsa yurdumuz görünen şehirlerimizin ruhuna sinmiş olan manevi ve kültürel değerlerimize sahip çıkılmalıdır.

Eskiden bir işe başlamadan, bir ev veya bina temeli atılmadan önce sadaka verilirdi. Hatta gece karmaşık rüya gören ev büyüklerimiz en yakın ihtiyaçlı komşuya bir sadaka vermeyi âdet edinmişlerdi. Atalarımız sadakanın belayı defedeceğine can-u gönülden inanmışlardı. Onun için böyle yapılırdı. Yardımlaşma ve iyilik için yarışma, hayır işlerinin yaygınlaştırılması daima hayatın bir parçası olarak yaşatılmalıdır. Hayatın güzelliği insanların gönlünün güzelliğinin aynasıdır. Bu gerçek hiçbir zaman unutulmamalıdır.

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Irmaklı Köyü (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Hacı Gözütok ile röportaj (12 Nisan 2018 - Perşembe)
GAZİ TÜRKYILMAZ İLE RÖPORTAJ - 2 (06 Mart 2018 - Salı)
GAZİ TÜRKYILMAZ İLE RÖPÖRTAJ (04 Şubat 2018 - Pazar)
Kamil Akgül Röportaj-3 (02 Ocak 2018 - Salı)
Kamil Akgül Röportaj-2 (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMİL AKGÜL İLE RÖPORTAJ-1 (19 Kasım 2017 - Pazar)
NECDET KIRCEYLAN İLE RÖPÖRTAJ –II (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
NECDET KIRCEYLAN İLE RÖPÖRTAJ-1 (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
ÖMER FARUK TAŞKIN İLE RÖPORTAJ-2 (06 Haziran 2017 - Salı)
ÖMER FARUK TAŞKIN İLE RÖPORTAJ (06 Nisan 2017 - Perşembe)
ILICA ZİYARETİ VE HATIRALAR (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
PROF. DR. KEMAL DİNÇER İLE RÖPORTAJ (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Günerliden Yankılanan Hoş Sada (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Atmalı Yöresinden Selam Var (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Dr. Sadık Özen ile röportaj (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Memduh Önal ile röportaj 2 (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
Memduh Önal ile röportaj (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Vahap Sönmezler ile röpörtaj (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Bir muhabbet ve hizmet ehli: Osman Parlak (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Mehmet Arif Toprak ile Röportaj (01 Ocak 2016 - Cuma)
“Hacı Piroğlu” Hacı Hamza Çokyaşar (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Mengelisli Kara Mustafa Dayı (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Gürünlü Hacı Hüsnü Dayı (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Hakkında ne dediler? (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Hulusi Efendi Çok Büyük Bir İnsandır (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Hacı Hasan Akyol Efendi (03 Mart 2015 - Salı)
Gerçekleşen Sözler (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Unutulmaz Hatıralar (03 Ekim 2014 - Cuma)
Darendeli Esnaflar Anlatıyor-3 (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Darendeli Esnaflar Anlatıyor - 2 (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
Darendeli Esnaflar Anlatıyor (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Yazıköylüler Anlatıyıor (19 Mayıs 2014 - Pazartesi)
Maraşın Kurtuluşunda Darendeliler (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Hulusi Efendi (k.s.) ve Cami Kitabeleri (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Malatya kitaplığında DARENDE (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Gönüllerin bayramı (06 Ağustos 2013 - Salı)
Evrensel görüşleriyle bir lider Hulusi Efendi (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Herkesin sevdiği ve saydığı gönül sultanı (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Kalkınmanın umudu Hulusi Efendi (k.s.) (07 Aralık 2012 - Cuma)
Hulusi Efendi (k.s) ve Hac hatıraları (09 Kasım 2012 - Cuma)
Aşık Mevlüt’ün ardından (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Eğitim hayırseveri Hulusi Efendi (k.s) (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Hulusi Efendi’nin sağlık hizmetleri (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Yirminci Asrın Filozofu (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
50 yıldır okunan bir eser (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Kırk yıl önceki bir gazete manşeti (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Darende Şairleri Antolojisi (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
50 yıllık proje (02 Mart 2012 - Cuma)
Yeşili getiren kişi (07 Şubat 2012 - Salı)
Darendeli Hasan Rıza Paşa (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Tevazulu Bir İnsan Uzun Hacı (02 Aralık 2011 - Cuma)
50 yıl önce Darende’deki Öğretmenler (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Zaferi müjdeleyen kahraman gazilerimiz (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Şerh Yarışması Hakkında ne dediler (02 Ağustos 2011 - Salı)
İlim ehlinin Darende izlenimleri (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şeyh Hamid-i Veli Hazretlerinin Onbir tavsiyesi (09 Haziran 2011 - Perşembe)
İrfani Abdullah Darendevi (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Halid-i Yekta Efendi (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Darendeli Hacı Mahmud Efendi (11 Ocak 2011 - Salı)
Bir Darende sevdalısı Hasan Ali Göksoy (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Devlet Arşivlerinden Belgelerle Darende (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Devlet Arşivlerinde Darende Halkevi (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Sempozyum Tebliğlerinden Özetler (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
İlim Adamları Hulusi Efendi’yi anlatıyor (07 Haziran 2010 - Pazartesi)
Devlet Arşivlerinde DARENDE (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Yakınlarının Diliyle: HACI VALİDE (04 Nisan 2010 - Pazar)
Memleket için büyük hizmetler yaptı (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Darendeli İki Alim (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
İhramcızade Sempozyumu (03 Kasım 2009 - Salı)
Çeşmeler ve Sulama Kanalları (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Cömertlikte yarış (04 Eylül 2009 - Cuma)
Hazeynce (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Kıbrıs barış harekatı... (21 Temmuz 2009 - Salı)
Mecruh`nin şiirlerinde Peygamber sevgisi (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Yemenicilik ve kunduracılık (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Bolu Gerede’de Darendeli İbilli Ailesi / (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Somuncu Baba Dergisi’nin 100. sayısı (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Mektuplar ve Hatıralarla Bedrettin Ateş (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Define meraklılarına (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Hacı Ömer Aydoğan ile röportaj (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Helvacılık (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
5.3710
EURO
6.0755
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
15 Aralık 2018 Cumartesi
Bugün
Bulutlu
8 °C
1 °C
Pazar
Fırtına
8 °C
3 °C
Pazartesi
Bulutlu
10 °C
2 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Denizin dibinde incilerle taşlar karışık olarak bulunurlar, övülecek şeyler de kusur ve yanlışların arasında bulunurlar

Mevlana