Üfürükten teyyare
Tarih: 15.10.2009 00:00:00 / 1370okunma / 0yorum
Cemil Gülseren

Okumadıysanız da duymuşsunuzdur en azından. Hoca Nasreddin pazarı dolaşıyormuş.  Papağan satan adamın önünde durmuş. ‘Ne kadar bu?’ diye fiyatını sorunca “5 akçedir hoca” cevabını alınca Hoca doğru eve yollanmış. Hindisini kucaklayıp gelmiş. O da girmiş satıcılar arasına. Derken sorarlar hocaya bu ne kadar? 10 akçedir deyivermiş. Aman hocam olur mu öyle şey? Ne özelliği var bunun. Papağan bile 5 akçe ederken, onun ne özelliği var? O konuşur. O da bir şey mi? Bu (hindi) de düşünür. Az şey mi bu? işte böyle dostlar. Konuşmak daha rağbet görürken, düşünmek de neyin nesi? O ne işe yarar ki? Ya yazarlık?... Konuştuğunu yazar, düşündüğünü yazar, gördüğünü yazar. Gel gör ki insanımızın ne yazıyı,  ne yazarı hakkıyla takdir ettiğinden emin değilim. Taklitçiler, şovmenler daha çok tutuluyor. Bir yazarlara bakın bir de gösteri sanatçılarına. Eskiden bir de padişahın soytarıları vardı. İşi gücü saray ahalisini güldürmekti. Şimdi de varlar.

Yazarın Duası

Her yazar bunu ilk ben yazdım duygusuna kapılır gibi geliyor bana. Ya da ben öyle zannediyorum. Yazarın gururdur beni böyle düşünmeye sevk eden. Öyle sanıyorum ki dünyayı değilse de yeni bir keşif yapıyormuş hissi uyandırır yazanda yazdıkları. Halbuki dünyanın neresinde kim bilir kaç yüzyıl önce de birileri yazarken aynı şeyleri muhtemelen hissetmişti. Her yüzyıl çok iddialı olur ama belirli periyotlarla (her 10-20 yıllık süreçler) her düzen kendi ünlüsünü ortaya çıkarır. Ben neymişim dedirtir. Ben erişilmez, eline su dökülmez yeri hiç mi hiç doldurulamaz biriyim sanır kendini. Farkında mısınız ünlü veyahut ünsüz yazarlar, şairler (Aşıklar, halk şairleri hariç. Çünkü onlar usta çırak ilişkisi içinde el alır, el verirler. Tarzları zaten böyledir.) öyle kolay kolay yerine birini hazırlamazlar, yetiştirmezler. Ancak ve ancak onları izleyen vardır. Onun yolunda gidiyorum diyebilenler vardır. Onun izinde olmak, kitaplarını almak yazara kitapları imzalatmak bile keyif verir okuyuculara. Üniversite camiasında bile eskiden daha çok yaygın olan yerine hoca yetiştirme geleneği iyice azaldı. Doktora öğrencisi yetiştirirler, doçent olurlar, profesör de. Ancak kendi zirvelerini zorlayacak birikime ve yeteneğe sahip olmasından pek mutlu olmazlar. Ölene kadar sahada yalnızca ben otorite olayımdan başka bir şey değildir bu kanımca. Öldükten sonra da zaten kitaplarım kalanlara, sonraki nesile yeter derler. Hatırlıyorum da 1970-1980’li yılların o ünlü anlı şanlı hocaları, mesleğin pirleri, duayenleri unutuldu gitti. Şimdi yeni kuşaklar yeni ustalar, üstatlar biliniyor, tanınıyor. Tıpta, hukukta, Siyasal bilimlerde, dış politikada, iktisat ekonomi ve de edebiyatta hâsılı her alanda yeni çehreler yeni yüzler hep olacak. Popülerite bilimde de var, sanatta da, hatta siyasette de. Hani nerede o Bölükbaşılar, Feyzioğulları, Çağlayangiller, Kasım Gülekler, Ecevitler, Türkeşler. Türkiye’de siyaset genellikle “Tek Adam” anlayışından uzaklaşamaz. Temeli böyle atılmış çünkü. İkinci adamın esamesi pek okunmaz. Parti bölünür sayılır. Özellikle ortanın soluna bakın demeyeceğim merkez sağdakiler de, milliyetçi söyleme sahip partilerimiz de hep tek adam zihniyetine dayanmaktadır. Siyasette potansiyel rakipler aynı partide bile kolay harcanır. Tahammülümüz yoktur. Oldum olası tahammülsüz bir milletiz belli ki. Kimse kendi eliyle kendi rakibini parlatmaz. İpini kendi eliyle çekmek gibi bir şeydir onun için. Keşke bu görüşlerime saçma deyip geçebilseniz. Ciddiye almasak, olur mu öyle şey desek ama maalesef hepsi kabulü güç gerçektir. İtirafı daha da zordur. Bir Türkiye gerçeğidir. Bir Türkiye klasiğidir. Kıskançlığın eliti böyle olur işte. Hem de en alasından.

Ah kıskançlık sen neymişsin?

Sen dünya gerçeğisin, Sen nefissin, Sen nefesimiz kadar bize yakınsın.

Sen şeytansın, Sen hırssın Sen var ya kıskançlık sen sadece kardeşler arasında, gelinler, eltiler, görümceler arasında değil insan olan her yerde, iki kişinin olduğu her ortamda üçüncüsün sen.

Ayna ayna söyle bana

Benden güzeli var mı?

Var

Dünya dünya söyle bana

Benden güçlüsü var mı?

Var

Lokman lokman söyle bana

Benden sağlıklısı var mı?

Var

Karun karun söyle bana

Benden zengini var mı?

Var

 

Ey Cengiz, Ey İskender, Ey Napolyon! Sizden ünlüsü var mı?

Zamanınızda yoktu, ya şimdi, çook. Oysa siz şimdi yoksunuz yook.

Ey İskender, bir küçük sivrisinekten bulaşan mikroptan öldün değil mi?

Asırlardır aynalar göstermiştir ama aynalara bakanlar hep değişmiştir. Bakmışlar gitmişler. Haydi aynayı da kıskanın. Durmayın oradaki sendin. Sen gittin aynalar hâlâ duvarda.

Ey en güzel, Ey en güçlü, Ey en gani

Sen bizim çirkinliklerimizi, zayıflıklarımızı, acizliklerimizi, kusurlarımızı görüyorsun görmesine de bağışlar mısın, hoş görür müsün? Örter misin, affeder misin? Kıskandıklarımızı da biliyorsun, kıskananları da, kıskanılanları da.

Sen hep vardın. Beni de, bizi de Sen yarattın. Ben “Sen”den geldim yine sana geleceğim.

Asiller, ünlüler, elitler; halk, avam, geda hepsi diyecekler elveda.

 

cemil.gulseren@usak.edu.tr

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Ne olsun istersin? (05 Aralık 2018 - Çarşamba)
İnce İşler (22 Ekim 2018 - Pazartesi)
YALAN VE YANLIŞ (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Herkesin derdi (24 Temmuz 2018 - Salı)
Yakışır (01 Haziran 2018 - Cuma)
Nerede Kalmıştık? (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Dereden Tepeden (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Ne kadar okur-yazarız? (06 Mart 2018 - Salı)
Herkes farkında (04 Şubat 2018 - Pazar)
İKİ SU BİR SÖZ (02 Ocak 2018 - Salı)
Bir Ara (02 Aralık 2017 - Cumartesi)
KAMÛS NÂMUSTUR YA DA… (19 Kasım 2017 - Pazar)
PARAM/PARÇA (19 Ekim 2017 - Perşembe)
DİP BUCAK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kaldı mı? (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Geldi Geçti Gitti (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
YOLUNUZ DÜŞERSE (06 Haziran 2017 - Salı)
BULUT ALTINDA (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Seçme mi, saçma mı? (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Atalar Söylemiş (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Kıymet Bilmek (14 Kasım 2016 - Pazartesi)
Havadan sudan (05 Ekim 2016 - Çarşamba)
Satılık değil (02 Eylül 2016 - Cuma)
HAK YERİNİ BULUR – er ya da geç (05 Ağustos 2016 - Cuma)
Önümüze çıkanlar (25 Temmuz 2016 - Pazartesi)
İşte Ecdad İşte Evlad (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Karmakarışık (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Vakti gelmişti (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
Yeri de geldi zamanı da… (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
Armudu Taşlamak (01 Ocak 2016 - Cuma)
Ama yetsin bu kadar! Yeter! (04 Aralık 2015 - Cuma)
Bir gün gelir (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
Algı ve imaj denilince (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Köşeli yazılar (02 Eylül 2015 - Çarşamba)
Şifa niyetine (03 Ağustos 2015 - Pazartesi)
Dinleyen arif gerek (07 Temmuz 2015 - Salı)
Örnek insan Osman Hulsi Efendiyi anarken (03 Haziran 2015 - Çarşamba)
Nereden nereye (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Uzlukta buluşmak (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Hepsi bir (03 Mart 2015 - Salı)
Yok mu ortası? (06 Şubat 2015 - Cuma)
Neden Sonra?... (06 Ocak 2015 - Salı)
İşte bizim atmaca tutmacalarımız (10 Aralık 2014 - Çarşamba)
Sel önünden kütük kapmak (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Tuzaklara uzak olmak (03 Ekim 2014 - Cuma)
BU KAÇINCI SONBAHAR? (09 Eylül 2014 - Salı)
Bağlanmak mı Bağımlılık mı? (09 Ağustos 2014 - Cumartesi)
RAMAZANDA YAŞAMAK (12 Temmuz 2014 - Cumartesi)
GÜN ZEVALE ERMEDEN (09 Haziran 2014 - Pazartesi)
Aynaya bakmak (15 Mayıs 2014 - Perşembe)
Seçimden sonra mı? (11 Nisan 2014 - Cuma)
Memleket havası (13 Mart 2014 - Perşembe)
Köşename (10 Şubat 2014 - Pazartesi)
Gelmez denilenler geçti bile (04 Ocak 2014 - Cumartesi)
Darendeli kitapçılar Marsa mı gitti? (06 Aralık 2013 - Cuma)
Yerelim mi yüceltelim mi? (08 Kasım 2013 - Cuma)
Tükenmişlik mi, doymazlık mı?... (03 Ekim 2013 - Perşembe)
Baştan aşağı (04 Eylül 2013 - Çarşamba)
Karman çorman (06 Ağustos 2013 - Salı)
Bizim boranı (08 Temmuz 2013 - Pazartesi)
Önce sevgi (12 Haziran 2013 - Çarşamba)
Kelam-ı kibarlar (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Akıl insanlar denilince (05 Nisan 2013 - Cuma)
Balaban’ın evleri (13 Mart 2013 - Çarşamba)
Her an herşey olabilir (06 Şubat 2013 - Çarşamba)
Sini Daşlı (01 Ocak 2013 - Salı)
Bizim eller (07 Aralık 2012 - Cuma)
Bir zamanlar ne iyiydik (09 Kasım 2012 - Cuma)
Perdenin önü (03 Ekim 2012 - Çarşamba)
Nasıl varsın? (06 Eylül 2012 - Perşembe)
Ne yüzle? (04 Ağustos 2012 - Cumartesi)
Nereden nereye (11 Temmuz 2012 - Çarşamba)
Güzelliklerin örneği Hulusi Efendi (02 Haziran 2012 - Cumartesi)
Ölçü ille ölçü (10 Mayıs 2012 - Perşembe)
Dostun uzaklığı (04 Nisan 2012 - Çarşamba)
İçimizden birileri (02 Mart 2012 - Cuma)
Kim kiminle (07 Şubat 2012 - Salı)
Yenilenen sadece yıl mı? (07 Ocak 2012 - Cumartesi)
Şehirlerin insanları (02 Aralık 2011 - Cuma)
Atma gardaş men yareliyem (02 Kasım 2011 - Çarşamba)
Kitap kabı (06 Ekim 2011 - Perşembe)
Bayram bu Bayram (01 Eylül 2011 - Perşembe)
Bir ün geldi kulağıma (02 Ağustos 2011 - Salı)
Yanımızdakiler (05 Temmuz 2011 - Salı)
Şimdi değil de ne zaman ? (09 Haziran 2011 - Perşembe)
Ömür dedikleri bir rüya (07 Mayıs 2011 - Cumartesi)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Çerçi yükün ne tutar? (25 Mart 2011 - Cuma)
Karac(a)oğlan’ın kaplanı (06 Mart 2011 - Pazar)
Kim ne bilir? (05 Şubat 2011 - Cumartesi)
Yıl geçer gönül geçmez (11 Ocak 2011 - Salı)
Mümkün mü? (04 Aralık 2010 - Cumartesi)
Bir öğretmen (06 Kasım 2010 - Cumartesi)
Böğürtlenin dikeni (05 Ekim 2010 - Salı)
Türklerde ordu-millet geleneği (02 Eylül 2010 - Perşembe)
Hangi saatlerdesiniz? (04 Ağustos 2010 - Çarşamba)
Sular seller gibi (03 Temmuz 2010 - Cumartesi)
Güller vadisinin nadide gülü; (04 Haziran 2010 - Cuma)
Külbastıdan gülbastıya (06 Mayıs 2010 - Perşembe)
Gizliden gizliye (04 Mart 2010 - Perşembe)
Taşlama (02 Ocak 2010 - Cumartesi)
Söz sahiplerinin gözdeleri (05 Aralık 2009 - Cumartesi)
Bu da geçer yahu! (03 Kasım 2009 - Salı)
Ne olur ne olmaz (04 Eylül 2009 - Cuma)
Gülmekle gül olmak (15 Ağustos 2009 - Cumartesi)
Derya bilmez mahiler (21 Temmuz 2009 - Salı)
20.yüzyılın Yunus’u (04 Haziran 2009 - Perşembe)
Ayakbastı’dan kolbastı’ya (09 Mayıs 2009 - Cumartesi)
Geçinmek (13 Nisan 2009 - Pazartesi)
Var mısın, yok musun? (11 Mart 2009 - Çarşamba)
Özürlü özürler (05 Şubat 2009 - Perşembe)
Hangi Mahalle (17 Ocak 2009 - Cumartesi)
Ben de açılıyorum (20 Aralık 2008 - Cumartesi)
Dilden dile (15 Kasım 2008 - Cumartesi)
Ayna var yüz yok (13 Ekim 2008 - Pazartesi)
Gönül ne der? (20 Aralık 2007 - Perşembe)
Sayfa:
DOLAR
5.3633
EURO
6.0764
Malatya için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:53 07:35 12:39 15:08 17:26 18:55
Malatya
13 Aralık 2018 Perşembe
Bugün
Parçalı bulutlu
4 °C
-2 °C
Cuma
Bulutlu
7 °C
0 °C
Cumartesi
Bulutlu
7 °C
0 °C
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
İnsanın kanadı, gayretidir.

Mevlana