Sular seller gibi
Tarih: 3.7.2010 00:00:00 / 1550okunma / 0yorum
Cemil Gülseren

Şu insanoğlu yok mu bir yaraya merhem olmaz. Bir derde derman olmaz. Ama habire derde neden olur.  Teknolojiyi geliştirir, eliyle eyler besler büyütür ve de salıverir orta yere. O teknoloji var ya geçenlerde sele teslim oldu. Ben haberlerin yalancısıyım. Olmuşun yalanı olmaz aslında. Türkiye son yıllarda mevsimli mevsimsiz, zamanlı zamansız sular sellerle bayağı iç içe yaşamaya başladı. Terörle iç içe yaşamaya alıştırıldık, trafik terörü de onunla yarışıyor sanki. Seller de hem can hem mal kaybına yol açmaya devam ediyor.

Çevreye ettiğimizi çekiyoruz . Çektiğimiz, vefasızlığımızdandır. Görün işte. Bizi ibret bozar, bize ders ters gelir. Cezalarsa vız gelir. O halde ne gelirse Allahtan gelir deyip çökün.

Oysa yağmur rahmetti, hâlâ da öyledir ve inanırız biz. Yağan yağmura “Rahmet yağıyor” derdi büyüklerimiz. Kesilmesin rahmet elbet. Şimdiki yağmurları nedendir rahmetinden ziyade eziyeti ile birlikte görmeye, göstermeye çalışıyoruz. Kulak verin dinleyin;

Sular seller diz boyu zahmet, / Değişen ne oldu söyleyeyim, sabret

Ele gitti, çöle gitti derya deniz, / Yele gitti, toprak gitti, çorak kaldı illerimiz

Harap oldu, viran oldu evlerimiz, /  Çığlık oldu dillerimiz

Dil bozuldu, düzen kaydı; /  ağız, göz hepten bozuldu.

Yalan mı karıştı sözlere, / Haram mı değdi gözlere

Ne oldu Allahım BİZLERE,? / Bakılmaz oldu yüzlere

Ağaç gitti, çiçek geldi; bitki bitti,/ Orman yandı, dere kaydı, ova battı.

Betona döndü yazımız, / Çekilmez oldu nazımız

Bina çok, hayâ yok; / Ağlayan çok, şükreden yok.

Nimet çok, bilen yok. / Gerçekleri dinleyen yok.

Vereni bilmez, satanı biliriz biz. Mertlik yitti, öküz öldü, dağlar aşındı, gök delindi.

UFUK GÖRÜNDÜ… Ay kirlendi, hava ısındı, buzlar eridi, gönüller soğudu, yüzler karardı. Birden boşaldı gökler, birden boşaldı yere. Al bu su dendi. Almadın dersini. Hep umdun, olmadın. Hep yandın, hep kandın. Sen yalandan yaşadın.Yalanlarınla yalan yaşadın. Bozdun, kırdın, döktün, saçtın. Küreselleştin, yerküreyi ısıttın, çevreyi kirlettin. Binaları diktin düz ovaya. Dikili ağaçları yok ettin. Yağmur ne ki, kıyametten alamet. Ne tedbiri? Kurdun evini derenin yatağına. Katlan sonuna o zaman. Kendin ettin kendine. Yağmur hâlâ rahmettir. Felaket senin eserin. Anla artık bir zahmet. Ama önce biraz gayret. Medet Allahım medet. Himmet büyüklerden derdik. Hemi de öyle. Büyük bilen nerede? Büyük sayan nerede?  Geçmişine rahmet. İzzet, ikram ha gayret. Önce şükret. Merhamet et Allahım, merhamet. Bizde ise ne iltifat, ne marifet

Her yerde beton var.Kafalar, gönüller zaten betonlaşmış. Su süzülmüyor. Düşen yağmuru toprak emmiyor, üstünden kayıp gidiyor. Kayıplar dev gibi sel oluyor. Gözyaşı ondan sonra akmış ne fayda?

Aman aman siz ormanı yok edin, kesin devasa siteler dikin. Kökleşmiş asırlık ağaçları peyzaj-düzenleme adına yerle bir edip süs bitkileriyle yalandan yeşilleyin sonrada toprak kaydı, dere taştı, dağa kaçtı diye masal mı yazarsınız, ağıt mı yakarsınız o sizin seçeneğiniz. O yaptığınız göz boyamadır. Boyalı göz nasıl ağlar gördünüz mü? Yanaklardan su yerine boya akar. Gözyaşını da bozduk ya. Daha ne söylesek boş. Her sebeple ve ne niyetle olursa olsun ormanın yok olmasına ses etmeyenler bilerek veya bilmeyerek hainlik yapmaktadırlar. İklim değil insanlar değişti. Ani ve şiddetli yağışlar sizin yanlış iskan, sanayi, tarım politikalarınızın ürünüdür.Siz orman içindeki sitelerde oturun, keyf yapın. Çıkar aheste aheste.Havadan gelen havaya, sudan gelen suya gider. Şuna ektiğimizi biçiyoruz diyelim isterseniz. Paranın rengi mi, doğanın yeşili mi?. Kasam dolsun da, boş ver gerisini. O kasalar da bir gün gelir selle suyla dolarsa ; “Nerede bu devlet, nerede bu hükümet?”diye çırpınma emi.Dolarsa dolsun. –Dolar ise dolsun.-

Su bu şakası yok. Hoş sulu şaka var ya bu çok ciddi bir sorun. Su hayattır, hayat verir. Su can da alır. Azlığı, yokluğu kuraklıktır. Çokluğu seldir, felakettir. Ne var, ne yok önüne katar, götürür. Dinlemez. Su bu. Gemin varsa yüzersin, yoksa batarsın. Yüzme bilmezsen tümden gittin. Allame-i cihan olsan ne yazar?...

Su bu. Ateş onu kaynatır. O, ateşi söndürür. Su ile ateşin dansını seyredin. Aradan engeli kaldırın. Görün suyun gücünü. Bitirir. Suyun kaldırma gücü de var, kandırma gücü de.

En iyi su kendi avucunuzdan kana kana içtiğiniz sudur. Elinizde, avucunuzda, havuzunuzda, kontrolünüzde olan su. Su o zaman güçtür, güzelliktir, hayattır. Suyu gözesinden eğilip da kana kana içtiniz mi? Bir defa olsun deneyin. Su ve siz., ilk kez göz göze. Doyulmaz bir haz.

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Üfürükten teyyare (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
4.6560
EURO
5.4274
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
19 Temmuz 2018 Perşembe
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Öldükten sonra yaşamak isterseniz, kalıcı bir eser bırakınız.

HZ.ALİ (R.A)