Yakınlarının Diliyle: HACI VALİDE
Tarih: 4.4.2010 00:00:00 / 1054okunma / 0yorum
Musa Tektaş

“Hacı Validem bahar gibiydi. Yumuşacıktı, tatlı rüzgârlarla bizlere yön verirdi. Hayatımızın her safhasında bize örneklik teşkil edecek bir terbiye ile günümüzü, gecemizi şekillendirmemiz için gayret ederdi.”

 

Yıl 1400… Asr-ı Saadetten sekiz asır sonra…

Gül kokulu Peygamberimiz, Allah’ın izniyle mânevî eliyle bir gülfidanı diker Darende’ye… İman suyuyla beslenen, güzel yapraklarla süslenen bir gül ağacı olur zamanla… Adına Somuncu Baba denir. Bir diğer ismi Şeyh Hamid-i Veli. O bir gül, nesl-i Peygamber, evlad-ı Ali…

Güller etrafa güzel kokular saçar, yeni yeni yapraklar dallar açar. Olur, bir İrem bahçesi. Her seher o nadide mekânı inletir bülbül sesi... Zaviye, hayatın en serin barınağı, gül kokulu eyvanı.

Asırlar asırları devirdikçe, gül kokuları daha da çoğalır, dallar çiçekler renklenir. Kuşaktan kuşağa devredilir güzellikler. Bu kutlu mekânda sevgilinin aşkına kabul olur dilekler…

Kimin yolu buraya düşerse, gülün kokusunu alır, aradığını bulur, tüm zorlu yolları aşar. Tüm karanlık geceler, burada bir yıldız şölenine dönüşür. Buranın efsunlu kokusu ölgün yürekleri diriltir. Somuncu Baba’dan sonra gül kokulu evlatları onun adını yaşatır. Darende öyle bir sevdanın adıdır ki, seven bütün yürekleri kuşatır…

Somuncu Baba’nın evlatları kalbin hüznüne derman olur. Yağmur olur dökülür, rahmet damlaları gibi yanık bağırlara… Hizmet olup yağar bu topraklara…

 

Gül hanesinden gül sîmâ

Yıl 1914 olunca… Kutlu vakit gelince… Bu gül ağacından bir gül açar… Adına Osman Hulûsi Efendi denilir… İsmiyle hayat bulur dağlar taşlar. Bahçeler emeğiyle yeniden can bulmaya başlar. Her geçen yıl onun kokusu sarar etrafı. Güzel mi güzel… Özel mi özel… Nice ürkek ve çekingen kuşlar gelir konar dallarına, çiçeklerine. Artık öyle olmuştur ki hangi iş yapılacaksa önder olarak onun ismi söylenir. Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi’nin asildir soyu… Sırmadan hizmet ipliği dokur geceler boyu. Çünkü Âlemlerin Efendisinin renginden almış rengini. Kur’an’dır onun huyu. Yetiştirir evlatlarını erbab-ı hizmet olarak, asildir neciptir onun soyu… Hacı Naciye Hanım’la izdivacından gül yaprakları açılır âdetâ…

O bir gül gibiydi. Gül neslindendi, gül hanesine gelin gelmişti. Gül gibi yaşadı, gül kokulu yapraklar açtı. Etrafına gül güzellikleri saçtı; gönül güzelliği güllere eşti…

Adı: Hacı Naciye Ateş’ti…

Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Hazretlerinin muhtereme zevceleri, gönül dostlarının Hacı Validesi Hacı Naciye Ateş Hanımefendi’yi dua ve minnetle irtihalinin 5. yılında anıyoruz. Vakfımız yayanları arasında neşredilen “Gülnâme” adlı eserde evlatları ve yakınlarının hatıralarına geniş yer vermiştik. Şimdi sizlere bu hatıralardan bir gül demeti sunacağız…

 

H. Hamidettin ATEŞ Efendi

O benim annemdi, hacı validemdi…

Bütün sıcaklığını hâlâ yüreğimde hissettiğim bir sevgi kuşatmasının adıydı o. Çünkü bağrına basınca, damarlarımıza kadar anne şefkatini hissettiğimiz bir hâlet-i rûhiye kaplardı içimizi. Sevginin, şefkatin, asaletin, gönülden karşılıksız sevmenin, hizmetin, cömertliğin ve dahası bütün güzelliklerin dal dal filiz verdiği bir ulu çınardı benim annem. O bir gülfidanı gibi nazik, bir ulu çınar gibi dimdikti. Gönül tarlalarımıza muhabbet tohumu ekti.

Sabahın seherinde uyanır, ibadetini, hizmetini tarifsiz bir hazla ve şevkle yapardı gün boyunca. Sözünde sohbetinde tatlı bir gül kokusu vardı sanki.

Hacı Validem bahar gibiydi. Yumuşacıktı, tatlı rüzgârlarla bizlere yön verirdi. Hayatımızın her safhasında bize örneklik teşkil edecek bir terbiye ile günümüzü, gecemizi şekillendirmemiz için gayret ederdi.

Yüreği çok yufkaydı. Herkesin derdiyle dertlenirdi. Büyük bir ailenin gelini olmakla birlikte, Hulûsi Efendi’nin hanımı olması hasebiyle evlatlarını, akrabalarını, komşularını düşündüğü kadar, garipleri yetimleri ve kimsesizleri de düşünürdü. Çorbanın suyunu, yağını, her zaman fazla koyardı. ‘Nasiplisi gelir yer oğul’ derdi.

 

Fatıma AKGÜL

Çiçekleri çok severdi

Annem çiçekleri çok severdi. Evimizin içi, balkonlar, merdiven başları, evimizin önündeki büyük balkonun ön tarafı çeşit çeşit rengârenk çiçeklerle dolu olurdu. Onları kendi eliyle sular, bakımlarını kendi yapar, gelen misafirler hayran kalırdı. Anneme şaka yollu ‘Anne çiçeklerini sevdiğin kadar bizi sevmiyorsun.’ diye şaka yapardık.

Annem de, ‘Olur mu kızım sizin yeriniz başka, ama çiçekler de çocuklar kadar sevecendir.’ derdi. Gelen misafirlerin çocuklarının çiçekleri koparmaması için annelerini tembih ederdi.

10-11 yaşlarındaydım. Annem mutfakta misafirlere hazırlık yapıyordu. Hatice ablamla mutfağa anneme yardıma gittik. ‘Anne bu yemek az, misafire yetecek mi?’ diye sordum. Annem, ‘Kızım sen merak etme Allah onun bereketini verir. Cenabı Allah bu kapıya bereket ihsan etti. Bu yemek bol bol yeter ve artar sen endişelenme’ dedi. Gerçekten de yemek, gelen misafirleri ağırladı hatta arttı bile.

 

Şefika GÜLSEREN

Hayatı örnekti

Hacı Valide, Müslüman kadına ve İslâmî bir aileye,  örnek yaşantısının dışında, Piri İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak Efendi Hazretlerine sadakati ile edebi ile hürmeti ile ve bilhassa hizmeti ile örnek bir ihvan, örnek bir derviş, örnek bir salik olmuştur. Yine, İhramcızade Hazretlerinden sonra, Peygamber (s.a.v.)’in Sancağını alıp, kendisine verilen mânevî görevi yaptığı sürece Yüce Seyyid, Büyük Veli, eşi Hacı Hulûsi Efendi Hazretleri’ne de evlendiği ilk günden, son nefesine kadar insanüstü, muhabbet üstü, sevgi üstü, aşk üstü anlatımı zor kutlu duygularla zevkle, şevkle büyük bir arzu ve iştiyakla gece-gündüz hem kendisine hem çocuklarına hem ihvan-ı yârâna ve bu kapıya gelen her insana bitmeyen enerjisi ile hizmet etmiştir. Pir Efendimiz Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Hazretleri binlerce defa, Hacı Valide’ye dua ve güzel temennilerde bulunarak “Allah seni cennet hatunu etsin.” buyurmuştur. Ayrıca “Hacı Hatun bu hizmetler sana ve evlatlarına Allah’tan bir lütuftur, bir emanettir, bunu en iyi şekilde yapıyorsunuz ve Cenab-ı Allah size bunun karşılığını, hem dünyada (bu sevdiğimiz insanların sevgi-saygı muhabbetleri ile ) hem de ukbada Peygamberimiz (s.a.v.)’in sancağı altında verecektir. Allah sana görüyor musun kaç defa hac ve kaç defa umre nasip etti, bu da sana bu lütuf kapısının ihsanıdır.” buyurmuştur.

 

Mesude SARI

O benim babaannemdi…

O benim babaannemdi… Hanımefendi bir hanımdı, elleri pamuk gibiydi, yumuşacıktı ve her zaman sıcaktı, aydınlık ve güzel bir yüzü vardı. Gözleri elâydı, gözlüğünün arkasından çok güzel görünürdü. Gözlerine sünnet diye sürme çekerdi. Başına beyaz örtü örttüğü zaman çok yakışırdı. Her zaman tertemiz giyinirdi, dedemin ona verdiği güzel kokuları sürerdi. Herkese güzel sözlerle nasihat ederdi, tatlı dilli, hoş sohbetti.

“Allah için herkese hürmet et de sev sevil” sözünü tam anlamıyla yerine getirir; başta ailesi ve yakınları, sonra çevresindeki insanlar için elinden geleni yapardı. Biz torunlarına verdiği değer çok büyüktü hepimizle ayrı ayrı ilgilenirdi. Odasında dağıtması ile eksilmeyen - bittiğini görmediğim- çikolataları ve balonları vardı. Hem bize hem de misafir çocuklarına yeterdi, ama hiç bitmezdi. Tıpkı bayramda verdiği bereket parası gibi, almayan kalmazdı. Bu geleneği dedemden sonra da babaannem devam ettirdi. Dedem bayram namazından gelince önce babaannem elini öper sonra sırasıyla çocukları ve ‘Cücüklerim’ diye sevdiği torunları o güzel ellerinden öpüp, dağıttığı bayram parasından alırdık. Sonra dedem misafirlerinin yanına çıkar ve hazırlanan sofralarda bayram yemeği yerdi.

 

Ekrem GÜLSEREN

Duasını alırdık

Validemin bizlere olan sevgisi ve hüsnü nazarları bizi dünyanın en mesut insanı yapardı. Mevla’m onlara layık olmayı nasip etsin. Validem bizde kaldığı zamanlar sabah erkenden kalkar, odasının kapısından bakardım. Seccadenin üzerine oturmuş, sırtına battaniyeyi almış, gözleri kapalı, huşu içerisinde dersini (tespihini) çeker halde olduğunu görürdüm. Yavaşça yaklaşır ellerinden öperdim. Sanki ellerinde kemik yoktu. Yumuşacık pamuk gibiydi. Hemen gözlerini açar tebessümle bakardı. ‘Anneanne okula gidiyorum, bir emrin var mı? Duanı üzerimizden eksik etme’ derdim. O da bol bol dua eder, ‘İşin rast gelsin oğlum, Allah’a emanet ol.’ diye dua ederdi.

 

Hülya Akgül CANPOLAT

Bize nasihat ederdi

Hacı Valide benim için çok özel ve eşsiz biriydi. Onunla her an birlikte olmak, doya doya yaşamak bana çok zevk veriyordu. Bu muhteşem validemiz her zaman iyi dileklerde bulunur, bana nasi­hat ederdi. Annemi kaybettikten sonra bana hep annelik yapmış her türlü konularda yardımcı olmuştu. Hacı Valide hep yanımızda ve aklımızda… İnşallah bizler de onlara layık olmaya çalışacağız. Onu tanıdığımız, onunla birlikte olma şansını yakaladığımız için Allah’a çok şükürler olsun.

 

Hatice Kübra PARLAK

İyi bir yöneticiydi

Validem çok iyi bir yöneticiydi. Devlethaneyi, evlatlarını, cümle ihvanı idare eder, her şeyi bir düzen ve intizam üzerine yapardı. Yaptığı her işe itina ve özen gösterirdi. Baştan savma yapılan hiçbir şeyi beğenmez, temiz ve mümtaz olanı beğenirdi. Çünkü kendisi de çok temiz, titiz ve becerikli bir Hanımefendiydi.

O narin yapısına ne giyinse yakıştırırdı. Her zaman temiz, düzgün ve uyumlu giyinirdi. İtina ile büründüğü tülbendi kıyafetiyle öylesine uyum içinde olurdu ki, ne giyse yakışırdı kendisine.

O pamuk parmaklarına hacdan aldığı akik taşlı yüzüklerini takınca daha bir hoş olurdu. Onun bu hali çok hoşuma gider, pamuk ellerlini alır öper, ‘Ne güzel olmuşsun canım anneannem!’ der boynuna sarılırdım.

Bizler insanların hepsini sevmeyi, güler yüzlü olmayı, tevazulu, gönülden hizmet etmeyi, gelen tüm misafirlere evimizin kapısını sonuna kadar açmayı, garazsız ve ivazsız her canlıya hizmet etmeyi şüphesiz ki Hacı Validemden, Hulûsi Efendimden öğrendik.

 

Emine TOPRAK

Hizmet ehliydi

Gerçek bir hizmet ehli idi. Ailesinin dertleri dışında çevredeki insanların problemleriyle de ilgilenir hiçbir zaman vurdumduymaz davranmazdı. Onlar için üzülür dualar ederdi. Ben buna çok kızardım. Çünkü anneannem çok yumuşak kalpli ve duygusal bir insandı. Birinin problemini, derdini öğrendiğinde günlerce hasta olur, üzülür, elinden geleni yapmaya çalışırdı. Maddî ve manevî ona yardım etmeyi kendine bir borç bilirdi. Anneannemin hastalığını hacda öğrendiğim zaman yıkıldım. Ama ben onun öleceğine inanmadım, inanmak istemedim. O her zaman bizim hayatımızda en önde, en önemli bir yerdeydi. Ne zaman daralsam onun duasını isterdim. O da bunu hiç esirgemezdi. Benim hayatımda annemden daha çok emeği olan bir insan yoktu. 

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Irmaklı Köyü (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Hacı Gözütok ile röportaj (12 Nisan 2018 - Perşembe)
GAZİ TÜRKYILMAZ İLE RÖPORTAJ - 2 (06 Mart 2018 - Salı)
GAZİ TÜRKYILMAZ İLE RÖPÖRTAJ (04 Şubat 2018 - Pazar)
Kamil Akgül Röportaj-3 (02 Ocak 2018 - Salı)
Kamil Akgül Röportaj-2 (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMİL AKGÜL İLE RÖPORTAJ-1 (19 Kasım 2017 - Pazar)
NECDET KIRCEYLAN İLE RÖPÖRTAJ –II (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
NECDET KIRCEYLAN İLE RÖPÖRTAJ-1 (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
ÖMER FARUK TAŞKIN İLE RÖPORTAJ-2 (06 Haziran 2017 - Salı)
ÖMER FARUK TAŞKIN İLE RÖPORTAJ (06 Nisan 2017 - Perşembe)
ILICA ZİYARETİ VE HATIRALAR (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
PROF. DR. KEMAL DİNÇER İLE RÖPORTAJ (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Günerliden Yankılanan Hoş Sada (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Atmalı Yöresinden Selam Var (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Dr. Sadık Özen ile röportaj (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Memduh Önal ile röportaj 2 (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
Memduh Önal ile röportaj (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Vahap Sönmezler ile röpörtaj (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Bir muhabbet ve hizmet ehli: Osman Parlak (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Mehmet Arif Toprak ile Röportaj (01 Ocak 2016 - Cuma)
“Hacı Piroğlu” Hacı Hamza Çokyaşar (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Mengelisli Kara Mustafa Dayı (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Gürünlü Hacı Hüsnü Dayı (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Hakkında ne dediler? (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Hulusi Efendi Çok Büyük Bir İnsandır (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Hacı Hasan Akyol Efendi (03 Mart 2015 - Salı)
Gerçekleşen Sözler (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Unutulmaz Hatıralar (03 Ekim 2014 - Cuma)
Darendeli Esnaflar Anlatıyor-3 (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Darendeli Esnaflar Anlatıyor - 2 (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
Darendeli Esnaflar Anlatıyor (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Yazıköylüler Anlatıyıor (19 Mayıs 2014 - Pazartesi)
Maraşın Kurtuluşunda Darendeliler (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Hulusi Efendi (k.s.) ve Cami Kitabeleri (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Malatya kitaplığında DARENDE (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Gönüllerin bayramı (06 Ağustos 2013 - Salı)
Evrensel görüşleriyle bir lider Hulusi Efendi (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Herkesin sevdiği ve saydığı gönül sultanı (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Kalkınmanın umudu Hulusi Efendi (k.s.) (07 Aralık 2012 - Cuma)
Hulusi Efendi (k.s) ve Hac hatıraları (09 Kasım 2012 - Cuma)
Aşık Mevlüt’ün ardından (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Eğitim hayırseveri Hulusi Efendi (k.s) (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Hulusi Efendi’nin sağlık hizmetleri (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Yirminci Asrın Filozofu (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
50 yıldır okunan bir eser (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Kırk yıl önceki bir gazete manşeti (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Darende Şairleri Antolojisi (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
50 yıllık proje (02 Mart 2012 - Cuma)
Yeşili getiren kişi (07 Şubat 2012 - Salı)
Darendeli Hasan Rıza Paşa (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Tevazulu Bir İnsan Uzun Hacı (02 Aralık 2011 - Cuma)
50 yıl önce Darende’deki Öğretmenler (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Zaferi müjdeleyen kahraman gazilerimiz (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Şerh Yarışması Hakkında ne dediler (02 Ağustos 2011 - Salı)
İlim ehlinin Darende izlenimleri (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şeyh Hamid-i Veli Hazretlerinin Onbir tavsiyesi (09 Haziran 2011 - Perşembe)
İrfani Abdullah Darendevi (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Halid-i Yekta Efendi (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Darendeli Hacı Mahmud Efendi (11 Ocak 2011 - Salı)
Bir Darende sevdalısı Hasan Ali Göksoy (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Devlet Arşivlerinden Belgelerle Darende (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Devlet Arşivlerinde Darende Halkevi (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Sağ elin sol elden gizlediği (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sempozyum Tebliğlerinden Özetler (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
İlim Adamları Hulusi Efendi’yi anlatıyor (07 Haziran 2010 - Pazartesi)
Devlet Arşivlerinde DARENDE (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Memleket için büyük hizmetler yaptı (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Darendeli İki Alim (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
İhramcızade Sempozyumu (03 Kasım 2009 - Salı)
Çeşmeler ve Sulama Kanalları (15 Ekim 2009 - Perşembe)
Cömertlikte yarış (04 Eylül 2009 - Cuma)
Hazeynce (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Kıbrıs barış harekatı... (21 Temmuz 2009 - Salı)
Mecruh`nin şiirlerinde Peygamber sevgisi (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Yemenicilik ve kunduracılık (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Bolu Gerede’de Darendeli İbilli Ailesi / (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Somuncu Baba Dergisi’nin 100. sayısı (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Mektuplar ve Hatıralarla Bedrettin Ateş (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Define meraklılarına (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Hacı Ömer Aydoğan ile röportaj (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Helvacılık (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
4.6560
EURO
5.4274
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
19 Temmuz 2018 Perşembe
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
"Bir mum diger bir mumu tutusturmakla isigindan birsey kaybetmez."

ANONIM